Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ekim '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
441
 

Evi kullanma kılavuzu

Evi kullanma kılavuzu
 

Ankara'dan yorgun argın gelen yeğenimi sokakta karşıladım. Bavullarını taksiden indrmesine yardım ettim. Bavulları beraberce indrdik aşağı. Daire kapısı, yeğenimi karşılama seramonisi esnasında evi davetsiz olarak ziyaret etmeye yeltenecek haşarat ve mahlukata karşı kapalıydı elbette. Ceviz çelik kapımı ve üzerindeki yılbaşı süsünü gören yeğenim "Evin bayağı hoş galiba." dedi. İçimden kıs kıs gülerek ve yine içimden "Yaşa da gör!" diyerek "Eh işte yaptım kendimce bir şeyler." dedim.

Ağabeyimin kızları hariç yeğenlerimin ve kuzenlerimin hiç biri beni nedense "hala" , "teyze, "yenge" gibi sıfatlarla kategorize etmezler. Hepsinin ablasıyımdır.Üstelik aramızda bu sıfatlarla kategorize edilecek yaş farkı olmasına rağmen. Yeğenim eve adımını atıp, girişteki ancak elindeki iki bavulun sığabildiği bir metrekarelik alana bavulları bırakıp, bavulların üzerinden sıçrayarak kendisini salona attığında ve "Abla burası saray yavrusu ya!" dediğinde karşılaşacağı tuzakların ve ızdırapların henüz farkında değildi.

Kendini üçlü çam koltuğun tam ortasına bırktığında çatırtıyla irkilip kalkması bir oldu. Kendini yorgunluktan öyle bir bırakmıştı ki kanepenin tek sağlam kasnağı da kırılmıştı."Ne oldu yahu?" diye şaşkın gözlerle bana bakarken "Çok önemli değil, koltuğun kasnağı kırıldı yalnız arkana yaslanırken dikkat et arkası boştur yastıklar arkayı tutmaz kendini arkaya düşmüş bulabilirsin." dedim. "Bu koltuklarda otururken arkana yaslanmayacaksın."

Çocukcağızın bir süre sonra arkasına yaslanmadan oturmaktan sırtı ağırmış olsa gerek, sandalyeye oturmaya yeltendi "Aman sakın o sandalyeye oturma bacakları ayrılıyor diğerine otur."

Banyoya girecekti ki yine müdahale ettim."Şu musluğu sakın açma açarsan kapatamayız. Suyu şuradan kullanacaksın, şu musluğu açmak için önce taharet musluğunu kapaman gerekiyor, havlular dolabın içerisinde ama sakın sol kapağı açma elinde kalır sağ kapağı açıp kapa. Sifonu çekme çalışmaz tuvalete su dökmek için mavi kabı kullan lütfen.Sıcak suyu ben hazırlayacağım banyoda yok" Çocukcağız yarı anlamış yarı anlamamış gözlerle aval aval bana bakıp "Neyse ben tuvalete girmeyeyim!" dedi. "Olurmu çocuğum gir sen tuvaletine anlamadıysan işin bitince beni çağır temizleme işini filan ben hallederim. Banyo yapacaksan su ısıtıcısı ile ısıtacağım suyu. Dökme su ile yıkanabilir misin?" Naçar kalmıştı çocuk daha ilk onbeş dakika içerisinde ve boynu bükük yarım ağızla cevap verdi "Yıkanırıııımmmm!Sorun değil."

Ertesi sabah belli ki çocuk yerini yadırgamış ve uyuyamamış. Uyandığı da epey olmuş. Kalktığımda baktım kitap okuyor.

- Günaydın abla.

-Günaydın canım nasılsın rahat uyudun mu?

-Uyudum da abla sokak lambası odayı o kadar çok aydınlatıyor ki adamın gözüne gözüne giriyor ışık perde kapalı olduğu halde.

-Abla ben televizyonu açamadım.

Gidip hemen baktım. Korktuğum başıma gelmişti.

-Ah canım aç kapa düğmesinden açmaya çalıştın galiba. O düğme bozuk. Ben o düğmeyi saç tokası ile sıkıştırmıştım. Kumandadan açman gerekiyordu.

-Abla ya saç tokasını gördüm de bir anlam veremedim bu niye burda duruyor diye. Ne biliim düğmeyi sabit tuttuğunu.

Düğmeyi tekrar sabitleyip gerekli elektronik teması sağlamak için yaklaşık yirmibeş dakika uğraştıktan sonra televizyonu açmayı başardık ki bizimki diğer sorunu dile getirdi.

-Abla ben kahve suyu da koymak istedim ama ocağı yakamadım. Doğalgaz kolunu da bulamadım.

-Ah canım doğalgazla değil tüple çalışıyor ocak. Ama gaz kaçırıyor. o yüzden tezgahın altındaki dedanktörden önce tüpü açıp sonra ocağı yakacaksın.

-Ama abla bu başlıklar niye böyle?

-Taşınırken ocağın kafaları kayboldu sadece bu gözün kafasını buldum uyan tek göz çalışıyor ocak.

-Abla ya mutfağın ışığı yanmıyor mu?

-Duvardaki prizde duy var bak üzerindeki ampülü çevir sıkılaşsın ışık yanar.

Çocuk gülerek cevap verdi.

-Abla vantilatörün çalışıyor ama genelde hiç bir evde çelışmaz bu eski tip mutfak vantilatörleri. Çok ilginç abla ya senin evde çalışması gereken nesneler çalışmıyor, bozuk olması gereken nesneler ise sağlam.

Bir süre sonra kahve suyunu ısıtırken ocağın gaz kaçırmasından mütevellit odaya keskin bir tüpgaz kokusu yayılınca bizim yeğen odayı havalandırmak için cama yöneldi.

- Amanınnn!!! diye müdahale ettim yine yerimden fırlayarak

-Tamam abla biliyorum camın bu kanadını açarsak kapatamayız diğer kanadını açmalıyım.

Bense şaşkın şakın sordum.

- İyi de nerden biliyorsun?

Ertesi günün akşamında yeğenim babasının öğretmen olmasından kaynaklanan haklarını kullanarak bavullarını alıp öğretmenevi misafirhanesinin yolunu tuttu. O giderken benim banyodaki musluklarımdan biri kapanmıyor ve sürekli su akıyor, havluların durduğu dolabın kapaklarından biri duvara yaslı duruyor, salonun pencerelerinden biri kapanmıyordu.

Evin bazı talimatlarını unutan yeğenim, mahcup üzgün evden ayrılmak istediğini ve benim üzülüp üzülmeyeceğini sorduğunda, kendisinin daha rahat edeceği ortamlarda olmasından benim de daha mutlu olacağımı deklare ettim. Bense "Ben beş senedir bu evde bu şekilde yaşıyorum bu çocuk uyum sağlamayı niye beceremedi?"sorusunu kendime sormakla meşguldüm.

Yok canım şartlar o kadar da kötü sayılmazdı. Evi kullanmasını bilen için. Bir gerçek vardı ki benim muhakkak iveilikle "Evi kullanma kılavuzu." hazırlamam gerekiyordu.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 167
Toplam yorum
: 320
Toplam mesaj
: 57
Ort. okunma sayısı
: 1848
Kayıt tarihi
: 20.04.07
 
 

01/06/1967 Rize/fındıklı doğumlu olmama rağmen doğum yerimi hiç görmedim. Türkiye'nin hemen her ilin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster