Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Mayıs '07

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
2718
 

Ev kaçkınları!.

Ev kaçkınları!.
 

Doluya koymuş, dolmamış… Boşa koymuş nafile.. Bir sünger olmuş hayatta.. Evin bütün dırıltılarını çekmiş üzerine..’ ’Bir sıksalar beni, ’dert’ ler, ırmak gibi akar’’ diyor, yeni Robinson Ümit.. Bu ümit, başka ümit, çul çaputtan değil öyle.. Arabasını süpermarket gibi donatmış. Tekniğin bütün cihazlarıyle birlikte

Bakmış ki Ümit Özoğlu, bu aklın cebe konacak yanı yok. Böyle dırıltı zırıltı içinde yaşamaksa nafile. Köpeği ile birlikte baş başa verip, bir karara varmışlar gizlice: ’’Evden tüymek!…’’

‘’Gel len, demiş kara köpeğine, bohçanı hazırla bakim, gidiyoruz!’’ Köpeğin bohçası n’olur ki?! Varmış gitmiş su tası ile çorba tasını alıp, bir bir önüne koymuş sahibinin. Kuaför malzemelerini, bayramlık cicilerine boş vermiş anlaşılan ki, koşup, garajdaki arabada yerini almış.. Köpek yüksek tahsilli bir kere.. O kadarlık olsun değil mi? Zaten evden tüymeyi, birlikte kararlaştırmışlar. Karabaşa danışmış sahibi.. Birlikte karar vermişler.. Öyle ya! Bir kahvenin bile hatırı var. Kahvenin, illaki kırk yıllık olması da gerekmez! ‘’Hadi len bohçanı hazırla!’’ denmesiyle birlikte, karabaş’ın jetonu düşmüş.. Sevinsin mi, yalandan karalar mı bağlasın?! Valla, tereddüt etmeden bir koşu gitmiş arabadaki yerine kurulup oturmuş bile.. Bu köpek yüksek tahsil gördüğü halde, ’takiyye, makiyye’’ bildiği yok. Olduğu gibi davranmış, hepsi bu!

‘’Evde, dirlik düzenlik yoktu.. Kapris kapris diz boyu.. Evdeki kızın marka merakı.. Laf dinlemezlik… Şımarıklılık.. Anaları ayrı havalarda… Bizim karaoğlanı sevsem ‘oğlum’ diye, evdeki oğlan bozulur… İşte böylesi durumlar ‘ Böyle söylüyor Ümit bey..

Çıkarmış arabayı garajdan..Yola koyulmuşlar…Karabaş da yanına kurulmuş. Dil iki buçuk karış dışarıda.. Başını yana dayamış..Bundan sonraki yeni hayatını düşünüyor olmalı ki , heyecanlı.Ara sıra uzanıp uzanıp arkalara bakıyor pencereden: ’’ Bari sen gitme körolasıca’’ diye söylenen var mı, yok mu diye ardından..Neyse ki, ev halkı, ikisini de gözden çıkarmışlar... ‘’Ha var, ha yoklar’’ Ne acı bir tablo!…Ama, Karabaş memnun…Dönüp dönüp sahibinin yüzüne sevgiyle bakıyor…Bunu da kafi görmüyor ki, şapur şupur da yalamayı ihmal etmiyor sahibinin yüzünüyol boyunca.....’’Dur oğlum, kaza yaptıracaksın bana!’’diyorsa da , nafile…

Eski kara kuşak sahibi, şimdiki yerli Robinson

Ümit, açılmış doğa’ya. .B ir an evvel ulaşmak istiyor, gaza basıyor, basıyor…İlk durak Marmaris…Sahillerde karşılaştık kendisiyle. Anlattı bir bir. Ben daha röportaj için makinemi hazırlıyordum ki , ’’Koskoca evde, beni bir tek karabaşım anlardı’’ diyor, daha sormadan..Hiç de şaşırmadım.Bu hallerin hiç de yabancısı olmadığım için , meseleyi ‘Şıp’ diye kavrayıverdim. O zaman, kendi kendime düşündüm: ‘’Demek ki, baca kurumla doluyorsa, bu baca çekmiyor demektir .Boşaltmak lazım.Boşalttığın halde yine de çekmiyorsa, demek ki çekilmez bir hayat vardır ortalıklarda..Ne garip?!Ben de soluğu Marmariste almıştım…Bazı geceler, köpeği ile oturup ağladığı günler çok olmuş…Karabaş dediği, Labrador cinsi erkek köpek.İsmi:’’Kara’’..

‘’Şimdi tek derdim, karabaşı başgöz etmek..Onu evlendireyim ki, sıra bana gelsin’’ diyor sahibi. İstanbul’da ‘’Oto kuaförmüş’’Arabaların iç dirliği ve düzeni ve güzelliği için uğraşlar vermiş....Gel gelelim, kendi dirlik ve düzenliğini kuramamış, yitirmiş..

Şimdilik ‘’İki’’ kişilik aileler.Arabasının arkasını süper market yapmış. Buz dolabından, çamaşır makinesine..TV.den bilgisayara kadar her şey var.Karabaşın bayramlık kıyafetleri, kışlık ve yazlıkları ile makyaj malzemelerinin bölümü ayrı.Tırnak makası ve ojeleri ayrı ayrı...Banyo bornozu bile var....’’Biraz da bu hayata özlemim vardı. Hormonlu insanlardan bıktıydım ayrıca’’ diyor. Bir istiridye, kabuğundan ayrılmaz , birlikte yaşar .Bunlar da şimdilik birlikte yaşayacaklar. Şimdi iki erkekler. Boylarına, postlarına, huyları ve sularına göre bayan arıyorlar .Evlenip çoluk çocuk sahibi olacaklar.Planları bu!…Bir ev kaçkınları ki, deme gitsin.!..

Bir hafta olmuş. Evden arayan soran yok onları..’’Her şeyi ver, ver, ver..Karşılığı? Yok!..Bakkal bile veresiyeyi kapatmadıkça mal vermez yeniden..’kapat da ondan sonra’ der.Diye yakınıyor Ümit Bey.Devamla da ‘’Hayatı yaşamak lazım.Hele bir emekli olayım, sonra keyfime bakarım dedin mi, hapı yutarsın.Ortalıkta posan kalınca parmağını bile oynatamazsın. Hayat zaten elinden gitmiş.Neyi yaşayacaksın?’’ diyor.

Kendisini doğaya vermiş.Köpeği ile her gün on Km.yürüyor.Köpeği ile karate çalışması yapıyor.Bu köpek cins.Karate biliyor.

Deniz kenarına getirmişler arabayı.Tentenelerin altında..Kumsalda üstsüz kadınlar..Püfür püfür esen rüzgar..Üüühh!..Yan gel osman...Arabanın şöför mahallinde karabaş’ın yatağı. Kendisi de arabanın içinde yatıyor.. Her sabah ‘’Rodrigo’nun gitar konçertosu’’ ile uyanıp güne başlamak güzel...Karabaşın konçerto ile arası iyi değil. Yattığı yerden arabanın kapısını açıp , ihtiyaç için çalılıkların dibine gittiği zaman oradan dinliyor konçertoyu..

Ümit bey, bildiğimiz Ümit bey değil şimdi .Bambaşka bir Ümit Bey.Öyle çerden çöpten, çuldan bir adam değil. Müthiş çevreci .Köpeğine de öğretmiş.Yerde bir çöp görse karabaş, getirip sahibinin önüne koyuyor. Sahibinden görenek kazanmış.

İki kafadar, hayatlarını yaşıyorlar. Çat kapı bu gün Marmaris’se, çat kapı bir gün Gökova’ dalar..Bakarsınız bir gün Amasra olur bu. Sonra Bartın…Mavi mavi uzanan bir dünya var önlerinde..Mavilikler onların…Düşleri bile mavi onların. Hülyaları da…’’Eskiden sözümü dinleyen yoktu .Şimdi sadece karabaş bana yeter.O sözümden çok, beni anlıyor’’ diyor da başka bir şey demiyor Ümit Bey..
………

Resimler: Manşette yeni Robinson Ümit Bey, arabasının süpermarketiyle..Aşağıda ise Karabaşı ile şöför mahallinde, karakuşaklı ve denizci haliyle görülüyor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Kumsalda uzanan üstsüzler" Vallahi bir şey demek istemiyorum; çevreyi tanımladım sadece:))) Mavilikleri hiç bitmesin...

derinmavi.. 
 29.07.2007 10:23
 

Yazınızla biz çılgın Türk'leri karavancılığa azmettirmekten hüküm giyeceksiniz gibi geliyor bana. Hikayeniz güzel. Benim muhabbet kuşu karavan açıkken özgürlüğü seçti. Ya da bana ihaneti. 1991 yılından bu yana karavancı olarak ne karavan öykülerinin kahramanı oldum. Bir gün bu maceraları sizlerle paylaşırım inşallah. Yaşam ıskalanmaya gelmiyor gerçekten. Sevgi ve saygılar

Bülent Göncü 
 08.07.2007 16:20
Cevap :
Karavancılık,apayrı bir literatür.En klas yaşantı orada.O ev kaçkını bir alem zaten.''Kaçak''lığını sürdürüyor.Hırsı geçmemiş.Köpeği ise bu kaçışan pek mesut.Evde çok çok süpürge sopası,terlik tersi yediği belli ki,o,evini hiç özlemiyor.Sahibisi: '' Hadi bohçanı hazırla'' der demez fırlayıp garajdaki arabanın şöför mahalline kuruluvermesi,çok dikkat çekici...Araba evden ayrılırken de dili,beş karış dışarıda..Pencereden eğilip de geriye bakmamış bile... Karavancılık çok önemli.Görüşürüz inşallah.Sevgilerle..  09.07.2007 15:09
 

Bazen düşlerim; bir bilet al en uzağa, dön geri,bazen hep yürü yürüdüğün yerde kal.Bazen hindistana git,sat arabayı,evi.Br sırt çantası,birde sen.Ama ben yabancı uyruklu değiilim bir,birde burası türkiye.Sıkıysa gece 22.00 gibi sahilde tek başına yürü.Anaaaa..Ama bir şeyi farkettim Taa karadenizden taaa egeye bronzlaşmak için git.Olacak şey değil.Doğanın hası burada.Şmdilerde yayla ilgi alanım.Bir hafta kalıyorum yeşişiln içinde..Ohh misler gibi küllerimden yeniden doğuyorum da annem var.Mümkünmü tek kalacak sın.baş dinleyeceksin.Dedimya Türküz.Ama sizler başarmışsınız.Helal siz gibilere,gencine yaşlısına,bay'ına bayanı'na...Kısaca içinden geçenleri yaşayanlara..OOOhh nede çok diyeceğim varmış.Susayım artık..=))) Sağlıcakla kalın efendim.

yekruseha 
 29.05.2007 11:53
Cevap :
Anlaşılan siz de ''Ferrarisini satacak olan bilgelerdensiniz'' Sat arbayı,sat evi,sırtına bir çanta,yola devam!...Demişsiniz.Bizim Türkiyede araba satılıp da parası ile Robinsonluk yapılmaz..Siz beni yanlış anladınız galiba.Robinson ben değilim.Ege'de.Ege'de Marmariste karşılaştım onunla...Vaktiyle,bendeniz de böyle tüymüştüm''Tek başına''..Siz,tek başına tüyemezsiniz.Annenizle yollara çıkmanız lazım.O da zor diyeceksiniz.O zaman,oturun oturduğunuz yerde.Binin arabalara,kıyılarımızı dolaşın.Olmaz mı? Yazıyı okuduğunuz için,varlığınızdan bu suretle haberdar ettiğiniz için teşekkür etmek de bana düşüyor.Siz de sağlıcaklı kalınız.  29.05.2007 15:01
 

Elinize sağlık. Tam düşlediğim hayat. Bu günlerde moto-karavan alıp hiç değilse tatillerde Robinson olmak istiyorum. Benimkisi light-Robinson'luk. Siz bu tür işlerden anlarsınız nasıl bir fikir karavancılık ?

vakayinüvis 
 25.05.2007 0:57
Cevap :
Karavancılık oynayacaksanız,iki kişi olmanız lazım.(Emniyet bakımından)Ülkemiz insanları biraz ''Hazımsızdır'' maalesef.Vaktiyle aynı ''Tüyme'' yi,bendeniz yaptığım için dışarlıklı yaşamanın ne olduğunu bilirim.Bendeniz yaya tüydüm.Yer gök benim oluverdi..Adam diyordu ki: ''Oh be! Başımı yastığa koyar koymaz uyuyorum'' diyor.Sade ve sadece bu işi sevmek lazım.Kendi kendinin hizmetkarı olacaksın.Üşengeçsen,vazgeçeceksin.Ama,zoraki değil...Gönülden.,En başta da doğayı seveceksin..Motordan anlayacaksın,Müşgülpesentler,bu işten ırak olmalı.Bukalemun olacaksın.,Sonracığıma,en mühimmi,''Doğa''yı seveceksin.'Caravan''cılık ciddi iştir...Baştan başlayalım..Senin bana sorduğunu,bir ''Pepe''ye sormuşlar. Pepe anlatıyormuş: Arabayı,gö-gö-gölgeliğe çe-çe-çek..Ko-ko-ko-kokulaar sürün..Güneş ,ufukta ba-ba-ba-batmağa ...Bi -bi -bir mızrak ka-ka-la ...Masayı do-do-do-naatt..Bi-bi-bi-raları sırala..Miziği a-a-a-a-ayarla ''La violetera parçasını ça-ça-ça-çal. Te-tetelefon et...Be-be-be-be-ni çağır..  25.05.2007 8:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 886
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster