Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Şubat '08

 
Kategori
Ruh Sağlığı
Okunma Sayısı
2202
 

Evlat acısı

Evlat acısı
 

Otomobilimle oturduğum evin sokağından döndüğümde tanımadığım bir kadının ve kucağında 5 yaşlarında kendinden geçmiş bir kız çocuğu olan bir gencin telaşla bağırarak yalvarırcasına durmamı istediklerini gördüm. Hemen durdum ve arabamın ön koltuğuna kadını ve çok kötü durumda olan yavruyu aldığım gibi hastaneye yola çıktım. Arabamı inanılmaz bir şekilde kullanırken bir taraftan da telaşla yanımdaki kadına çocuğa ne olduğunu sormaya çalışıyordum. Kadın boğuldu deyince, boğazına bir şey kaçtığını düşünerek direksiyonu tek elle tutup çocuğu baş aşağı sallamaya başladım. İşte o anda boğazının ip şeklinde mor olduğunu ve kafasının yana düştüğünü dehşetle gördüm. Daha sonra bakıcısı olduğunu öğrendiğim kadın tülbenti sıkarak kendini boğmuş dedi.

Hastaneye nasıl vardığımı ve arabaların solundan klakson çalarak nasıl geçtiğimi hatırlamakta güçlük çekiyorum. Yapılan tüm müdahalelere rağmen nefes aldıramadılar ve hayata döndüremediler cansız minik bedeni. Oturduğum yerden koşuşturmacaları ve bağırışları çaresizce izledim. Daha sonra annesi geldi çığlık çığlığa. Ölmedi değil mi? diyerek defalarca sordu doktorlara ağlayarak. Herkes birbirine sarılarak ağlıyordu minik Bilgesu için. Kimse inanmak istemiyordu bu acı gerçeğe. Oturduğum yerde kaskatı kesilmiştim. Gözlerim parlamaya başladı. Hemşireler bunu farkettiler ve tansiyonumu ölçtüler.

Yaşamın tüm önemli saydığım nedenleri bir bir iflas ediyordu bu çığlıklar arasında. İşim, özel problemlerim, sıkıntılarım, biraz sonra gitmem gereken önemli randevum, hepsi yok olmuştu hayatın bu korkunç gerçeği karşısında. Dışarıda hiç bir şey olmamışcasına yüzsüzce devam eden yaşam, otomobillerin klakson sesleri arasında koşuşturan insanlar nasıl duyabilirlerdi ki yavrusunu kaybetmiş bir annenin çığlıklarını. O anne sabah işine giderken nasıl hesap edebilirdi böylesine bir acının bir kaç saat evvelinde olduğunu.

Hangimiz beş dakika sonra nasıl bir haberle karşılaşacağımızı nasıl tahmin edebilirizki? Doyasıya sarılmalarımızı ve sevmelerimizi ertelemeden yaşamak, yaşayabilmek ne kadar önemli aslında. O an yanımızda olan sevdiklerimizi bağrımıza basmak ve hiç alakası yokken bile onu sevdiğimizi söylemek ne kadar zor gelir bizlere. Yaşamın bizi kendine esir eden dişlileri arasında yuvarlanırken, bir an bile olsa o acımasız dişlilerden sıyrılarak, içtiğimiz bir bardak çayın etrafındaki gülümsemelerimiz ne kadar anlamlıdır oysa. Keşke bir annenin çığlığında öğrenmesek bu yaşam gerçeğini. Geri getiremeyeceğimiz zamanın içinde kaybettiklerimizi bir farkedebilsek. Sevdiklerimize sık sık seni seviyorum diyebilsek, onları arasak, hatırlarını sorabilsek. Özgürlük ırmağının kenarında biraz nefeslenebilsek. Birbirimizi daha da anlar hale geliriz herhalde, evimizde, yolda, işyerimizde ve yaşamın tam ortasında. Allah kimseye evlat acısı tattırmasın.

Metin Özkaya
Ahmet YILMAZ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Okuyarak paylaşmak bu denli sarsıyorsa eğer?.. Yaşayarak bu acıya ortak olmak nasıl bir duygudur, düşünmek dahi istemiyor insan!.. Dedikleriniz çok doğru! Bırakın bir kaç saati; saniyeler sonrasında neyle karşılaşacağımız ve hayatla bağımızı koparıp koparmayacağımız hiç belli değil! Ertelememeli o nedenle sevgileri, hayalleri, idealleri.. Bizim için mutluluk verici ne varsa hiçbirini ertelememeli! Ama keşke serde, bu yaşam gerçeğini, böylesine acı bir olayla anımsamak olmasaydı :((( Bilgesu için cennetin kapıları açık olsun, anneciğinin yüreği de nasıl olur bilemem ama, dünyanın tüm tesellileri ile dolsun dilerim.. Sizin duyarlı çabanız da takdire şayan. Kalın sağlıcakla..

Leyla ÖNDER 
 18.02.2008 2:36
Cevap :
Ne güzel açmışsınız sevgi dolu yüreğinizi. Çiçekler gitti Bilgesunun ruhuna sizden. Bu samimi ve içten paylaşıma daha ne söylenilebilirki. Sevgilerimle  18.02.2008 10:58
 

Evlat acısı en büyük acılardan biri olsa gerek.Hikayeyi okuyunca minik kızım geldi aklıma ister istemez.Onun yokluğunu düşünmek bile bana müthiş bir acı veriyor.Allah kimsenin başına vermesin efendim.Sizin içinde geçmiş olsun,gerçekten çok zor bir durumda kalmışsınız.Selamlar...

Murat GÜLCEK - Yakamoz35 
 11.02.2008 5:03
Cevap :
Sarsıcı bir konu ve inanılmaz üzücü. Allah kimsenin başına vermesin böyle bir dert. Teşekkür ederim. Sevgilerimle.  12.02.2008 4:05
 

bilgesu için çok fazla üzüldüm,Allah rahmet eğlesin,buna benzer bir olay bende yaşamıştım o geldi aklıma,benim yanımda da bir genç kızımızı kaybetmiştik,mekanı cennet olsun,sizede iyi günler ve başarılar diliyorum,sevgiyle kalın,,,

Alyoşa-Sevmek Güzeldir. 
 10.02.2008 19:57
Cevap :
İnanılmaz sarsıcı bir olay. Samimi duygularınıza ve güzel dileklerinize çok teşekkür ederim. Sevgilerimle  11.02.2008 2:05
 

Bütün çocukların kaderleri güzel olsunlar diye. Sonra açtım yazını okurken içim katılaştı bu olay karşısında. Ben bu annenin halini düşünmek bile istemiyorum, hele bebek böyle bir şey... İçim almıyor hayalini bile kurmaya. Allah insanların karşısına kötü insanlar ve kötülükler çıkarmasın arkadaşım.

kevser şekercioğlu akın 
 10.02.2008 17:42
Cevap :
Allah insanların karşısına bu tür olaylar çıkarmasın. Gerçektende katılmamak elde değil böylesine içten bir dileğe. Hele küçük insanların başına bir şey gelince çok üzülüyor insan. Sağolun Kevser Hanım. Yazınızı okuyacağım. Sevgilerimle  11.02.2008 2:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 116
Toplam yorum
: 641
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 3106
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

İstanbul' da doğdum. Antikacı, saray restoratörü ve eksperim. Antika konusunda 50’ye yakın belgesel ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster