Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ekim '10

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
14435
 

Evli ama mutsuz bir kadın!

Sedef kocasını beklemeye başladı. Yemek masasını öyle güzel süslemişti ki eşiyle muhteşem bir gece geçireceklerine gönülden inanıyordu. Evliliklerinin üzerinden koca üç yıl geçmişti. Kocası ona söz vermişti, bütün işlerini bırakıp, bu akşam erkenden evde olacaktı.

Sedef, ilk bekleme saatini masayı süsleyerek geçirmişti. Çiçekler, güller, evlilik resimleri, düğünden ve nişandan kalan hatıra biblolarla dolu yemek masası adeta bir cennet bahçesine dönüşmüştü. Sedef, bu gecenin hazırlığını, tadından yenemeyecek kadar nefis yemekleri, tek başına yapmıştı. Bir sanat eseri inceliğindeki yemek masasını son kez gözden geçirdi. Masadaki herşey onun hayal ürününden kopup gelmişti. Sedef bu derece muhteşem bir masa hazırladığı için gülümsedi.

Sedef'in düşünceleri ister istemez, evlilik anılarına doğru kaydı. Evliliğinin ilk yıllarında, kocası, elindeki gül demetleriyle her akşam erkenden eve gelirdi. Kocasıyla birlikte mutfağa girip harika yemekler yaparlar, müzik eşliğinde dans ederler ve uzun uzun sohbet ederlerdi. Rüya gibi geçen o geceler, Sedef'in beyninde ilk günkü kadar taze ve dokunulmamış olarak kaldılar. O gecelerde, bazen çocuklardan konuşurlardı. Bir düzine çocukları olacak, futbol takımı kuracaklardı. İkisi de çocukları öyle çok seviyorlardı ki fazla vakit kaybetmeden, harika çocuklar dünyaya getirmeye karar verdiler.

Sonrasında ne mi oldu?

_Her gece önemli bir işi çıktığı için eşi eve geç geldi,

_Bırakın sohbeti, eşi, artık onunla konuşamıyordu bile,

_Birlikte yemek yapmak şöyle dursun, eşi artık evde hiç yemiyordu,

_Çocuk konusu açılınca, eşi, asabileşiyor, ''henüz sırası değil'' gibi laflar ediyordu,

_Bazı gecelerde, Sedef kocasının gömleğinde tuhaf bir kadın kokusu alıyor, ne yapacağını bilemiyordu,

_ Sedef'in eşi, ne gül ne çiçek ne de sevdiği tatlılardan getiriyordu ona,

_Sedef ve eşi artık birbirlerine yabancı iki insan olmuşlardı,

_Kocası artık, onunla hiç konuşmuyordu, o güzel sohbetleri çok uzak bir anı olarak kalmıştı.

Sedef, anılara o kadar dalmıştı ki saatin farkında bile değildi. Teypte slow bir parça çalıyor, yıldızlar, adeta, terastaki yemek masasının üzerine düşüyorlardı. Denizden gelen ılık bir rüzgar yüzünüzü yalayıp geçerken, gecenin en romantik saatleri başlıyordu. Sedef, elinde olmadan, rüya gibi geçen o gecelerden birine dönüverdi. Eşiyle yıldızların altında vals yapıyorlar ve denizden gelen ılık rüzgar, aşk dolu öpüşlerinin arasına karışıyordu. Kocası, öyle yumuşak ve tatlı öpüşlerle tenine dokunuyordu ki, Sedef, yıldızların, saçlarına ve omuz kıvrımlarına düştüklerini hissetti.

Sedef, anılarına öylesine dalmıştı ki zamanın hızla geçtiğini farketmedi. Öyle tatlı bir ağırlık çökmüştü ki üzerine, göz kapakları yavaş yavaş kapanıverdi. Sedef, rüyasında, eşiyle yaptığı valse devam ediyordu. Sedef, yemek masasının başında, tatlı bir rüyaya dalmışken, yıldızlar tek tek üzerine düşüyordu. Terastaki o güzel yemek masası, dokunulmamış ve taptaze duruyordu. Sedef geç saatlere kadar uyudu, uyudu. Üstünde, bembeyaz omuzlarını örten, turkuaz bir şal vardı. Ilık deniz rüzgarı, uzun sarı saçlarını uçuşturuyordu.

Sedef'in kocası, sabaha karşı eve gelmiş, masadaki yemeklere dokunmamış, terasta uyuyup kalan güzel eşini hiç uyandırmamıştı. Sadece küçük bir not, evet , bir iki kelime ve özür bildiren ufacık bir kağıt parçası bırakmıştı.

Sedef, günün ilk ışıklarıyle uyandığında, eşinin ufak notunu okumuştu. '' Birtanem, işleri bitiremedim, bu gün New york'a uçacağım. Beni affet, özür dilerim. Seni seviyorum aşkım. Öpüyorum.''

İşte bu kadar basitti. Sedef, bir kez daha, kurduğu hayallerin yıkıldığını hissetti. Kaç kez bu duruma geldiğini ve gözyaşlarına boğulduğunu hatırlamıyordu fakat, gözbebeklerine üşüşen gözyaşlarına engel olmadı. Ağladı, ağladı. Yemek masası, gözyaşlarıyla ıslanıncaya kadar ağladı.

Evet, Sedef evliydi, genç ve yakışıklı bir kocası, deniz kenarında muhteşem bir villası, her istediğini alabilecek kadar parası, dışardan bakıldığında herkesi kıskandıracak mutlu resim kareleri veren bir evliliği vardı. Oysa o, ''evli ama mutsuz bir kadın''dı! Her güldüğünde, içi kan ağlıyor, gözlerinde hüzün ve dudaklarındaki yarım gülüşlerle yaşıyordu. Evliliğindeki mutsuzluğunu kimseye anlatamıyor, hiç kimseyle dertleşemiyordu. Eşinin ilgisizliği, gün geçtikçe Sedef'in yüreğine oturuyor ve onu hasta ediyordu. Sedef ne yapmalıydı? Onca emek verdiği evliliğini ve aşık olduğu kocasını bırakıp gitmeli miydi? Yoksa bu ilgisizlik denizinde boğulup kalmalı mıydı? Kocasının giysilerinden tanıdığı, ikinci kadın ne olacaktı peki?

Sedef, zor ve dayanılması imkansız bir karar vermek zorundaydı!

''Boşanmak''

''Evli ama mutsuz bir kadın'' olmaktansa, ''boşanmış ve huzurlu bir kadın'' olmayı tercih edecekti!

Sedef'in kararı kafasında iyice netleşti. Kocasının notunun kenarındaki kalemi aldı ve yazmaya başladı. Kelimeler ardı ardına döküldüler.

'' Ya o, ya ben! Tercih senin. Karar verene kadar ben yok'um. Gidiyorum. Hoşçakal''

Sedef, bu küçük notu, terasta yemek masasındaki güllerin arasına iliştirdi. Ve ılık deniz rüzgarı, ensesinde dolanırken, yıkık ama omuzları dik bir kadın olarak yerinden kalkıp, evin çıkış kapısına doğru ilerledi. Evde ki hiçbir şeye dokunmadı. Anıları öylece terkedip gitti.

Sedef'in hikayesi bu kadar! Umarım onun yaşadıklarını siz yaşamazsınız.

Hep söylediğim gibi,

Sevginiz yüreğinizde, sevgiliniz hep yanınızda olsun,

Mutlu kalın.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

hanife hanım yazılarınız için teşekkür ederim okurken kendi yaşadığım evlilik geldi gözüme haklısınız insan aşık olunca hele benim gibi düşünme yetisini kaybeden bir insansa geleceğini hiç düşünmeden çılgınca bir karar alıp gizlice evlendim ama eşimle o kadar farklı kültürde yaşamışız ki bunu görememişim ben ne kadar onu alttan almaya çalıştıysamda ne kadar anlayış göstersemde olmadı o beni anlamadı üstelikte beni aldattı... o yüzden blogdaki yazıyı okuyan insanlar eğer evlenme kararı aldıysanız uzun bir nişanlılık süreci geçirin sevgiliyken tanıyamadığınız insanı belki nişanlılık döneminde daha iyi tanırsınız.... her neyse blogdaki yazılarınızı zevkle okuyorum başarılarınızın devamını dilerim

pınar elmacı 
 22.03.2013 13:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 369
Toplam yorum
: 494
Toplam mesaj
: 67
Ort. okunma sayısı
: 1884
Kayıt tarihi
: 11.08.08
 
 

1965 doğumluyum.. İstanbul'da oturuyorum.. Edebiyatla ilgiliyim.. Öykü ve denemelerim var.. Öykül..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster