Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Sonsuzluk (Osman Özeker)

http://blog.milliyet.com.tr/yasev

16 Eylül '09

 
Kategori
Yemek - Mutfak
Okunma Sayısı
3880
 

Ev eriştesi

Ev eriştesi
 

Sevgili dostlar, malum ramazan ayındayız. Ramazan ayı, bereket ve mağfiret ayı. Özellikle iftar ve sahur vakitleri kurulan sofralar yöresel özelliklere göre farklılıklar yaratır.  

Ev eriştesi, hemen hemen tüm Anadolu’da sıkça yapılan bir yemek türümüz. Pişirilişinde bölgelere göre farklılık gösterse de, eriştenin hazırlanışında bütünlük bulunmaktadır.  

Çocukluğumdan çok iyi hatırladığım “erişte kesme günlerinde” komşular birbirlerine yardım eder, geceden büyük leğenlerde yoğrulan hamurlar, sabahın erken saatlerinde yufka haline getirilir ve bir müddet kuruduktan sonra ise bu yufkalar keskin bıçakların altında kesilerek erişteler yapılırdı.  

Eriştelik pazılar 150- 200 adetten az olmaz, evin “bir yıllık eriştesi” kesilirdi.  

Günümüzde özellikle İç Anadolu yörelerinde hala bu tür erişte hazırlama günleri devam etmekte, bu geleneksel günler yaşatılmaktadır.  

Eriştemizle ilgili bu genel bilgiler ve anılarımızdan sonra gelelim öncelikle eriştenin hazırlanmasına.  

ERİŞTENİN HAZIRLANMASI  

MALZEMELER:  

1 kg un,  

6 adet yumurta,  

1 çay bardağı irmik,  

Yeteri kadar tuz ve su.  

Unu geniş bir kabın içersine dökün, ortasına yumurtaları kırın, bir çay bardağı irmiği de dökün. Yeterli miktarda tuz da attıktan sonra su ilave ederek hamuru yoğurmaya başlayın.  

Hamur belli bir kıvama geldikten sonra silindir hale getirerek sekiz parçaya ayırın. Sekiz parçaya ayırdığınız bu hamurları “pazı” haline getirene kadar unla yoğurun.  

Pazılarımız bir müddet bekletildikten sonra, (en az yarım saat, normali ise bir, iki saat) her pazı kimilerinin “yufka” dediği, kimilerinin ise “topak” dediği şekilde açılarak (yarı çapı 30- 35 cm.) yere serilmiş bir bezin üzerine un serpilerek serilir.  

Topak açma işlemi tamamlandıktan sonra bu topaklar kendini çekmesi için yaklaşık bir saat gibi bekletilir.  

Artık eriştenin kesim zamanı gelmiştir. Üç ya da dört topak bir araya getirilerek üst üste konur. Üst üste konan bu topakların kenarları alınarak kare şekline getirilir. Kare şeklindeki bu topaklarda üç parmak kalınlığında boydan boya kesilerek ayrılır. Üç parmak boyundaki bu hamurlarda üst üste konularak elimize alınan keskin bir bıçakla yarım santim boyunda kesilir, artık eriştemiz meydana çıkmaya başlamıştır. Kesim işi bittikten sonra erişteler yine temiz bir bezin üzerine hafif un serpilerek serilir. Yaklaşık bir iki saat erişteler kurumaya bırakılır.  

Şayet çok erişte kesilmiş ve uzun süreli saklanacaksa iyice kurutulmalıdır. Bazı bölgelerde ise bu erişteler saç üzerinde ya da fırında hafif kavrularak saklanabilmektedir.  

ERİŞTENİN PİŞİRİLMESİ:  

Verdiğim malzemelere göre yaptığımız erişte 6–8 kişilik bir ailede iki “öğünlük” bir yemek olabileceği için eriştemizin yarısını başka bir zamanda kullanmak üzere bez bir torbada saklanması gerekecektir.  

Eriştemizi pişirmek için öncelikle bir tencereye “yeteri kadar su” konularak kaynatmaya bırakılır. Suyun kaynamasıyla birlikte istenirse bir çay bardağı yıkanmış “pilavlık pirinç” suya atılır. Üç ya da dört dakika bekledikten sonra eriştemizde suya atılır.  

Eriştemiz 10–12 dk. pişirildikten sonra tenceremiz ocaktan alınır. Şayet tencerede su varsa ve suyunu çekmemişse tencerenin içine iki su bardağı soğuk su dökülerek (eriştenin diri kalması için) bir kapta süzülür.  

Tencerede pişirdiğimiz erişte suyunu çekmişse soğuk su ilave etmeye gerek olmayacaktır.  

Eriştemiz tencerede ağzı kapalı bekletilirken “yağ tavasına” kullanılabiliyorsa “tereyağı veya margarin yağı katılarak eritilir. Yağ kıvamına gelince üzerine biraz karabiber, baharat (istenirse) ilave edilerek, eriştemize karıştırılır. Tencerenin kapağı temiz bir bezle birlikte örtülerek bir müddet bekletilir.  

Artık evde yaptığımız o nefis tereyağlı eriştemiz servise hazırdır. Hemen sizlere anlatayım. Bizim çocukluğumuzda erişte pilavı yapılınca ortaya sini getirilir. Sininin üstüne büyük yufka ekmekleri serilir, üzerine de erişte pilavı dökülür, isteyen kaşıkla, isteyen yufka ekmeğinin içine doldurarak yanında “yayık ayranıyla” birlikte yenilirdi.  

Birlikte hazırlamaya çalıştığımız erişte pilavımız hepinize “afiyet olsun”!  

Sonsuzluk (Osman Özeker)  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 265
Toplam yorum
: 222
Toplam mesaj
: 57
Ort. okunma sayısı
: 1481
Kayıt tarihi
: 11.07.08
 
 

1949 Konya Ereğli doğumlu olup, halen İzmir'de oturmaktayım. A.Ü. Eğitim Fakûltesi mezunuyum  Ata..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster