Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ağustos '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
455
 

Evim evim, güzel evim

Evim evim, güzel evim
 

Her insanın bulunduğu ortamdan kaçmak istediği, kalabalıklardan sıkıldığı ya da insanlardan uzaklaşmak istediği zamanlar mutlaka olur.

Kimisi böyle zamanlarda, eğer denize kıyısı olan bir şehirde yaşıyorsa, deniz kıyısında alır soluğu. Martı çığlıklarını dinler. Denizden geçen gemileri seyreder. Dalgaların derinliğinde, sahile vuruşunda, kendini, yeni ve olmak istediği o uzak ülkede bulur.

Kimisi en yakın parka atar kendini. Kuş cıvıltılarını, çocuk çığlıklarını dinlemeyi tercih eder. Birbirleriyle sohbet eden insanları seyreder. Geçmiş günler, bir rüzgar gibi esip geçer gözlerinin önünden. Yeşilin türlü renklerinde, yaşamına uygun olan rengi seçmeye çalışır.

Kimisi için en uygun mekan sokaklardır bazen de. Bilmeden, tanımadan girer çıkar sokaklara. Yürür, yüreğindeki hıçkırıkları susturan dek. Yol boyunca evleri, evlerin camlarına yansıyan yüzleri, sokak aralarında koşturan çocukları, elişi ören kadınları, kır kahvelerinde sohbet eden adamları seyreder. Kaybettiği ama geri getiremediği günlerin özlemiyle yankılanır ayak sesleri sokaklarda.

Bazıları, kalabalıklardan kaçmak için, çok gariptir ama, yine kalabalık mekanları tercih eder. Oturur şehrin göbeğinde bir mekana, bir de çay ister yanına. Çayından yudumlarken, şöyle bir bakar etrafa. İnsanları seyreder, gülmelerini, konuşmalarını yakın takibe alır. Eğer yanında bir mecmua varsa, ayıp olmasın diye arada bir göz gezdirir sayfalarında. Yalnız, diğer sayfaya geçmeden yine bakışları takılır yanındaki insanlara.

Bir de, bazıları vardır ki, işte bunlar klinik vakadır. Bunların acile tedaviye ihtiyaçları vardır, tıpkı benim gibi.

Bu tipler, boş vakitlerinin yüzde doksan dokuzluk kısmını evinde geçirmek isteyen ve de ne yazık ki geçiren insanlardır. Bunlar öyle tiplerdir ki, Allah’ından bulsun hepsi de, sinemaya gitmek yerine sinemayı evlerine getirmeyi tercih ederler. Bir yolunu bulsalar, dışarı çıkmamak için, evlerine birer market, alışveriş merkezi, cafe ve benzeri yerler açarlar.

Arkadaşları ile dışarı çıksalar, bir saat geçmeden, evlerinden ayrı kaldıkları için alimallah depresyona girerler. Kıvranmaya başlarlar. Geçen zamana yanarlar. Kulaklarından ve burunlarından duman çıkarmaya başlarlar. Yedikleri, içtikleri fitil fitil burunlarından gelmeye başlar. Gözlerinin önünde evin bütün odaları, çiçekleri, televizyonu, bilgisayarı, yatağı, velhasıl ne var ne yoksa, hepsi uçuşmaya başlar.

Eve kendilerini attıkları zaman, dünyada buna değecek başka bir keyif yoktur bunlar için. Diyelim ki evde ekmek ya da su bitti ya da başka bir şey, açlarından ölseler, son demine kadar dışarı çıkmamak için direnirler.

Bunlar, evlerinde kendilerini acayip güvende hissederler. Aslında bilirler bir örümcek gibi ağlarını ördüklerini ya da bir kaplumbağa gibi kabuklarının altına saklandıklarını. Sığınakları, evleridir. Kaçışları hep kendilerinedir. Kalabalık da kendileridir yalnızlık da.

Dediğim gibi herkesin kaçış şekli farklıdır. Rahatlama biçimi, acıyı unutuş şekli ve daha birçok şeyi… Önemli olan, insanın kendi için neyin doğru neyin yanlış olduğunu fark edebilmesidir, sınırlarını çok açmadan genişletebilmesidir.

Kolay olmasa da, o ya da bu şekilde, bir şeye, birisine, bir mekana sığınmak güzeldir.

Sevgiyle kalın…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Emekli olduğumdan beri evden çıkmıyorum,hiç canım sıkılmıyor,çünkü sürekli birşeyler yapıyorum.Sakinim,huzurluyum,trafik derdim yok,hava kirliliği yok...başkalarının derdini dert etmiyorum..ama dünyadan da uzak değilim.Evim evim güzel evim...daima...sevgiler..

Fatma Köse  
 29.08.2007 17:32
 

Bu blog misafirleride varki başka konuşacak aramayada gerek yok.Bundan sonra zor çıkarsınız evden,Bari önü açık eviniz varsa iyiydi, arasıra pencereden göz dinlendirirsiniz.Sevgilerle

Nariçi 
 28.08.2007 20:49
Cevap :
Ben bloğa çok takılmıyorum açıkçası.Hatta takip etme gibi de bir sorunum var.Bilgisayar başında çok kalınca ruhum daralıyor.Ara ara, kısa sürelerle girmeye çalışıyorum.  28.08.2007 23:42
 

ben neredeyse evden içeri girmiyorum. Benim hastalığım ne?

Canan Öz 
 28.08.2007 18:58
Cevap :
Sizinkisi huzursuz bacak sendromu ya da yerinde duramama. :) Şaka tabiki de. Demek ki evde ruhunuz daralıyor, gezmeyi seviyorsunuz.Ne diyeyim, size iyi gezmeler!  28.08.2007 23:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 77
Toplam yorum
: 284
Toplam mesaj
: 56
Ort. okunma sayısı
: 921
Kayıt tarihi
: 13.01.07
 
 

1979 Giresun doğumluyum. Kendimi bildim bileli kalabalığı sevmem. İnsanlara karşı mesafeliyimdir. He..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster