Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Temmuz '07

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
736
 

Evlendik, mutsuzuz!

Evlendik, mutsuzuz!
 

Bu eve düğünün ardından üçüncü gelişimdi. Ne yalan söyleyeyim bende yorulmaya başlamıştım. Hayat aileme durduk yere bir de bu insanları eklemiştim. Evlenmişlerdi. Düğünlerinde şahitlik yapmıştım. Yakın zamanda bir de çocukları olacaktı. Artık uzun aralıklarla, mümkünse telefon ile irtibat kurarak onlarla görüşmekti niyetim.

Kapıya geldiğimde içeride adeta bir fırtına kopuyordu. Sesleri apartman boşluğunda yankılanıyordu. Biraz dinledim, hemen uzaklaşmak istedim. Ama yapamadım. Yine, merakım beni onlara çekti. Zile bastığımda gürültü kesilmişti.

Adam kapıyı açtı. Beni gördüğüne hiçte memnun değildi. Kapıyı açık bırakıp gitti, sanki içeri girmem için açık bırakılmıştı bu kapı… Çok ilginç bir durum yaşıyordum. Girdim içeri… Ev, adeta pazaryeri gibi yerle bir olmuştu. İkisi de bana sert bakıyordu. Kadının karnı iyiden iyiye şişmişti. Derin bir sessizlikten sonra konuşma ihtiyacı duydum.

“ Yine ne oldu.”

İkisi birden,

“Sen hiç konuşma!..” demez mi?

Şoktaydım…

“ Ben… Ben ne yaptım ki size…”

“Bütün suç sende!..”

“Evet!... Ne olduysa senin yüzünden oldu.”

“ Lütfen ama, ayıp ediyorsunuz. Ben sizi barıştırmak için yaptım ne yaptımsa…”

“ Bak işte gördün, ne güzel barıştık.” Dedi adam…

“ Sen olmasan biz kavga gürültü boşanacaktık. Sayende yeniden evlendik, belki olur dedik, bir de hamile kaldım. Ne olacak şimdi…”

Eyvahlar olsun dedim içimden… Bunlar nasıl birer insan oluvermiş. Duyduklarım karşısında dilim tutuldu. Konuşmamamı bir fırsat bilip yüzüme vuruyorlardı.

“ Bu çocuk ne olacak şimdi… Başımıza büyük bir külfet sardın sen…”

“Evlilik bize yaramadı, yeniden boşanıyoruz.”

“ Bakın, bu sözler çok ağır sözler…”

“ Asıl sen bizim sırtımızdaki yüke gör… Benim bu kadından çocuğum olması hep senin yüzünden.”

“ Aman sanki ben senden çocuk istedim. Sizin huyunuzdur zaten ilk fırsatta yaptın çocuğu…”

Yeniden kavgaya geçmişlerdi bile…

“ Ben mi yaptım? Tek başıma mı yaptım? Zaten köşeye sıkışınca suçu hep bize atarsınız.”

“ Öyle tabii… Neden bana bıraktın ki… Korunsaydın madem öyle, yeniden boşanmak için bu zorluğu çekmezdik...”

“ Biraz susun isterseniz… Neden birbirinizi dinlemiyorsunuz. Konuştuklarınız havaya uçuyor. Sorun ne? Kısacık zamanda ne oldu da bu hale geldiniz. Valla anlayamıyorum sizi.”

Kadın iştahlı bir şekilde atıldı.

“ Ne olacak. Ben 3 aylık hamileyim… Bu adamda işsiz bir ev REİSİ...”

“Bana işsiz deme… Sadece işimden istifa ettim.”

“Atıldın, istifa etmedin. Bir daha da iş bulman zor… İşlediğin suç yüzünden iş filan bulamazsın bizde birbirimizi yeriz.”

Bir kadına çirkin demekle erkek adama işe yaramaz demek arasında pek bir fark yoktu. Haliyle adam sinirlenmişti.

“ Öyle mi? Madem ben işe yaramaz bir adamın o zaman seni kendinle baş başa bırakıyorum. Yeter artık çekemem seni daha fazla…”

Adam bir hışımla kalktı. Tutmak istedim ama bana da engel oldu.

“Sen artık karışma işime… Hayatıma girdin allak bullak ettin.”

“ Beni karalamaktan vazgeçin. Ben sadece size bir kapı açtım. Aklınızı kullanarak yaşamak size kalmıştı ama beceremediniz.”

Adam bir şey demeden odasına gitti. Kadın ile baş başa kalmıştık. Kadın bitkindi. Karnını tutuyor, düşünüyordu. Bir ara başını kaldırıp çaresizce baktı.

Adam az sonra geldi elinde bavul ile… Kapının eşiğinde durdu, bir kadına bir bana baktı… Hayatımda ilk kez böyle bir olaya tanık oluyordum. Bir adam nasıl oluyordu da karısını bir adamla baş başa bırakıyordu. Gerçi artık eş olarak görmediği kesindi.

“ Bu evi de nafaka olarak sana bırakıyorum. Ne halin varsa gör.” Ve çekti gitti…

Kadın ardından feryat ediyordu. Fırladı yerinde…

“Gel buraya… Gidemezsin… Bu seninde çocuğun…”

Kadın hüngür hüngür ağlıyordu. Teskin etmek istedim. Yanına yanaştım. Tutmak istedim. Ama içindeki acıyı bana püskürtmeye başladı.

“ Git… Sende git… Bizim kadar sende hatalısın. Ne yapacağım ben şimdi. Bir başıma bu çocukla ne yapacağım.”

O an ne söyleyeceğimi, ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Kadın çıldırmış gibiydi… İnliyordu. Birden karnına vurmaya başladı.

“ İstemiyorum seni… Öl… Baban yok annende olmasın… Hayır… Hayıııır!.”

Kadının ellerini tuttum. Sinir krizine girmişti. Derken bayıldı. Çaresizdim. Ayıltmaya çalıştım.

Bir süre sonra kendine geldiğinde midesi bulanıyordu. Cinsel organından kan gelmişti. Korkuyorduk ikimizde… Kadını kucakladım hastaneye götürdüm.

Hastane dönüşünde artık ortada ne bir baba ne bir anne ne de bir çocuk vardı. Kadının çocuğu darbeler sonrası düşmüştü. Yıkılmıştı kadın… Onu evine getirdim, yatırdım. Genç yaşta kendimi bir ailenin reisi gibi hissediyordum. Hemcinsim olan sorumsuz bir erkeğin görevini yerine getiriyordum. Yapmak zorundaydım. Kadın o yorgunluk içinde uyumuştu. Bende ev içinde belirsiz bir şekilde bekliyordum. Neyi bekliyordum, bundan sonra ne olacaktı bilmiyordum.

Kadın saatler sonra uyandı. Kendine gelmişti. Üzgündü. Gözlerime bakarken içindeki acıyı görmemi istiyordu sanki… Sarıldı bana… Sarıldı ve ağlamaya başladı.

“ Neden… Neden böyle oldu!..

“Üzülmeyin… Her kötü günün ardından bir iyi gün gelir. Allah’tan ümit kesilmez.”

“ Kesildi işte… Beni yalnız bıraktı.”

“ Öyle söylemeyin. Bakın sizinle bir kader yolunda tanıştırdı beni… Şu yanınızdaysam bu yüce Allah’ın işidir.”

Başını kaldırdı. Uzun zaman sonra gülümsedi. Durmaksızın gülümsüyordu.

“Bakın ne güzel gülümsüyorsunuz. Ne olursa olsun gülmek, insanın düşünmesini sağlar.”

“ Siz… Siz çok iyi bir insansınız. Gitmeyin kalın benimle…”

Ne demek istiyordu bu sözüyle… Sıcakkanlı yaklaşmamı yanlış anlamış olabilir miydi? O anlık zaten yanındaydım. Ona destek oluyordum. Temelli kalmam mıydı düşüncesi?

“ Yanınızdayım ya… Ama şunu bilin ki her insan bir gün yalnız kalacaktır.”

“Gidecek misiniz?”

Hiç düşünmeden cevabımı verdim.

“ Elbette… Benim bir ailem, yaşadığım bir hayatım var. Kusura bakmayın ama bu hayatımdaki yeriniz ancak bu şekilde olacaktır. Daha fazlası olamaz.”

Kadın içindeki acı ile bir erkeğe tutunmak istiyordu. Ama bu erkek ben olmayacaktım. Olamazdım. Kangren olmuş bir evliliğin toparlayıcısı olamazdım.

….

Artık gitme vakti gelmişti. Nasıl geldimse öyle gidecektim. Kararlıydım. Saatlerdir onunla kalmam konusunda mücadele vermişti. Şimdi ise en azından sık sık uğramam konusunda rica minnet konuşuyordu. O an, “hayır gelemem, ne haliniz varsa görün.” diyemedim elbette…

Ama bu kapıdan çıktıktan sonra mümkünse bir daha bu eve gelmeyecektim. Vedalaştık… Kadın, kocasına, bir yakınına sarılır gibi sarıldı bana… Gitmiştim… Bir daha geri dönmemek üzere çıkıp gitmiştim.


SON

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hikayenin sonunu biliyor gibi okudum.''Türk filmi gibi bir yazı'' dedim içimden.Bir de baktım ki,siz çekip gitmişsiniz evden.Ben sandım ki,''Sevabına'' o kadınla evlenirsiniz sanmıştım.Yanılmışım..Sevgiler,başarılar..

Muzaffer Cellek 
 14.07.2007 18:03
Cevap :
Sizin yanılmanız sanırım benim hayatımın dönüm noktası olmuş... Yorum için teşekkürler...  14.07.2007 20:29
 

Ben bu hikayenin sonucunu böyle beklemiyordum.üzüldüm.Kadının çaresizliğine bebeğin ölümüne adamın gidişine ve sizin arada kalmanıza çok üzüldüm.Keşke evlendikten sonra mutlu bir hayat yaşasalardı. Malesef herşey istediğimiz gibi olmuyor hayatta.Sevgiler

 
 10.07.2007 9:40
Cevap :
Hayatta kimin ne yaşayacağını kimse bilemiyor ya, Gülüm hanım... Yazan kişi olarak değişim yapabilirdim elbette ama aslını yazmak gerçeğe ayna tutmak lazım... Yorumların için teşekkürler, Sevgiler.  10.07.2007 11:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 81
Toplam yorum
: 222
Toplam mesaj
: 62
Ort. okunma sayısı
: 1221
Kayıt tarihi
: 17.05.07
 
 

Yaşamın öncelikle sevgiden ibaret olduğunu düşünüyorum. Bunun içindir ki, yaşamak için sev sevmek iç..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster