Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Temmuz '06

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
662
 

Evet biz böyleyiz eksenden kaçığız...

Evet biz böyleyiz eksenden kaçığız...
 

İsim ve numaraların yazılacağı boş sınav kağıtları dağıtıldı. İkisi tahtada yazan sorulardan üçüncüsü bekleniyordu. Kırk beş yaşlarındaki saçı dağınık, hafif göbekli adam koridordan aldığı tuhaf biçimli çöp kutusuyla içeriye girdi.

"Şekil bu arkadaşlar. Bu kovanın ekseni etrafında dönmesiyle oluşan hareketin denklemini yazacaksınız."

Homurtular, kovayı hala elinde tutan adamdan gelen "gördüğünüz herşeyi açıklayabilirsiniz" cevabıyla bastırıldı.

*******
Okulda öğretilse dahi çok ilgisini çekmiyordu. Tüm o isimler, keşfedilenler, hepsi alınacak geçer birer nottan ibaretti.

Yaz tatilinde tanıştı onunla. Tuhaf biriydi ve insan davranışlarının açıklanabilirliğinden söz ediyordu. Hiç duymadığı bir dünyayı anlatıyordu.

Etkilenmişti. Duyduğu isimlerin kitaplarını okumaya karar verdi. Okudu. Okudukça daha fazlasını istedi. Hala açıklayamadığı bir his vardı, onun peşinden gitti. Deli gibi.

*******
Çok hoşlanıyordu. Elinde olmadan sürekli göz hapsinde tutuyordu. Farkedilmeyi bekliyordu farkına varılmasa da. Yanına gidip kendini anlatmak için cesareti yoktu belki de. Anlatmak için sesinin çıkmayacağını ya da anlaşıldığında ilgi çekmeyeceğini düşünüyordu. Uzun süre konuşamadı o kızla. Sadece izledi. Anlamak için çaba harcadı. Duygularını, kızın davranışlarını tarttı. Okudukları ve duydukları nakarat gibi geliyordu artık: "herşeyin açıklaması vardır".

Cesaretin, kendisi gibi olmakla olmamayı seçmek arasındaki ince bir çizgiden ibaret olduğunu farketti bir gün. Çizginin daha önce durmadığı tarafı cazip geldi, göz hapsini bir kenara bırakıp konuştu. Ağzı volkan, yüreği lav olmuş coşuyordu. Durdu.

"Tüm bunları söyleyen benim sesim mi?" diye düşünürken, Cuma günü için tiyatroya davet edildiğini duydu derinden. Başarmıştı.

Birlikte çıktılar okuldan.

Hayalinde defalarca birlikte yürüdükleri yol bu defa gerçek adımlara tanık oluyordu. Tiyatroya yaklaştılar. Otelin köşesini döndükleri anda konuşmaları kesildi. Sessizce devam ettiler bir süre.

"Ne var bugun?" diye sordu kız.
"Eczacıbaşı maçı" dedi, gözleri çevresindeki ezbere bildiği hareketliliğe takılarak. Tiyatronun kapısına yaklaştılar.
"Ben" dedi, "çok özür dilerim".

Kendini uzayan kuyruğun içinde buldu. Yarım saat sonra içerdeydi.
"Ne okulu bitirmek, ne de bir kızı sevmek..." diye bağırıyordu salonu dolduranlar.
Belki de en çok onun sesi çıkıyordu.

*******
Sakin bir gecenin kumsalında yıldızların altına uzandı. Denklemleri, açıklayabildiği duyguları hatırladı. “Bilimin açıklayamadığı en azından bir duygu daha var” diye düşündü.

Erişilmeze sahip olmanın keyfiyle ellerini başının altına alıp mırıldanmaya başladı:

"Ne okulu bitirmek, ne de bir kızı sevmek. En büyük dileğimiz seni şampiyon görmek."

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 33
Toplam yorum
: 70
Toplam mesaj
: 29
Ort. okunma sayısı
: 2002
Kayıt tarihi
: 07.07.06
 
 

Evli. Baba. Ailesine düşkün. Mühendis. Fenerbahçeli. Suya yazar.   ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster