Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Şubat '08

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
400
 

Evlilik madalyonunun öteki yüzü

Evlilik madalyonunun öteki yüzü
 

Bulmak, yakalamak ve tutmak eylemlerini bin bir zahmetle gerçekleştirebildikten sonra hızlı fakat uzun bir sürece giriveriyorsunuz.

Uzun çünkü sonu asla görünmüyor. Hızlı çünkü sanki bir anda olup bitiveriyor. Ve bu ikilem arasında gidip gelen kalbiniz ise önceki aşamada yorulan bedenini suyun akışına bırakıveriyor…

Sorulara verilen ‘evet’ler bazen düşünmeden ağızdan kaçıveriyor. Eşyalar alınıyor, değerli kağıt parçacıkları uçuveriyor. Ama bir ‘hayır’ diyen çıkmıyor. Gidiyor, azalıyor, bitiyor ve o gün geliyor…

Herkeste bir neşe, sanki bayram yeri. Müzikler, halaylar, çeşit çeşit oyunlar… Gülücükler var insanların yüzünde, ortada suratı asık duran siyah giysili erkekle beyaz giysili kadına rağmen. Kıyıda köşede dedikodu dolu dudaklar var suskun bakışlı bu çifte rağmen. Ve her nedense neşe olacak her yerde hüzün, korku olacak her yerde ise dans var o gün…

Ancak işler hava karardığında değişiyor. Beyaz giysili kız nedensizce ağlıyor, az önce eğlenip dans edenler gibi. Erkekte ise hala asık bir surat hakim. Bağrış çağrış eşliğinde eller sallanıyor ve çift yalnız kalıyor bu kalabalık dünyada…

Ve işte o an her şey netleşiyor akıllarda. Koşturmacadan sorulamayan sorular, söylenemeyen ‘hayır’lar ve savrulan birikimler kendini açığa çıkarıyor birden. Beyinler aydınlanıyor ve sadece bir tek cümle kalıyor dudaklarda: Ya bu iş biter ya bu iş gider…

Bir zaman sonra ise cümleler çoğalıyor, tıpkı sorumluluk, ihtiyaç ve zorunlulular gibi. Hesap kabardığında ise ilk anlar akla geliyor. ‘Ben nerde yanlış yaptım?’ türünden karamsarlıklara mahal verilmek istenmiyor ama ne olursa olsun bu dedi çekmeye mecbursun cümlesi çakılıyor en çok görülebilecek köşeye. Her baktığında ise parmağındaki yüzük geliyor aklına: Yaşamaya mecbursun!..

Evet, ne getireceği belli olmasa da yaşamaya mecbursun. En azından denemeye ve hatta istemeye zorunlusun. Ya da hep isyan etmeye, hep amaçsızca nefes alıp vermeye mahkumsun!..

F.Ü. 7 Kasım 2007 Çarşamba 22:05

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu kadar ağır olmasa gerek evlilik, insanlar paylaşmak, hafiflemek için evlenir...Böyle ağır hissediyorsa insan biran önce kurtulmalı ya bu ruh durumundan, ki eminim işe yarar, ya da evliliğinden...Selamlar, sevgiler.

Zülal Ayçam 
 25.02.2008 15:27
Cevap :
Benimki sadece bir korkunun hayrıkırışlarıydı. Kimbilir o hafifliği ben de bulurum belki. Ya da bugüne kadarki gibi olmaya devam ederim: hep yek hep tek başıma.. Yorumunuz için teşekkürler. Mutlu Günler dileklerimle..  26.02.2008 10:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 33
Toplam yorum
: 19
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 514
Kayıt tarihi
: 17.01.08
 
 

Mesleği: Fizyoterapist… Uğraşısı: Gönlünden kopan parçaların birleştiği haliyle sözcüklere biçim ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster