Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Temmuz '14

 
Kategori
Aile
Okunma Sayısı
1057
 

Evliliğin uzun Tarihi

Evliliğin uzun Tarihi
 

İnsanlar neden evleniyor? Ya da daha doğrusu insanlık tarihinin ilk çağlarında daha insanın konuşmayı harflere aktaramadığı ancak işaretlerle ve temel duygularını (korkmak, şaşırmak, üzülmek, kızmak, endişe vs) ifade etmek için çıkardığı seslerle anlaştığı binlerce yıl öncesindeki zamanları da düşünürsek günümüz "Evlilik Kurumuna nasıl gelindiği " İnsanlık" tarihinin de belki protipi bir mizanseni gibi.

İnsanların daha konuşamadığı ve avcılıkla hayatını devam ettirdiği çağlarda eş seçme  ilk etapta sadece cinsellikle bağlantılı olarak gerçekleşiyordu fakat sonra bu birlikteliğin devamı kadının ve erkeğin sorumluluklarını birlikteliğin devamını sağlayacak düzeyde yerine getirip getirmediğiyle alakalıydı aslında günümüzde de evliliklerin devamında hala en gerekli kriterlerinden hala. O zamanlardaki en geçerli koca güçlü ve iyi avcı erkek, kadının ise evine ve çocuklarına bakma becerisi. Bu hala da çok geçerli kiriterlerden biri değil mi? Muhtemelen evin erkeği öldüğünde ya da sakat kaldığında kadın başka bir erkeğe gidiyordu (çocuklara ne oluyordu ya da bir kadın tek başına hem avcılık yapıp hem de evinde çocuklarına bakan kadınlar da oluyor muydu bu şekilde yaşama şansı ne kadardı bilemiyorum)  ya da kadın ya da erkek artık eşini istemediğinde de gidebiliyordu muhtemelen başkasına.

Zaman içinde çağlar geçtikçe insanoğlu artık mağaralardan ağaç kovuklarından yavcılık toplayıcılıktan artık yiyeceği şeyler için ekmeyi keşfettiğinde ve dolayısıyla tarım başladığında ekili alanına sahip çıkma gereğiyle yerleşik düzene de geçti. Evler yaptılar evler yaptıklarında birbirlerine yakın olmanın ve beraberliğin gücü keşfi de gerçekleşti ve artık dilleri de o topluluk içerisinde bir disiplinli seslere dönüşmüştü. Yani konuşuyorlardı artık. Bu bağlamda eş seçmeler de daha karmaşık seçenekler oluştu. Artık insanlar muhtemelen daha toplumsal gerekçelerle evlenmeye başladı tabi ki cinselliğin disiplin altına alınması en temelde duran faktördü. Evlilikler dini inanışların etksiyle gittikçe daha katı birlikteliklere dönüşmeye başladı.  Dini inanışlar ve din çerçevesindeki o kültüre özgü oluşan ahlak kuralları erkeğin içgüdüsel kıskanma ve sahiplenme özellikleri  Evliliklerin kurulmasında ve devamında rol oynayan en önemli etkenler oldu.

Binlerce yıldır evliliklerin temeli bu faktörlere bağlı olarak süregeldi. Erkeğin görevleri evinin geçimini (finansal) sağlamak, çocuklarına ve eşine iyi bir otorite sağlayıp dümeni elinde tutmakken, kadının görevi de kocasına evine ve çocuklarına karşı sorumluluklarını yerine getirmekti.

Artık hızla çoğalan nüfusu beslemeye yetmeyen el aletlerinin yerini yavaş yavaş çok daha hızlı çalışan aletlerin icadı ve sonrasında makineler ortaya çıktığında tarımla geçimini sağlamayı gerçekleştiremeyen (toprak yoksunu) insanların makinelerin başında işçi olarak çalışmaya başlamasıyla Şehirli nufuslar sürekli artmaya ve tarımla geçinen kırsalda yaşayan nüfusu kat be kat geçmeye başladı. Artık şehirler çalışan (işçi) kesimler fabrika ve sermaye sahipleri bağlamında yeni kimliklere büründüler. Evlilik Kurum' u da bu bağlamda değişmeye başladı, ama hala dini inanışlar ve bağlamında ahlak kuralları ve kadın erkek sorumlulukları temelde geçerliydi.

Günümüzde hem tarım hem sanayi toplumu devam etmekte ve muhetmelen Dünyanın sonuna kadar da devam edecek. Fakat diğer bir kaos 2000 li yıllarda itibaren ortaya çıkan Dijital Devrim olaral da nitelendirilen Bilgi Çağı. Kadınların sanayi devriminden itibaren çalışma (işçi) hayatına girmesi-öncesinde zorunluluktan- beraberinde çalışma hayatı için istenilen niteliklere sahip olabilmek için yüksek öğretime devaö etmesi ile birlikte kadının toplumsal hayattaki konumu da çok değişti çok daha aktif bir rol üstlenmeye başladı. Artık kadınlar da kendi emeklerini paraya çevirebiliyordu, akabinde kendi geleceklerine de kendileri yön verme haklarının olduğu gerçeğine. Evlenirken de "Seçilen" ya da daha doğrusu "Bekleyen" (Pasif) olmaktan çıkıp "Seçen" (Aktif) konumuna yani maddi olarak erkeğe bağımlı olmayan kadınlar olarak kendilerini yeniden keşfettiler denilebilir. Bu durum erkekler açısından kolay kabul edilebilir birşey değildi ve hala da büyük anlaşmazlıkların temelinde sanırım bu Değişim yatıyor.

Özellikle şehir hayatında kadının konumundaki bu çarpıcı değişim evliliklerin kurulmasında ve devam etmesinde de büyük farklılıklara yol açtı. Artık evlenmeden önce seçilmeyi bekleyen kadın da evde oturup kocasını bekleyen kadın da değişmişti. Artık kadınlar da öğrenim görüyor, çalışıyor, para kazanıyor ve eskisi gibi geleceğini kocasının yetkinliğine bağlayıp kaderine teslim olan rolünü oynamıyordu. Bu bağlamda artık Özgür dü. Günümüz çalışan kadınların rollerinde evliliklerin kurulması hala dini ahlaki maddi gerekçelerin yanında artık belki eski zamanlara göre daha lüks faktörler olabilecek anlaşma, uyum faktörleri de girdi özellikle evliliğin devam etmesinde artık bu faktörler de çok önemli ihtiyaçlar olarak ortaya çıkıyor. Kadınlar erkeklerde güçlülük, geçimi sağlamak iyi baba olmak görevlerinin ötesinde kendileri için de sevgi, ilgi, saygı yı da çok ön planda tutuyorlar. Evliliklerdeki en önemli çatlaklar da bu aşamada ortaya çıkıyor zannımca. Erkekler o kadar değişmediler, kadınlara göre kişisel olarak çok daha yavaş değişebilen hatta aslında temelde o avcılık döneminde ve tarım toplumunda ellerinde olan büyük hakim gücünü kadınla paylaşmayı kabullenemediler kabullenemiyorlar bilinçaltlarında belkide.

Günümüz evliliklerinin (daha çok şehir hayatında kadının çalıştığı ve ücretini kendi aldığı evliliklerde) sona ermelerine neden olan en önemli etken bence bu Kadın rolünün erkek tarafından tam larak kabullenilmemiş olması, erkeğin hala o Hakim Olma ve Evin Reis' i konumunu kadınla paylaşma ve beraberinde eşit roller içeriisnde kadının erkekten eski zamanlara oranla çok daha fazla önem verdiği Kendine saygı, sevgi ilgi istemesini -yeteri kadar çabuk değişmediği için- anlayamaması ve hatta bunu Erkekliği'nden Erkek Rolünden bir kayba bir güç azalmasına yol açacağı korkusu da olabilir.

Şehir hayatında özellikle çalışan kadın evliliklerinde genelde flört ve aşk ile başlayan evliliklerin bazılarının neden kısa sürede bittiğinin temelinde bu sosyal değişim büyük önem taşıyor zannımca.   

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
Toplam blog
: 6
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 419
Kayıt tarihi
: 23.05.12
 
 

Halkla İlişkiler ve Tanıtım     ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster