Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ağustos '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
15082
 

Evimdeki KENELER !

Evimdeki KENELER !
 

Bu Kene kelimesi acayip gıcık oluyorum artık. Hele hele ki, özellikle Çorum, Tokat gibi illerde, Kene ısırmasından ya da sokmasından dolayı ölümler olmaya başlayınca ve bir-iki yıldır, gerek gazetelerin, gerekse televizyon haberlerinin ana maddelerinden biri olunca, anormal bir tiksinti geldi. Birilerinin bunu durdurmak için bir şeyler yapması gerekirdi. Hükümet, bu tek tük olan sessiz kene vakarlına sessiz kalmamalıydı. Evet öyle olmalıydı ama, maalesef ki, biraz sessiz kaldılar galiba.

Kene ısırması !.. Bugüne kadar, kenelerin hayvanların ütünde, onların kanını emerek yaşayan bir parazit olarak bilirdik. Doğrusu da bu olmalıydı ama demek ki, hem hayvanın kanını emiyor, hem de insanın. Hayvana bir şey olmuyor ama kene tarafından ısırılan ya da sokulan insanlar maalesef, öbür tarafa gidiyor. Bunun vakaları son günlerde oldukça çok arttı. Daha önceden de olmuş ki, bunun da adını koymuşlar KKKA yani Kırım Kongo Kanamalı Ateşi !.. Ne demekse !. Şimdi bu keneler Kırımdan mı geldi, Kongo’dan mı ?

İşin ilginç tarafı, hayvanlara bir şey olmamasına rağmen, insanlar ölüyor ya ! Tıp da seyirci kalıyor, çünkü bunun bir aşısı ya da ilacı yok. Uzmanların uyarısı da ilginç. Diyorlar ki “eğer bir kene tarafından ısırılırsanız, sakın onu vücudunuzdan koparıp atmayın, hemen bir hekime gidin”. Peki ya hekim koparıp atarsa ? O hekim kardeş ne yapacak ki, Tıbbiye’de kene ısırması dersi görmüşler midir acaba?

Durumun vahameti henüz bile anlaşılmamışken, geçtiğimiz aylarda yine bir Kene haberinde, bu vakaların görüldüğü illin köylerinin birinde, insanlar keneleri süpürge ile süpürüyorlar. O kadar çok ki, saymakla anlatılmaz, süpürülmekle bitmez. Kaynıyor kelimesi daha uygun. Tabi bu kene o kene midir? Kırım ya da Kongo Kenesi midir bilinmez ama adı üzerinde Kene işte? Adı bile sevimsiz !.. Bu görüntüler televizyon ekranlarında ana haberlerinde yer aldıktan sonra peki bir şey yapıldı mı bilmiyorum ama gerek Kaymakamlık, gerek Belediyeler ya da Valilik gerekli önlemleri almalıydı. Aldıklarını zannetmiyorum, çünkü daha sonraki günlerde birkaç kişi kurban daha verdik bu Kene arkadaşlara.. Bugüne kadar kaç kişi oldu ? Boş verin zaten kimin umurunda ki?

İnsanlar orada teker teker ölürken, burada da vay be diye düşünürken, bu Kene arkadaşlar bizim evi de ziyaret ettiler. Evet, yanlış anlamadınız! Evimde maalesef “karpuz çekirdeği “değil kene var !. Kırımdan mı, Kongo’dan mı geldi bilmiyorum ama bir yerlerden geldiği muhakkak. Getiren de bizim dört ayaklı dostumuz. O kadar dikkat etmemize ve üzerinde ilaç bulunmasına rağmen, her dışarı çıkıp geldiğinde, muhakkak birkaç tane bu parazitlerden getirmeye başladı. Sonunda, tüylerini kestirmeye karar verdim. Ve aman tanrım, o da ne bu küçük yaratıklar hayvanı mahvetmişler. Tüyleri uzun olduğu için de görünmüyordu. Veteriner arkadaş önce teşhisi koydu. Bunlar “toprak kenesi, her yerde olabilir” dedi, sonra da gerekeni yaptı, onları temizledi ve köpeğimi hemen tedavi etti. Sonra da, çok iyi geleceğini söylediği bir ilaç verdi, traştan sonra güzelce hayvanı yıkadıktan sonra, tarif üzerine ilgili yerlere nüfuz edecek şekilde bu ilacı kullandım. Sonraki günlerde de sürekli kontrol ettim. Yine de her gün birkaç tane buluyordum hayvanın üzerinde. Ve hemen imha ediyordum tabiî ki.

Bu bir kaç gün sürdü ve daha sonra evde koridorda da birkaç tane volta atan kene görünce, hemen durumu Veteriner arkadaşıma aktardım. Oldukça da telaşlanmıştım. Sonra da onun önerisi ile etkili olabilecek bir ilaç alıp, evin her santimetre karesini ilaçladım. Koskoca pompayı bitirdim ve iki gün boyunca eve girilmedi. İki gün sonra eve girdik. Ama tedirginliğimiz geçmemişti tabiî ki. Tedirgin olarak evde gezinmeye ve sürekli oramızı buramızı kontrol etmeye başladık. Ama o günden sonra ne bir kene, ne de bir böcek gördüm. İlacın etkisi hala devam ediyor olmalı ki, sıcaktan dolayı sürekli açık olan kapı pencereden, giren haşereler, böcekler bile mefta oluyordu. Bu sevindirici haberdi. Ama bir-iki hafta sonra, ev baştan sona, yerden duvara yine her santimetre karesi tekrar ilaçlanacak. İşi sağlama almak lazım..

Gördüğünüz gibi, bizde kenelendik. Ama çok ilginç bir durum tabiî ki, neredeyse paranoyak olacaktık. Kolumuza, bacağımıza bir tüy değse hemen hareketlenip, oramızı buramızı kontrol ediyorduk. Şimdi durum kontrol altında. Buradaki bir blog arkadaşımızın ayağındaki karpuz çekirdeğini kene sanmasını mizahi dille anlatması güzel ama onun da bu durumdan ürktüğünü gösterir. O benzettiği ve görmediği halde ürkmüş. Biz gördüğümüz ve yaşadığımız halde ürktük, varın gerisini siz hesap edin. Nasıl ürkülmesin yada korkulmasın ki! Anadolu’nun bir taraflarında insanlar teker teker ölüyor. Ne uğruna? Parazit sınıfına giren küçücük bir yaratığın ısırması ya da sokması uğruna… Tüm bunları görüp, duyunca nasıl tedirgin olunmaz ki ? Belediyeler, her tarafta park ve bahçeleri, boş arazileri ilaçlaması lazım. Özellikle bahçeleri olan apartmanlar, bunu bir gereklilik sayıp, diğer uygulamalar gibi bahçelerini de ilaçlamalılar. Özellikle, doğanın hareketlenmeye başladığı aylarda bu çok gerekli. Sonraki aylarda da tekrarlanmalı.

Yazının sonunda küçük bir tavsiye. Eğer evinizde hayvan besliyorsanız, bu tür parazitlerin olması çok normal. Kedi kuş gibi küçük hayvanlarla etrafta pire olabilir. Benim gibi köpek besliyorsanız, kene olabilir. Bunlar çok küçük olduğu için görünmüyorlar. Özellikle halı üzerinde göremezsiniz. Ancak duvarda, koridorda, halının olmadığı yerde gezinirse görebilirsiniz. Biz büyükler onu tanıyabiliriz ama küçük çocuklar tanıyamayabilir. Hatta üzerinde gezindiğinde farkına bile varmayabilir. Bu sebeple, siz önleminizi alın. Önce hayvanınızı güzelce temizleyin ve parazit ilaçlarını kullanın ama bunlara güvenmeyin. Muhakkak evinizi baştan sona ilaçlatın. Bu işi profesyonelce yapan ilaçlama firmaları da var. Onlardan yardım da alabilirsiniz.

İlaçlama işi çok pahalı bir iş değil. Sonunda ısırılıp, ölmekten daha ucuz.

../..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yaznız için teşekkür etmek istiyorum..Duyarsız kalmaya başladık derken yazınızı görünce düşüncemi değiştirdim..Bende sizin gibi düşünüyorum.Her geçen gün insanlar ölürken bu hastalığa ne bir çare nede bir açıklama getiriyorlar..Kimse de sesini çıkarmıyor..Gerçi çıkarsa ne olurdu oda ayrı bir merak konusu..Duyarlılığınız için tekrar teşekkürler..Saygılarımla

ayse_gu 
 06.08.2007 16:56
Cevap :
Herkesin bu konuda duyarlı olması gerekiyor. Sizin, benim yada üçbneşkişinin duyarlı olması, bu konuda yazı yazması, söylemde bulunması yetmiyor. Tüm Türkiye'nin duyarlı olması ve bu konuyu gündemden düşürmemesi gerekiyor. Bazen hiç önemsemediğimiz konularda dahi, çok ciddi kayıplarımız olabiliyor ne yazık ki ?  07.08.2007 11:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 671
Toplam yorum
: 745
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2456
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster