Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Nisan '07

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
423
 

Evlilik durumu

Evlilik durumu
 

Evlilik kurumundan ne alıp veremediğimiz var? Bir başka deyişle, evlilik hakkında, her an, her saat başı konuşmaya, dertleşmeye niye bu kadar meraklıyız? Nedeni kimi zaman belli, kimi zaman muallakta kalan, kimi zaman da ağzımı açmak istemediğimiz söz oyunlarından ibaret bir dolu konuşma, çekiştirme, ağlaşma silsilesinden ibaret aslında tüm yaptığımız...

Dün gazetede yayımlanan bir araştırma, bu konu üzerinde bir kere düşünmeme neden oldu. Evli çiftlerin, haftada kaç kez seks yaptıklarını, yıllara göre bu sayının nasıl değiştiğini açıklayan bu araştırmada, dikkatimi en çok son cümle çekti: Bu sayılar bir araştırmanın sonucudur; bu sonuçlar her çifte göre değişebilir.

"Ha şunu bileydiniz!" diye geçirdim içimden, haberin son noktasını gözlerimle koyduğumda. 'Genellemeler, sadece salaklığın bir göstergesidir' cümlesinin sıkı bir savunucusu olarak, bu gibi araştırmaları her seferinde dikkatle okumama rağmen, her ilişkinin, evliliğin de 'biricik' olduğunu kabul ederek başlamalıyız diye düşünüyorum.

İlk 5 ay, 5 yıl haftada 3-5 arası, sonraları azalmayla devam eden seks yaşantısı hakkında konuşurken; yaşadığımız ülkenin sınırları, ülkeden ülkeye değişen sekse bakış açısının, bunları düşünüp tartışırken bizlere kılavuzluk edeceği bilgisine de es geçmemek gerekiyor. Mesela, İngiltere'de gece 23:00'den sonra BBC'de bir belgesel yayımlanıyordu geçtiğimiz aylarda. Programın amacı ise, cinsel eğitim ve cinsel mutlulukla ilgili bilinmeyenleri göstermekti. İnsan, o programı izleyen, yayınlayan bir milletin evlilik ve cinsellikle ilgili geldiği noktayla, ülkemizin durduğu noktayı düşündüğünde, kendimi çok kötü hissetmiştim. Kendimi, İstanbul'da 25 yıl yaşamış şehirli bir insan değil de, bu yasaklı konularda ufku açılmaktan ziyade kapatılmaya çalışılan, tam bir 3. Dünya vatandaşı gibi görmüştüm. İşte, bu gibi örnekler, yayınlar ve en önemlisi cinselliğe bakış açımız, evlilik kurumuyla ilgili tüm düşüncelerimizi kurarken ya da yorumlarken başka türlü bir 'farkındalık' yaratıyor.

Yasaklı konuları evlilik kurumunu tartışarak kapatmaya çalışan, 30'una gelen kadınların evde kalmışlığını neredeyse resmi gazetede yayımlanmasıyla son bulacağı topraklarda yaşıyoruz... Evlilik kurumunu, işte bu yüzden, yasaklı her şeyi mübahmış gibi gösteren bir milat olarak gördüğümüz için gzöümüzde çok büyütüp, bir o kadar da yerin dibine batırıyoruz. Çevremize baktığımızda; boşanmaların arttığını, evliliklerin yıprana yıprana virane hale gelse de devam ettiğini, en önemlisi de, ne yaşadığını bilmeden geçen cinsel yaşantılarıyla, kurbanın evlilik hali insanların çoğaldığını görüyoruz.

Kıssasan hisse, her ilişki, evlilik ya da flört 'biricik'tir. Ve her ilişkiden, her kişiden alınan her türlü tat farklıdır. 20 senelik evlilik sonucunda, kadın ya da erkeğin çoğu zaman peşine düştüğü şey, aslında evliliğe ihanetten çok, kendine ihanet istememenin bir sonucudur. Bir enerji, coşku patlaması yaşamamayı da kendine ihanet olarak sayabilir insan...

Hakkında yargıya vardığımız, tartıştığımız her konuya tersten bakmak, kimi zaman genelleme yapmaktan çok daha iyi olabilir...

Meraklı bir millet olarak, yeni tartışma konumuz, evlilik durumuna tersten bakmak olsun bu seferde! Skor peşine düşmek yerine, durum saptaması yapmak iyi gelir, ne dersiniz?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Evliliği "müessese" olarak gören bir milletin evlatlarıyız ama değil mi?.. Aslında cinselliğin bu kadar tabu olarak görüldüğü bir ülkede evliliğin bu kadar değer kazanması şaşırılacak bir şey değil, "gerdek gecesi" diye sunulan resmi sevişme de şaşılacak bir konu olmaktan çıkıyor haliyle. Evlilik aşk ile perçinlenmediği takdirde ve her aşkın başka bir aşka benzemediği gerçeğini göremedikten sonra, her evliliğin de her cinselliğin de birbirinden farksız olduğunu düşünmek normalleşebiliyor... Değişim, değişiklik ve farklılığı hayatımızın merkezine koyarsak daha mutlu yaşarız diye düşünüyorum... Sevgilerimle...

Zevzek 
 30.08.2007 19:15
Cevap :
Once kendimizi cozerek baslamaliyiz her bir seye... Sonra farkedince bazi kilit noktalari, cok gec ve cok mutsuz oluyoruz. Sevgiler.  01.09.2007 22:24
 

evlilikle meşrulaştırılan bi sürü hayat var çevrede..sonrasında mutsuz insanlar oluyor her yerde..özgür bırakılmayıp kılıflandıkça bişeyler...o kutsal kuruma olan inanç ve istekte kayboluyor...aşk lazım aşk diyor...içeriğinde aşk olan evlilikler diliyorum...sevgiler

ahu aydınlıgil 
 04.04.2007 18:28
Cevap :
Ben de herkese 'aşk' dolu evlilikler diliyorum. Diğer ilişki çeşitleri, yalanla karışık, kandırmaca ilişkiler sanırım. sevgiler!  06.04.2007 14:11
 

İlk önce aramıza hoş geldin. Size herhalde ilk yorum yazan da benim. Yazınızı okudum. İlginç bir yazı olmuş. Bende buna bir ekleme yapmak istiyorum. Gerçi seks, evlilik hayatımızın bir parçası olmalı ve de evliliğimizin düzenliği yürümesi içinde seks hayatımızı ilk günkü gibi sürdümemiz gerekir bence. Elbette eşler arası ilişkilerde sevgi ve saygının sürdüğü müddetçe. Onlarda yitirildiği zaman seks hayatımız sonlanır. Öyle ki gözümüz dışarılarda olup başka aşklar arar, başka seksler ararız. Buna en güzel örnek eski çalıştığım firmanın sahibi, gül gibi güzel bir eşi ve boy boy üç adet kızları var ken baskasından çocuğu olmasıdır. Ne diyebilirim ki! Sevgi ve saygılarımla.

Ahmet Üstündağ 
 03.04.2007 13:04
Cevap :
Merhaba, evet, ilk yorum sizden gelmiş, çok teşekkür ederim. Sizin de dediğiniz gibi, bazı şeyleri anlamak gerçekten çok güç. Düşünmeye devam... Belki bu şekilde, net olmasa da nete yakın cevaplar bulabiliriz. Zor sorulara kolay cevap verilmiyor sanırım:)  06.04.2007 14:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 87
Toplam yorum
: 246
Toplam mesaj
: 98
Ort. okunma sayısı
: 1388
Kayıt tarihi
: 29.03.07
 
 

29 yaşında ve yengeç burcuyum. Her sabah 'flu' gözlerle dünyaya merhaba dememi sağlayan 5 numara göz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster