Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ocak '14

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
55190
 

Evlenme yaşı

Evlenme yaşı
 

alıntı


 
27 Ocak 2014 günü Müge Anlı yaptığı TV programında küçük yaşta evliliğe ana baba izniyle hukuki geçerlik kazandırılmasına bozuk attı. Ben de Müge Hanım ile aynı kanıdayım: Kişinin öz iradesinin geçersiz sayıldığı evlilik hukukuna ana babasının izniyle yasal geçerlik kazandırmak bence de doğru değil. Nikâh memuru ne sormalı böyle bir durumda? 16 yaşında bir çocuk ana baba izniyle evleniyorsa, nikâh memurunun, “hiçbir baskı altında kalmadan bilmem kimi “eş” olarak kabul ediyor musunuz?” diye sorması anlamını yitirmiş olmaz mı? Çocuğun, “ben bilmem anam babam bilir” demesine nikâh memuru ne derdi acaba? Dönüp de ana babaya “bilmem kimi çocuğunuza eş olarak kabul ediyor musunuz?”  diye sorar mıydı?
 
Cumhuriyet devrimimizin en önemli yasalarından olan Türk Medeni Yasası, 4-10-1926 tarihinde yürürlüğe girdi. Diğer adı ile Türk Yurttaşlık Yasası olan bu yasa bizi ümmet olmaktan ulus olmaya, padişah kulu olmaktan kimlikli birey olmaya taşıyan ve doğumdan ölüme tüm yaşantımızı hukukun güvenceleriyle donatan çok değerli bir yasadır. Özellikle kadın yurttaşlar bu yasayla erkeklerle eşitlenmeye başlamış, insan olmaya adım atmışlardır.
 
Yürürlükteki medeni yasada evlenme yaşı şöyledir:
 
Medeni Kanun MADDE 124:
 
- Erkek veya kadın on yedi yaşını doldurmadıkça evlenemez.
 
Ancak, hâkim olağanüstü durumlar ve pek önemli nedenler varsa 16 yaşını doldurmuş olanların evlenmesine izin verebilir. Anne-babanın burada izni değil görüşleri alınır. Ama hâkim bu beyanlarla bağlı değildir. Anne-babanın rızası olmadan da evlenmeye izin verebilir. (Md. 128)
 
Varsayılan olağanüstü durumlar somut yaşam gerçekliğine göre değişir. Genelde kadının hamile kalması bu konuya örnek gösterilse de başka durumlar olabilmektedir. Örneğin kızın maddi açıdan muhtaç durumda olması; kızın kimsesiz olması nedeniyle evlenmesinin kendi yararına olduğu kanaati bu nedenlerden biri olabilir. Her şeye rağmen son karar hâkimin takdir yetkisine bağlıdır.
 
Medeni kanunun evlenme yaşı incelendiğinde anlaşılıyor ki, 17 yaşını doldurmuş, yani 18 yaşına girmişler kendi rızalarıyla evlenebiliyorlar. 16 yaşını doldurmuş fakat 17 yaşını bitirmemiş kişilerin evlenmesi aslında sadece yargıcın vicdani hükmüne bırakılmıştır. Ana baba izni aranması gerçekte usuldendir; ana baba çocuklarının evlenmesine karşı çıksa bile yargıç hayırlı olacağına kanaat getirmişse evlenme izni verebilmektedir.
 
Durum böyleyken reşit olmadan evlenmede ana baba iznini sorumlu tutamayız. Sorumlu olan hükmü veren yargıçtır. Yani kızmamız gereken çocuğuna evlenme izni veren ana baba değil, sayın yargıçtır. Dolayısıyla nikâh masasına oturan çocuğun “Hâkim amca kızmazsa “EVET” demesi gerekiyor.
 
Medeni yasa evlenme yaşı ve izni konusunda bana çok da medeni görünmedi. Sadece, 16 yaşını doldurmuş 17 yaşını bitirmemişlere yargıç izniyle nikâh kıydırmayı “medeniyetsiz” bulmuyorum; bireysel iradeyle geçerli olan evlenme yaşını da küçük bulmaktayım. Kişinin 18 yaşına basmasıyla reşit olmasında bir sakınca yok; ancak reşit olmasının yaş bakımından evlenmesine yeterli sayılmasını sakıncalı buluyorum. Evlenmek her ne kadar bireysel bir hak olsa da, toplumsal sorumluluk yetkisini yükselten bir yaşam biçimidir. Evlilik bir toplumun geleceğini yapılandırma sorumluluğu taşıyan en temel insan ilişkisidir. Bu yüzden evlenme yaşının alt sınırı 21 yaşına basmışlık olmalıdır ve daha aşağı yaşlara hiçbir yasal gerekçeyle evlenme izni vermemelidir. Ben kendi yaşam deneyimimden çıkardığım bilgiyle, bireysel nefsin kimliğinden ötede var olan hayatı saygıyla önemseyip toplum faydacı yaşamaya başlamanın ortalama 21 yaş olduğu kanısındayım.
 
Düşünüyorum da, evlenme yaşını yüksek tutmak da çare değil. 16-17 yaş iznini yargıç vicdanına bırakmış olsak da 18 yaş altını evlenmekten men eden bir yasamız var zaten. Buna rağmen küçük yaşta evlilikler olmaktadır. Ne yazık ki bizim birçok yaşam kültüründeki bireysel ve toplumsal ahlâk anlayışı küçük yaştakileri evlendirmeyi ayıplayıp "hukuk masasına" şikâyet edecek erdemden yoksun.
 
Küçük yaştakilerin evlenmesine imam nikâhıyla toplumsal meşruluk kazandıran kim varsa caydırıcı cezaya çarptırılmalıdır. Resmi nikâhları olmadan nikâh kıyan imamlara, küçük gelin veya damadın aile büyüklerine, şahitlere ve hatta resmi nikâh olmadan dini nikâh kıyıldığını bildikleri hâlde sessiz kalan komşulara yetki ve yakınlık derecelerine uygun caydırıcı para ve hapis cezaları verilip, küçük gelin ve damatlar koruma altına alınmalıdırlar. Suçun tekrarı hâlinde imamlar para ve hapis cezası yanında memuriyetten men cezası da almalılar.
 
En önemlisi eğitim ve medya kanallarıyla küçük yaşta evlendirmeleri çocuk istismarı sayan ahlâk anlayışını toplumsal yaşam kültürlerine benimsetme seferberliği başlatılmalıdır.
 
Ayrıca bilmeliyiz ki, uygun yaşta evlenmenin yasal olması evlilik kurumunu toplumsal faydacı yapmaya yetmez. Evlenmenin ne olduğu tüm sorumluluk ve külfetleriyle evlenmek isteyenlerin ön bilinci yapılmalıdır. Bunun için her nikâh talebi yapan çiftten 6 aylık bir evlilik okulu başarı belgesi istenmelidir.
 
Muharrem Soyek

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ebeveyn izniyle, ebeveyn tercihi faklı ANCAK evlenme kararında olanların yaşı ne olursa olsun 'doğru eş seçimi' bilinci ne kadardır? Evlilik 'dipsiz bir kuyu gibidir' demek abartı olur mu? selamlar

Kadri KANPAK 
 04.10.2015 11:50
Cevap :
Değerli yorumunuzun katkısına teşekkürler. Ebeveyn izni kanımca öyle ya da böyle bir tercihin sonucudur. Evliliği dipsiz kuyuya benzetmek bence dipli bir kuyuya benzetmekten daha abartı bir olumsuzluk değildir. Evlilik kuyu değildir. Evlilik, iki karşı cinsin saklı arzularını ve hayallerini birbirlerine güvenle açarak yaşam ortaklığı yapabilmektir. Sürdürülmesi saygıda, sevgide ve maddi ihtiyaç paylaşımında samimiyet ister. Bu samimiyetin gerçekliği de kişinin ne denli kendini bilir bilince ermiş olduğuyla perçinlenir. Yani, evliliğin selameti asla sadece aşka bağlı değildir. Çünkü aşk zaten bir tür kendini kaybetme hâlidir; bu yüzden tek başına bir evlilik yükünü taşıyacak güçte değildir. Olsaydı, en şiddetli aşk duygusunun yaşandığı ergenlik yaşları evlilik yaşına en uygunu olurdu. Nihayetinde evlilik aklı başında bir mutlu birliktelik tercihi olacağından dipsiz bir kuyu sayılamaz. Tercihte yanılgı olmuşsa evliliği sona erdirecek boşanma mekanizması devreye girer.  15.10.2015 16:27
 

Görüşlerinize katılıyorum Muharrem bey, saygılarımla...

Halil Güven (Sökeli) 
 08.09.2015 23:32
Cevap :
Teşekkürler.  09.09.2015 10:08
 

Çok sayıda yazımda aynen sizin gibi 21 yaşı hem reşit sayılma hem evlenme hem de çocuk yapmaya başlangıç yaşı olarak öngördüm (tıbbi çocuk yapma yaşı 21-42 arası)

Kerim Korkut 
 22.03.2015 11:07
Cevap :
Evlenmek ciddi bir seçim. 18 yaşında reşit olur olmazsa böyle bir seçim ehliyeti alabilir olmak bence de doğru değil.   23.03.2015 11:51
 

Kız muhtaç olmasın, kimsesiz olmasın, muhtaçlıkları kimsesizlikleri giderilsin.Bazı şeylerin kabulünün bazı nedenlere bağlanması doğru değil.

Kerim Korkut 
 22.03.2015 11:04
Cevap :
Merhamet ve vicdan yanlışı kollayıcı hoşgörüye dönüşürse tehlikeli bir masumiyet ortaya çıkıyor. Yaptığın yorum yazının tam anlamıdır.  23.03.2015 11:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 390
Toplam yorum
: 2803
Toplam mesaj
: 236
Ort. okunma sayısı
: 1338
Kayıt tarihi
: 04.08.08
 
 

Parasız yatılı Darüşşafaka Özel Lisesi'nde iki yılı hazırlık sınıfı olmak üzere yedi buçuk yıl ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster