Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Mart '08

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
737
 

Evlenmeyeceğim

Evlenmeyeceğim
 

Bülent henüz hayata gülümserken


Sizlerle bir parça da olsa hayat hikayemi paylaşmıştım. Evet eşimi karşı tarafın 8/8 suçlu olduğu ama buna rağmen sadece 2 yıl ceza alıp, onun da paraya çevrileceği kesin gözüyle bakılan, artık Türkiye için bir klasik olan saçma bir trafik kazasında kaybettim.

Şimdi uzun süredir görmediğim tanıdıklarla yolda karşılaştığımda, mümkün olduğunca çabuk yanlarından kaçmaya çalışıyorum. Neden mi? Çünkü sohbet uzamaya başlayıp eee neler yapıyorsun şeklindeki konuşmalara gelince, ister istemez durumumu anlatıyorum. Ölen bir kişiyi duyduklarında en azından ölen için biraz saygı ve sukunet bekliyorum. Sadece “üzüldüm” kelimesi yeterli. Ama ilk söyledikleri ne biliyor musunuz? “Üzülme, daha gençsin tekrar evlenirsin” Tekrar tekrar aynı cümleye maruz kaldığım halde, her seferinde kanım donuyor ve konuşamaz hale geliyorum. “Bu mu yani” diye avaz avaz bağırmak geliyor içimden. Güzel bir insanın artık nefes almaz hale getirilişi karşısında söylenebilek söz bu mudur? Şükrü ERBAŞ çok sevdiğim dizelerinde diyor ki “istediğin inceliğe inmiyorsa söz/ çekil suskunluğun tüneklerine/ucuz etme anlamı” Bizde her evin duvarına asılması gereken dizeler belki de. Gerçekten inanılması güç bir durum benim açımdan. Toplumda “bir kişi eşini kaybederse üzüntüsü, ya bir daha evlenemezsem olur” şeklinde bir görüş hakim sanırım. Bu insanlar kendileri dışında hiç mi kimseyi sevmediler? Yalnız kalma korkusu yüzünden bir takım hesaplarla eh neden olmasın diye yanlarında taşıdıkları insanlar sayesinde daha mı az yalnız zannediyorlar kendilerini ve daha mı mutlu acaba? Zavallı birlikteliklerine ve feri çoktan sönmüş gözlerine ve de dayanılmaz sıradanlıktaki sıkıcı hayatlarına bakıp, kendileri bu haldeyken nasıl bana bu cümleleri söyleyebilecek kadar kaba ve sığ oluşlarına şaşıyorum.

Oysa bizim gibiler sadece tutkuyla tutabilir birisinin elini. Öyle iş olsun diye, yalnız kalmayayım diye değil. Yoksa kendimiz varızdır her şeyden önce. Ve hobilerimiz, kitaplarımız, CDlerimiz ve her şeyden önemlisi de güzel dostlarımız. Yalnız değilizdir ve de gerekirse korkmayız yalnız kalmaktan. En büyük yalnızlıklar sadece muhtaçlıktan ve tek kalmayı becerememe korkusundan sürdürülen sığ birlikteliklerde yaşananlardır aslında.

Şu anda teninin her noktasını bildiğim, her şeyinden büyük keyif aldığım sevgili Bülent’imin fotoğrafına bakıyorum ve diyorum ki “Hayat, teşekkür ederim bana onu verdiğin için” Ve onunla unutulmaz anılar biriktirebildiğimiz için pek çoğunuzdan daha şanslı hissediyorum kendimi.

Aşk vardır ve önemli olan tutkuyla tutabilmektir birinin elini. Ve sevgilisini kaybeden bir kişiye söylenebilecek son sözdür “ üzülme bir daha evlenirsin”. Çünkü bunun konuyla ilgisi yoktur. İnsan bir daha evlenebilir, sevebilir, sevmeyebilir. Bunun yaşanan üzüntüyle bir ilgisi yoktur. Gidene ağlarsın ve yarım kalan aşkına tabii. Eyvah yalnız kaldım diye acımaz için.

Güzel ve onurlu olan kapağı birisine atmak düşüncesiyle yaşanan hesaplı birlekte olma halleri değil, AŞKTIR. Hiç yaşamamış olan ve etrafta sürekli kendi kısır hayatına bakmadan, sanki çok şey biliyormuşçasına öğreten adamı oynayanlara duyurulur. İnsan evli olmadan da yaşayabilir inanın..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevinci yaşayan her insan hayatının bir döneminde mutlaka acıyla tanışıyor. Başa çıkamam dediği acılarla yaşamayı da öğreniyor zamanla. “Yirminci yüz yılda en fazla bir yıl sürer ölüm acısı” der Nazım Hikmet. Belki ilk günlerdeki yoğunluk bir yıl sürebilir. Yüreğe düşen acı ilk günlerdeki kadar yakmıyor, kanayan yara zamanla kabuk bağlıyor. Olur olmaz zamanlarda ince ince kanayıp duruyor. Düşlerimizde, anılarımızda yaşıyor yitirdiklerimiz… O da şimdi anılarda yaşıyor, kimse inanmıyor öldüğüne.

Sami Kartal 
 12.08.2008 11:04
Cevap :
Tamamıyla katılıyorum yazdıklarınıza. Teşekkür ediyorum yorumunuz için  12.08.2008 15:11
 

Düşünmeden ve hüznü hissetmeden söylenen saçma kelimeler. Ölümün arkasından söz söylemeyi ne yazıkki yaşamayan bilemez. İçinizdeki aşkı ve herşeyi öyle güzel ve özel anlatmışsınız ki hiçbirşeye söylemeye gerek kalmamış. Sevgiler Melike:

Kalbin Ritmi 
 01.04.2008 17:23
 

Başınız sağolsun. Bence insanlara kızmayın, çünkü eğer art niyetli değillerse, doğru sözü bulup söyleyememiş olabilirler, insanlık hali demeli. Yazıdaki fikrinize gelince, size katılıyorum çünkü, kimse evlenmek zorunda değil, hatta ilişki de yaşamayabilir. Çünkü, beden ve istekleri doğanın bir tercihidir, oysa kimliğimiz, karakterimiz ve yaşam tarzımız bitim tercihimizdir. Aslolan biziz. Bakınız bendeniz mesela 40'ı geçtiğim halde sapasağlam bekarım hala.

Erdal Aydın 
 11.03.2008 18:05
 

Seni burada görmek ve yazdıklarını okumak da en az sohbetin kadar keyif ve heyecan verdi bana... Yaşanan bir çok olumsuzluğa rağmen, bu kadar yüreklice yüreğine düşen o aşk için teşekkür edebilmek yaşama, herkesin harcı değildir. İyi ki varsın ve de dilerim hep de yanımda olursun! Koskocaman öptüm seni...

Yeşim Özdemir 
 10.03.2008 20:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 25
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 626
Kayıt tarihi
: 20.12.07
 
 

16 mart 1968 doğumluyum. Jeoloji mühendisliği mezunu olmama rağmen genelde şirketlerin satış- satına..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster