Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ağustos '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
889
 

Etnik köken ırkçılığı!

Aralarında birkaçına “dost” dediğimiz Batı ülkeleri, yıllardan bu yana ısrarla, Kürtlerle Türkler arasında tarihsel sorunlar olduğunu ileri sürmekte ve bu savlarını kanıtlamak istercesine, Kürt kökenli yurttaşlarımızın yoğun olarak yaşadıkları Güneydoğu bölgemizde, son yıllarda –kaçıncı kez ve yeniden-tutuşturdukları “yapay” bir alevin üstüne körükle gitmektedirler.

Çünkü, haritasını yeniden çizmeye çabaladıkları bir coğrafyanın petrollerini, yarın göz göre göre kapatabilecekleri düşüyle, bugün onların sırtını okşamak için birbirleriyle yarış etmektedirler.

Dünyada “Kürt Sorunu” nun nedeni, temeli ve özü, petrole susamış Batılı ülkelerle, Kürtler arasındaki sorundur. ABD'nin BOP kapsamında yayınladığı haritayla Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı güzergahını üst üste kyoun bakalım ne çıkıyor ortaya?

Şimdi izninizle bir belgeyi değerlendirmeniz için sunmak istiyorum. Özellikle de 12 Liberal maskeli demokrasi havarilerine...

Yıllar boyu Başbakanlık arşivi raflarında kalan ve “Türk Arşivciler Derneği Araştırma Komisyonu” tarafından gün ışığına çıkarılan tarihsel belge; Dernek Başkanı Hacı Haldun Şahin, araştırmacılar Yaşar Çelep ve Abdurrahman Yarar’ın değerli çalışmaları sonunda günışığına çıkarılmıştır. Bu tarihsel belgenin aslı , “ HR. İM. 60/3 ”kayıt numarasıyla , Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde bulunmaktadır.

Tarihte “Türk Düşmanı” sıfatıyla yer almaktan büyük gurur duyduğunu söyleyen , bunu söylemekten de –kendine özgü-özel bir zevk alan ve Lozan Konferansı’nda İngiliz Delegasyonu’nun başkanlığını yapan Dışişleri Bakanı Lord Curzon, konferansta bir ara kendi kendine “Kürtler’in avukatı” kimliğine bürünmüş ve Kürtlere bağımsızlık verilmesi önerisinde bulunmuştu.

Önerisini, düşmanı olduğu Türklere “düşmanlık” yapıyormuşçasına bir tutumla gündeme getirmeye çalışan Lord Curzon’un bu yüzeysel “oyunu”nun şifresi hemen çözülmüş, asıl amacının Kürtlerin sırtını okşayarak onlara şirin görünme çabasının da derinlerinde, “Dost olduğumuz Kürtlerle petrol konusunda bir görüşme yapsak, onlar için de, bizim için de ne iyi olur ” çıkarcılığı, tüm çıplaklığıyla kendini göstermişti.

Kürtler, kendileriyle birlikte Türklere karşı da oynanmak istenen bu “İngiliz oyununa ” seyirci kalmayıp aşağıdaki tarihsel mektupla oyunu da, oynamaya kalkışanı da bozmuşlardı.

İşte , Lozan da bir “İngiliz oyunu”nu daha bozan ve “Umum Kürt Amele ve Esnaf cem’iyyeti Re’isi Salih Kahya” adına Erzurumlu İsa – Zade Ahmet, İstanbul ’da “Umum Kürtler” adına “Lolan Aşireti Re’isi ve sabık Kürt Gençler Cem’iyeti Re’isi [Düzer] –zade Dersimli Mehmet Sabri ”tarafından İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon’a gönderilen tarihsel mektup :

“Bugünlerde - Lozan Konferansı görüşmelerinde- İngiltere Delegasyonu Reisi Lord Curzon’un Kürtlere bağımsızlık verilmesi fikrini ortaya atarak, Kürtlerin hamisi tavrını takınmasını şaşkınlıkla karşıladık.

“Kürtlerin tarihi geçmişi:

“Biz Kürtler Turan neslinden bir kavimiz. Milli ananelerimiz ve özelliklerimizden (yiğitlik, kahramanlık vb.) dolayı Türkler bize ‘yiğit ve cesur’ manasına gelen Kürt adını vermişlerdir. Kürt adıyla anılan ve büyük hizmetleri geçen kahramanların adlarının yaşaması amacıyla ‘Deminan’, ‘Hayderan’, ‘Kureyşan’ ve ‘Lolan’gibi isimler kabile ve aşiretlere verilmiştir. Bu aşiretler, bugün anavatanın Doğu Türklerini oluşturmaktadır.

“Kürtlerin 1876 tarihinden önceki ve sonraki durumları araştıracak olursa, İranlı misyonerlerin aşiretler üzerinde yaptıkları çalışmaların sonucunda, Kürtler kendi öz lisanları olan Türkçe lehçesini ve öz kültürlerini yavaş yavaş kaybettiler.

“Bundan dolayı Erzurum, Van, Bitlis ve Musul taraflarındaki aşiretler Farsçadan başka bir şey olmayan ‘Kırmançi’ adı verilen ‘Farisi’ lehçeyi konuşmaya başladılar. Bu misyoner faaliyetlerinden az etkilenen Herput ve Diyarbakır taraflarındaki aşiretler ise, ana dilleri olan Türk lehçesi ile karışık ‘Zaza’ lehçesini konuşmaya başladılar.

“Bu öz Türk oğlu Türkleri, Yavuz Sultan Selim Han Kürtlerin Hanı Şeyh İdris-i Bitlisi’ye gönderdiği fermanla kendi ülkesine dahil etti.

“O günden bu güne kadar, Türk akrabalarının şefkat ve himayelerinde huzurlu ve rahat yaşamakta ve Türk lehçesi ile de konuşmaktadırlar.

“Genel Değerlendirme :

Yukarıda yapılan değerlendirmelerden sonra, İngiltere Delegasyonu Reisi Lord Curzon’a sorarız ki, İranlıların dilini konuşmakla, o millete mensup olunduğu kabul edilirse, İngilizler de dahil her milletin durumu tartışılır. Doğu ülkelerini istila eden ve genellikle dünyanın kendi toprakları içerisinde olmasını hayal eden İngilizlerin, diğer milletlerin kabullenemediği ‘müstemleke’ sözcüğünün yerine, kulağa hoş gelmeyen ve aynı manayı taşıyan ‘manda’ kelimesinin de aslında aynı şey olduğunu Kürtler anlamıştır.

Dünyadaki zenginlik kaynaklarına sahip olmak isteyen İngilizlerin 12 /10’u Türk olan Musul’u ve petrol kaynaklarını biz Türklere çok görmesini hayretle karşılıyoruz.

“ Lozan Konferansı’nda İngiltere Delegasyonu Reisi Lord Curzon’un, tek millet olan Türk ve Kürt arasına ayrılık fikirleri sokma gayretini biz Kürtler anladık. Biz Kürtler, Avrupa ve İngiliz diplomatlarının parlak vaatlerinin altında kendi menfaatlerinin olduğunu biliyoruz. Ve bundan dolayı kendi direniş kuvvetlerimizi oluşturduk.

“İngiltere Delegasyonu Reisi Lord Curzon gibi, 1917 yılında bağımsızlık vaatlerinde bulunan Ruslara biz Türkler, ‘Biz Türk’üz, bizi anavatandan hiçbir kuvvet ayıramaz.Bizim rahata kavuşmamız, sizin hemen bu topraklardan çekilmenizle olacaktır’ dediler.

İşte bugün bütün Kürtler, Lozan’daki Avrupa ve özellikle İngiliz diplomatlarına aynı yanıtı veriyoruz. Kürtler bağımsızlıklarını kendilerini yok edecek yabancılara değil, kendi ailelerinden olan Türklere ve onları temsil eden Büyük Millet Meclisi Hükümeti’ne emanet etmişlerdir.

“Sonuç olarak biz Kürtler, İngiltere Delegasyonu Reisi Lord Curzon’un bizler için fikirler üretmemesini rica eder ve Lozan’daki Temsil Heyeti’ne ve Reisi sevgili hemşerimiz İsmet Paşa Hazretlerine başarılar dileriz.

24 Kanun-ı Sani (1)339 (24 Ocak 1923)

Umum Kürt Amele ve Esnaf Cem’iyyeti Re’isi Salih Kahya namına Erzurumlu İsa-zade Ahmet,

İstanbul’da umum Kürtler namına Lolan Aşireti Re’isi (Düzer)-zade Dersimli Mehmet Sabri.”

Bu mektup bu konuda "açılm"dan dem vuranlara yeter sanırım...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 115
Toplam yorum
: 166
Toplam mesaj
: 40
Ort. okunma sayısı
: 565
Kayıt tarihi
: 29.01.07
 
 

Tarsus Amerikan Lisesi (1984) O.D.T.Ü - İnşaat Müh. (1989) SUNY at Buffalo - Yüksek Lisans (1992) 19..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster