Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Mart '08

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
1221
 

Evlilik bir ilişkinin demir parmaklığıdır

Evlilik bir ilişkinin demir parmaklığıdır
 

Bir kaç yerden okuduğuma göre, insanların yıllık cinsel ilişki ortalaması 125 civarında oluyormuş. Türklerin ortalaması da bu civarda. Ama Avrupalıların, hayatlarında ortalama eş sayıları daha fazla olabilir ve belki toplamda, nüfus cinsel ilişki oranı yine Türklerden yüksek olabilir.

Çünkü, Avrupa'ya göre Türkiye'de cinsellik tabudur ve yasaklarla örülüdür. O nedenle, insanlarımızın hayatlarında cinsel ilişki yaşamadıkları dönemler çok daha fazladır. Mesela evlenene kadar ilişki yaşamazsın, evlensen bile, eşinin dışında ilişki yaşamazsın, boşansan dul olarak ilişkiye girmekten kaçınırsın, çocuğunun anası babası olursun. Eh zar zor bir ilişki denemeye karar versen bile, cinsel ilişki aşamasına binbir dereden su getirerek gelirsin filan. Çünkü tereddüt edersin ne olacak ne bitecek diye. Bu tespit ettiklerimi ana eğilim olarak söylüyorum, yoksa ülkemizde de her türlüsü var, gayet normal olarak.

Aslında hayatlarımız biraz kandırmacadır. Ülkemizde evlilik çok kutsal sayıldığı için ya da başka nedenlerle, boşanma oranları yüksek değildir. Bu nedenle, sevmediği eşiyle cinsel ilişki yaşayan çok insan vardır. Cinsel özgürlük olmadığı için, insanlar içlerindeki cinsel dürtüyü tatmin etmek ve evlilik adam olmak olarak koyulduğu için adam olmak amacıyla bilinçsizce evlenir. Tabi sonra, iki tane, birey olamamış insan, hayatı diğeri için kolaylaştıramaz. İyi niyetli bile olsa, bunu başaramaz. Bu eğitimli insanlarda da oluyor. Kişilik ve karakter bozukluğunun çok nedenleri var tabi ve ama aynı zamanda eğitimli insanlar da bozuk aile yapılarından geliyorlar. Çocukken, gençken oluşan aşağılık komplekslerini, üç beş kitap okuyunca atamıyorlar.

Aslolan, ilişkidir. Evlilik bir ilişki değildir; ilişkinin demir parmaklığıdır. Biten bir ilişkide kişi boşanmaz ya da boşanamaz, eşini de aldatmaz, zor bir hayat yaşar. Ama aslında aldattığı yakınları ve kendisidir. Çünkü, sevmediği kişiyle birlikte olmak aldatmanın diğer görünmeyen yüzüdür. Başka biriyle birlikte olduğu zaman ise, taşlanmaya kadar vardırır toplum işi.

Eğer bir sihirli değnek evliliği ortadan kaldırsaydı ve buna uygun bir toplumsal yapı kurulsaydı, tahminen, şu anki evli olmaktan kaynaklanan ilişkilerin önemli bir kısmı bitebilirdi. Bu da bizim işte, toplumun tabusallığının getirdiği kandırmacamızdır.

Kadın erkek ilişkisi ilişki olduğu sürece zevklidir. Günün boş geçmez. Eğlenceli geçer. İki kişi olmanın sinerjisi vardır. Bi de toplumda seni adam yerine koyarlar. Ama, salt karşı cins, yani vajina ve penis, onu taşıyan kişiye ruhsal bir ilgin yoksa, iticidir. O nedenle ilişkinin o çekiciliğe dayanması gerekiyor.

Toplumumuzda sağlıklı bireylerin olabilmesi için, cinsel özgürlüğün, ahlaksızlık sayılmadığı bir yapıya geçilmelidir. Şu an bu zor gelebilir size, çünkü ruhumuz varolan baskıyla şekillenmiş ve onunla düşünüyoruz. Şu an abovv diyeceğimiz bir şey, o zaman çok normalleşecektir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hülyayı hiç sevmem ama bir demecinde şu cümlesini tutmuştum. Şöyle diyordu; Evlilikler ilk beş yıldan sonra her yıl resmi bir mercek huzurunda masaya yatırılmalı. Kim nelerden hoşnut ya da şikayetçi... Tek tek tartışmaya açılsın. Bunu yapmak için kadınların sosyo-ekonomik platformda erkeğe yapışan cıvık cıvık bir hayat felsefesinden sıyrılması şart. Bu baba ocağında reformize edilmeli. Kız çocuğu okumaz okutulmaz yeri kocasının yanıdır zihniyeti bırakılmalı... ŞİMDİ BURADAN ŞU SONUÇ çıkıyor ki, önce erkek egoizmini çürütmek gerekir sonra kadına statü olayı kendiliğinden doğacaktır zaten... Aksi olduğunda erkek için de kadın için de mecburiyetler demir parmaklıklara prangalara dönüşüyor o güle oynaya başlanılan birliktelikler. Ya boğuyoruz ya da boğuluyoruz.Nefes alınacak oksijen kesiliyor ilişkide... Neden...Görev mekanizması moduna giriyoruz, renkler sesler tükeniyor...

NİLGÜN BURSA 
 09.04.2008 9:48
Cevap :
Bu durumda Hülya'yı sevecek bir nedeniniz var artık. İnsanlar zaten, iyi ve kötü yanları birlikte barındırırlar. O nedenle, insanlara bütüncül tutum takınmak yerine, eylemlerine göre tutum takınmak daha iyi gibi. Yakınlarda duymuştum, evlilik sözleşmesi süreli olsun, çiftler süre sonunda, yeniden masaya otursunlar diye. Çok da kötü bir fikir gibi görünmüyor. Evliliklerdeki sorun gerçekten de erkek merkezli oluşu, ama, tekil erkeğin bunda fazla kabahati yok, çünkü o da bir rolü yaşatıyor. Bana kalırsa, evlilik zorlama bir ilişki türüdür, çiftler ne kadar iyi kişiler olsa bile, herkesin yaşantı algoritması farklı, bu iki farklılığı aynı hizaya sokmak, her iki tarafı da fedakarlığa ve yıpratmaya sokuyor. Erkek üstün sosyal rolü ile, bu gerilimde, kadına baskı uyguluyor. Evliliğin iyi tarafı ise, yeni nesilin belki daha iyi yetişmesini sağlaması. Devlet, o imkanları ve alt yapıyı sağladığında, evlilik kurumu kendiliğinden biter. Şu anda, tolerans bireyleşme, semptomatik çözümlerdir.  09.04.2008 13:25
 

Dediginiz gibi asil olan iliskidir. Dolayisiyla bunu devlet gozunde size "haklar" taniyan bir kagit parcasiyla tamamlarsiniz, ya da tamamlamazsiniz, size kalmis. Emeklerinizle, sevginizle bir bakarsiniz yillar yillar sonra yildizlarinizi yaratmissiniz. Anneniz vefat eder, artik o yeni annenizdir/babanizdir, yasadiginiz iliskinin derinligine bagli. Bu dunya da hepimizin kucuk bir cemberi var etrafimizda, icine uc bes candan sevdigimizi koydugumuz. Butun kalbimle o kisiyi yaratmanizi diliyorum. Belki soz bile verebilirim dugununuze gelecegime :) mesela... Sevgilerimle :)

Benchwarmer 
 17.03.2008 3:09
Cevap :
:-) Yorumunuza bakılırsa daha çok yazımı okumaya başladınız galiba... Öyle hissediyorum ki farklı birisiniz. Nasıl bir fark diye sorarsanız, bir kere sahicisiniz ve içinizle dışınız arasındaki mesafe fazla değil. İstediğini kendinden gizlemeyen ve dile getiren biri belki. Ne güzel iki özellik. Bi de bloglarınıza bakıyım, orda neleriniz var merak ettim. Benden de size sevgiler.  18.03.2008 13:29
 

bu saçma işleyişin farkına varıp buna uymak zorunda kalmak ne kadar çaresizce.Ama sanki bu durum yavaş yavaş değişiyor,ne yazıkki bu değişimde bilinçsiz şekilde gerçekleştiğinden bedelini günahsızlar ödüyor. sevgiyle kalın..baskının farkına varmak ve dile getirmek bir dirençtir.Daha fazla yamulup insan şeklimiz bozulmasın diye..Sadece birazcık daha düşününce bunlara ulaşmak hiçte zor değil.değilmi? mantıklı düşünmek güzel şey yahu

y_ıldız 
 16.03.2008 13:03
Cevap :
Erkek egemen bir hayat tarzının sonuçları bunlar. Bu tür tarzlar, tekil erkeğin çıkarını sağlamaz aslında, o da bu tarzın oyuncağıdır. Ona sen şöyle davran der. O da öyle davranır. Bu onu da kadını da parkmaklıkların arkasına koyar.  16.03.2008 17:13
 

Evlilik bir tabu aslında,benmerkezci erkekler korumacı tutumları ile hem cinsel ilişkileri köreltiyor,hemde zaten olmayan arkadaşlık kavramı iletişimi.Birey olarak bie ilişki yürütebilmek için de kadının ekonomik olarak özgür olması gerekir ki sonrasında sevgisinde tatmin olabilsin.Ama durum hiçte öyle deyil;kırsal kesimlerde ki yaşam tarzı geleneklselleşmiş kurallar çerçevesinde yürüyor ve insanlarımızı yobazlaştırıyor.Bu durum İstanbul için de geçerli,çoğu yerleşim yerlerinde hala Anadolu kırsal gelenekler devam etmekte..Çoğu ilişkilerde de evli iken evlilik dışı ilişkiler ortaya sergileniyor.Biraz da kendimizi ifade edememekten kaynaklanıyor tüm bunlar.teşekkürler çok güzel bir yaraya deyinmişsin.herkezi bireyleşmeye davet ediyorum.

NURDANE 
 15.03.2008 21:09
Cevap :
Dediğiniz gibi Türkiye kırsallığın büyük etkisi altında, şu anda köy kent nüfusu yüzde 40-60 gibi bir oran, belki daha yakın, köydeki nüfusun kökenine bakarsak, kentlerdeki köy kökenlilik 80-90'a varır belki. Yani sonuçta, her şey aydınlanma ile oluyor, toplumun aydınlanması ise, daha 2-3 kuşak gerektirir. O zamana kadar, kendi yarattığımız bireysel alanlarla mutlu olacağız.  16.03.2008 17:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 466
Toplam yorum
: 945
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 983
Kayıt tarihi
: 21.10.07
 
 

Ankara'da yaşıyorum. Çeşitli güncel konularda, zaman zaman "Neden olaya böyle bakılmıyor?" diye d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster