Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Temmuz '15

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
310
 

Evet, sana diyorum!...

Evet, sana diyorum!...
 

Bana yaşın ne diye sorarlarsa... 
Ya da kafa kağıdı 41 diye, "Aaaa annem 42" diyenler olsa da ve çok kişi siren taksa da tepeme "evde kaldın" diye, anne ol dese de...
Hâlâ telaşlıyım, hâlâ yetişmeye çalışıyorum. Hâlâ makyajımı temizlemekle aram iyi değil kaldı ki hâlâ fondotene başlayamadım, lazım olmasını bekliyorum. Hâlâ dans etmeyi çok seviyorum, eskisi kadar etmiyorum o ayrı. Sevgili Taksim günlerim haftada 4'ten ayda 2-3'e indi evet. Canlı müzik hâlâ çok eğlendirse de masa muhabbeti favorim. Spor hâlâ platonik ve ihmal edilmiş, ara ara yüz verilmiş aşkım. Annemin sevgisinde çok şükür hâlâ üniversitede uzaktaki kızıyım. Yemekler yapıyor ve gönderiyor bana aç kalmayayım diye. Büyüyemiyorum hiç sayesinde. Bir tarafim hâlâ korunmasi gereken ergen.
Göreceğim, görmek istediğim çok yer var hâlâ. Heyecan bastırıyor kalbime, zihnimde çıktığım yollar.
 
O kadar okuyorum, daha yolun başındayım elimdeki kitap listesinde. Daha Kızıl Deniz'e dalamadım bile, Nemo ile kavuşmadık. Araba ile Ege'nin yollarının tozunu attıramadım. Memlekete dair, insana dair hayallerim var hâlâ. Aşk kaplıyor bazen içimi, kelebeklerim uçmaya hazır. Pervane olup yanmaktan hâlâ korkmuyorlar. Bir el tutuşun masum umudu filizleniyor kalbimde. Ya diyorum seversem ve sevilirsem. Ojeler seçiyorum rengarenk, içimin gök kuşağını sereyim önüme, ışıklarını saçsın yollarıma diye.. 
Yapılacak binbeşyüz ton iş, bir çok amaç varken; insanlar kırka, kırkbire takılıyor. Bazen aşağılıyor da... Üzülüyor yaş geçmiş diye.
Işte o an'lardan oluyor yine. Tam aydınlanıcam gülme geliyor hhaahhhhh...
Ya kusura bakmayın otuzda gömmeyi unutmuşum kendimi diyorum. Bir hadsizlik ettik, kırklara böyle geldik. Amatör dualar yazıyoruz hâlâ... Bir Ajda Pekkan inadımız yok belki, saplanmadık gençliğe... Ya da düşmedik emeklilik denen o yalan rüyaya. Erteleyemiyoruz hayatı, hâla bugünü yaşamak sevdasındayken. 
Yine de bir aşsak artık şu yaş meselesini, aşsanız. Bi rahat verseniz. Önce insan deseniz mesela... Karakter deseniz. Diyor ya Kızılderili bilge, sana sormuyorum ne kadar paran var. Yalnız olduğunda seninle kalan seni seviyor musun? 
Öyle deseniz sizde.
Hey sen! Hep beni o barajlara takıp durdurmak isteyen sen. Ahkam kesen, herşeyin en olurunu bilen sen..
 
Bende soruyorum sana, yere düştüğünde kanarken dizin, seni kaldırıp, ona şefkat gösterecek gücün var mı? Inancını koruyabilir misin her yalan söze ve ihanete rağmen?. Seni kandıranları geçmiş denen sandığa saklamak ve gereksiz taçlandırmak yerine bırakabilir misin ait oldukları sokaklara. Vazgeçer misin sakınmaktan. O pişkin hayaletleri gönderebilir misin cehennemlerine? El sallayıp yeni maceralara yelken açabilir misin?. Limanlarını inşaa ettin mi sessiz sessiz, herkesten habersiz. Fırtınalara hazırlandın mı.. Diline dolayacağın türkün hazır mı?. Islık çalmadan geçmez o dalgalar eğlenceli. Can simidin ruhun, yara almasın sonra tuzlu sularda, sağlam görünüp birden kopan ve elini kanatan halatlarda. Bir Ege türküsü yaraşır o coşkuya. Coşmaya cesaretin var mı her daim bedel ödeyeceğini bilerek?... 
Daha çok işimiz var be can.
 
Bana hayallerini söyle sana yaşını söyleyeyim. Hangi ligde top kosturduğunu.. Yeterince antrenman yapmış mısın topu doksandan kaleye çakmak için yoksa hep ısınma hareketlerinde soğudu mu umutların. Anlatırsan bilirim.
Evet doğrudur bu ay kırkbir olduğum. Ama kırkımı okumadım öldü bitti diye gençlik ya da sen her diyorsan ona. Bana göre yeniyetmeyim. Yeni yaptığım çorbam tütüyor sıcak sıcak, içine yine fazla hedef dökümüşüm. Helva kavurmayı hiç sevmedim ve hiç seçmedim. Bu hafta yaşla değil ihanetle büyümüş olsam da bir günde birden. Aslında insanın kaybedecek bir şeyi olmadığını öğrendim. Kendinsen seçtiğin ışık, azaltamazlar seni. 
Şarkını seç, şiirini oku ve aç kalbini yaradana. O görür seni, bilir kulunu. O en çok sever seni. Sende suretlerinden birini al, yansıt kalbinden.
 
Iyi ki doğmuşuz.... Bana bahşedilen bu hayat, sağlık ve büyük koşu için minnettarım. Bir tekamül ise yolum, evet öğreniyorum ağlaya ağlaya ve güle güle. Bu benim tekamülüm. Kaçmak yok, küsmek yok, neden yok... Kabulüm başımla beraber her mihneti. Doğruyu, güzeli ve iyiyi seçmeyi öğreneceğim. Fayda üreticem bıkmadan usanmadan...
Müzeyyen ablanın yanık sesi mi o öyle uzaktan gelen?. Haklısın be ablam dönülmez akşamın ufuklarına yelken bazen açıyor insan.. Geniş kanatlı kapının önünde olmak de ki biraz ürkütücü, biraz ihtişamlı, biraz buruk... Ama daha geçmek için içinden var epey bir vakit... Bekleyin bizi orada güzel ablalar ve güzel abiler.. 
Geleceğim bir gün yanına Zeki paşam. Şimdi biraz işlerim var. Hayat çağırıyor beni usul usul, işveli ve çok davetkar. Hayır demek olmaz...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 34
Toplam yorum
: 31
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 922
Kayıt tarihi
: 18.03.12
 
 

Edebiyatı, okumayı ve yazmayı çok seviyorum... Günlük hayata ve kavramlara dair söyleyecek sözüm ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster