Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ağustos '08

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
856
 

Evim, Evim Güzel Evim

Evim, Evim Güzel Evim
 

Her ev bir sır küpüdür, içini bilemediğiniz gibi, kapıların ardında neler olup bittiğini de tahmin bile edemezsiniz. Bazen anlatırlar yaşadıklarını, inanamazsınız!
Bazen suskunluklarından anlarsınız,neler yaşadıklarını...

Her ev, oda oda bir başka dünyadır. Bazen tüm dünya bir odaya sığar...

Herkesin düşünü bir ev süsler. Bu bazen " Bahçesinde ebruli /hanımeli / açan bir ev" dir.(1) Bazen, "Loş kayıkhaneleriyle bir yalı." (2) Bazen de pembe damlı, yeşil pancurlu,balkonlu bir beyaz evdir.

"Gözlerimin önünde hep aynı beyaz ev,
Her dağ yamacına kurduğum
Beliren her su kenarında
Pembe damlı,yeşil pancurlu,balkonlu
Balkonuna tırmanan sarmaşık.
Gece, pencerelerinden sızacak ışık
Kışın tütecek bacası
Kapıyı ittiğinde çalacak bir çıngırak."
(3)
(...)

Ama ille de doğduğumuz evi özleriz. Ve çoğu kez doğup, büyüdüğümüz ahşap bir evdir. Her tahtasının tek tek gıcırdadığı,kendisine has bir kokusu olan, bizimle birlikte nefes aldığına inandığımız bir ev. Artık belleğimizin tozlu raflarında kalmış olsalar da bizi bir türlü terk etmeyen, düşlerimizi süsleyen o ahşap evleri bir türlü unutamayız:

"İşte doğduğun eski evdesin birden,
Yolunu gözlüyor, lamba ve merdiven
Susmuş ninnilerle gıcırdıyor beşik
Ve cümle yitikler,mağluplar,mahsunlar..."
(4)
(...)
Necip Fazıl Kısakürek ise, "Camlarından kızıl biberler sarkan" Ahşap Ev'ini bakın nasıl anlatıyor dizelerinde.

"Bir köşende anneannem,dalgın Kuran okurdu
Ve karşısında annem,sessiz gergef dokurdu.
Semaverde huzuru besteleyen bir şarkı
Asma saatte tık tık zamanın hazin çarkı.

Çam kokulu tahtalar gıcır gıcır silinmiş
Sular cömert, 'Temizlik imandandır!' bilinmiş
Komşuya hatır soran sıra sıra terlikler
Ölçülü uzaklıkta,yakın beraberlikler."
(...)

Ve ince bir ironi bizi geçmişte yaşanan güzel evlerden alarak gerçeğin ortasına bırakıveriyor :

"Vurulmuş vurgunların yücelttiği evlerde
Kalbi kara insanlar oturdu.
Gündelik korkuların çökerttiği evlerde
O fukara insanlar oturdu."
(5)
(...)

Evlerden söz edip de komşuları unutmak olmaz elbet. Hani derler ya, "Ev alma komşu al" diye. Sanırım, hiç birimizin Fahriye Abla kadar güzel bir komşusu olmamıştır!

"Hava keskin bir kömür kokusuyla dolar
Kapanırdı daha gün batmadan kapılar.
Bu afyon ruhu gibi baygın mahalleden
Hayalimdeki tek çizgi, bir sen kalmışsın,sen!
Hülyasındaki geniş aydınlığa gülen,
Gözlerin,dişlerin ve ak pak gerdanınla
Ne güzel komşumuzdun sen, Fahriye abla!"
(6)
(...)

Şimdi, eski evler gibi eski komşular da yok artık! İnsanlar beton bloklar içinde yapayalnız yaşıyorlar...Eğer kendinize ait küçücük bir eviniz ve de iyi bir komşunuz varsa, ne mutlu size...


Dip notlar:
1- Mavi Gözlü Bir Dev,Minnacık Kadın ve Hanımelleri / Nazım Hikmet
2- İstanbul'u Dinliyorum / Orhan Veli
3- Beyaz Ev / Ziya Osman Saba
4- Olvido / A. Muhip Dıranas
5- Evler / Behçet Necatigil
6- Fahriye Abla / A. Muhip Dıranas




Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

gittiğim evlere dikkat ederim bilirim ki, evsahibesinin ruhu işlemiştir ,sinmiştir eve...eve baktğımda ev sahibini daha yakından tanırım...evin her köşesinde bir kitap, çiçek, biblo, tablo ve evde ki kokular , temizlik maddeleri ve yemek kokuları (ille de kek kokusu:) ve evin dışardan görünüşü bir kadın elinin değip değmediğinin habercisi çiçekler:)))

Kundelas- Sevdakılıçaslan 
 14.11.2008 22:47
Cevap :
İlle de çiçekler... Kitaplarım ve çiçeklerim olmadan asla!..  15.11.2008 19:00
 

Çocukluğumda ki evime gittim Melek hanım. Özledim o günleri... Teşekkürler kendi adıma.. Sevgilerimle

Nurcan Çelik Yalun 
 05.09.2008 15:44
Cevap :
Ben de teşekkür ediyorum,ziyaretlerin için.  05.09.2008 19:25
 

adanın en tepesinde hala duruyor. Kimse oturmuyor, satılımıyor ve 1. derecede tarihi eser olduğu için de yıkılmıyor. Vapur iskeleye yanaşırken merdivenlerin tepesine baktığımda çatısının çinko kaplamalarından yansıyan güneş gözümü alıyor. Bazen yanına kadar çıkıp paslanmış ter örgülerle çevrili bahçesinin kenarına oturup geçmişe dalıp gidiyorum. Anneannemin sesini duymaya çalışıyorum işitemiyorum, hala taptaze meyveler veren kiraz ağacının dallarına dokunmak istiyorum ulaşamıyorum. Merdivenlerin gıcırtısını duyuyorum ama basamaklardan hoplaya zıplaya inemiyorum. Bu yazınızla siz bana yine çocukluğumu hatırlattınız Melek hanım. Hanımellerini, akşam sefalarını ve buz gibi akan suyuyla bahçe çeşmesini. Kana kana su içtim satırlarınızda. Teşekkür ederim.

MARTILAR ÖZGÜRDÜR 
 04.09.2008 23:18
Cevap :
Ziyaretiniz ve içten yorumunuz için ben de teşekkür ederim. Sevgiler,selamlar...  05.09.2008 11:10
 

Adı gibi saygıdeğer , Melek ruhlu insan'a... Eserinizden alıntı yapmak istemem,aslında büyük bir cesaretti...Göz nuru nakışları alıp,kendi gergefinde işlemek mutlaka izne tabi olmalıdır.Ama gördüm ki karşımda beni anlayan değerli bir yazar var...Merdiven oyunumuzu,arzu ettiğim biçimde sahneleme eylemini gerçekleştirebilirsem sizi ONUR konuğu olarak davet etmek isterim...Teveccüğünüze teşekkür eder saygılarımı sunarım...

Mesut Selek 
 28.08.2008 12:42
Cevap :
Gelebilmeyi gerçekten isterdim...Ama mümkün değil. Bunu düşünmeniz bile benim için yeterli. Teşekkürler,esenlikler...  29.08.2008 12:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 230
Toplam yorum
: 1829
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2017
Kayıt tarihi
: 26.09.07
 
 

Burada yazarken kim olduğumuzun, ne olduğumuzun bir önemi olmadığını düşünüyorum. Önemli olan yaz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster