Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Mart '07

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
1612
 

Eteğinde Aşil' den ses veren Truvalar

Eteğinde Aşil' den ses veren Truvalar
 

Yaptığım araştırmalar sonucu Truva’yı işleyen ilk şairin Ömer Bedrettin Uşaklı (1904-1946) olduğunu gördüm. 1940 yılında çıkan Sarıkız Mermerleri adlı kitabıyla aynı adı taşıyan şiirde, Necip Fazıl’ın uzak olduğu aydınlık dünya algılayışı, Faruk Nafiz’in yakalayamadığı bir betimleme ve gerçekçilik gücü vardır:

Afrodit, aşk tahtını kurmuş yüksek başında,
Yakub’un rüyasından sanki iz var taşında...
Şahikanda yaşamış efsane dünyaları,
Senden birer parçaymış kâinatın dağları...
Yalçın tepelerinde kartal saklı yuvalar,
Eteğinde Aşil’den ses veren Truvalar;
Binbir çiçek açarken ormanlarında yer yer,
Saçlarını tararmış körfezinde periler...
Bahar meşalelerle sende alkışlanırmış,
Yapraklar solarken de başında ağlanırmış...
Venüs, şen sahilinde yatarmış kumsallara,
Her taşın bir taç gibi sunulmuş krallara...
İlyad'ı çamlarının dibinde yazmış Homer,
Lesbos'tan akşamları seyretmiş seni Bodler...
(...)

İzlenim ağırlıklı şiirlerinde Baudelaire ve Fransız şiirinin etkisi de gözlemlenen Uşaklı’nın şiiri üstüne yeterince araştırılma yapılmaması da ilginçtir.

İslamcı, mistik düşünceyi modern şiire yansıtan, bu ilginç özelliğiyle hem İkinci Yeni hem de günümüz şiirinde özgün bir yeri olan Sezai Karakoç ise Kav adlı şiirinde değişik bir şekilde işliyor Truva’yı:

Sen yüzünde Akdeniz memnunluğu sen Truvalı Helen
Sana gelmiş bütün yunanlılar atlı arabalarla
Atlarla otomobillerle uçaklarla
Bütün kiraz yangını çocukları andıktan sonra
Evrenin akşamından döndünüz evlerin parmaklarına

“Şiirlerimi 1943’den 1951’e kadar Arif Barikat adıyla yazdım. Çünkü Ankara’da bulunduğum yıllarda ticari işletmelerde memur olarak çalışıyordum. O dönem çok sık kullanılıyordu bu mahlas, çünkü dönemin gerekliliğiydi biraz da. Hatta Arif Barikat’ı Nâzım zannedenler bile olmuş. (…) Bizim 70’lerde yazılan toplumcu şiirler de daha çok şiir okuru olmayan devrimcilere hitap ediyor. O şiirlerin estetik değerleri yoktur. Devrimci şair olmak için dilin de devrimci olması lazım. Ben de bunu keşfettikten sonra şiirim için çok çabaladım. Oturup, yalnızca bir sözcüğü dizeden çıkarıp çıkarmama konusunda günlerce düşündüğüm oldu. Eskiden siyasi devrimci olmayanlar, devrimci şair olarak görülmezdi. Oysa mühim olan dildeki devrimdir” sözlerinin sahibi bilin bakalım kimdir? Elbette Arif Damar! Bu temadaki en güzel şiirlerden biri olan “Troya”, Arif Damar’ın kaleminden dile gelmiştir:

Bir tek insan

Karartıyor sonsuzu

Aydınlatıyor bazen

Akhilleus Hektor’u öldürürken

Hektor mu öldü yalnız

Yalnız Hektor mu yerlerde sürüklendi

Binlerce

Binlerce yıl geçmemiş

Gibi bizler de

Bağlanıyoruz sımsıkı ayaklarımızdan

Arkasına demir arabaların

Zincirinden boşanmış

Öylesine çılgın

Acımasız bir Akhilleus yine

Troya’nın çevresinde

Dönerken

Alnımız taştan taşa vuruyor

Odysseus duruyor eski yerinde

Duruyor erken

Çok erkek

Kral Priamos’tan iyi yürekli

Çok kadın

Andromakhe’den bile güzel

Topraklarımız kutsal

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 353
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 3668
Kayıt tarihi
: 28.02.07
 
 

"29 Temmuz 1980’de İstanbul’da doğdu. Celal Bayar Üniversitesi, İşletme mezunu. Şiir, deneme, öykü, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster