Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Kasım '11

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
2095
 

Evlilik mi yoksa alışkanlık mı?

Melih Cevdet Anday’a sormuşlar ‘evlilik nedir?’ diye.

“Eskiden demiş, kız tarafının ve oğlan tarafının ailesi bir araya gelir, yeni çiftin kuracağı yuva için beraber hazırlık yapılır, beraberce yeni ev düzülürdü. Tabi o zamanlar evler genelde bahçe içinde müstakil evlerdi. O yüzden buna ‘evlenmek’ denirdi. Şimdi ise yeni evliler apartman dairelerinde yani katlarda oturuyorlar, bu yüzden artık evlilik ‘katlanmaktır’ demiş.”

 

Ah bu “garip”çilerin gelenekselliğe karşı çıkmak isteyen, duygusallıktan uzaklaşmak isterken sergiledikleri naif duygusallık.

Gelenekselliğe karşı çıkmak için mi yoksa hakikaten tek başınalık daha mı iyi gelir insana o herkese göre değişir tabii. Etrafımda da gördüğüm kadarıyla, günümüzde evlilikler çoğu zaman katlanılması gereken bir şirket ortaklığı görüntüsünde. Bu ortaklığa karar verirken, hayat da epey bir tozpembe görünür ya o zaman, en başta “hastalıkta ve sağlıkta, ömür bizi ayırıncaya kadar bir yastıkta” diye başlanır.

 

Evlenmek için ayrı ortamlarda yetişmiş, başka karakterlere sahip farklı iki insan bir araya gelir ve ömür boyu bir arada yaşamaya karar verirler. Bunun için birbirlerine söz verip imza atarlar ve aynı çatı altında bundan sonra aynı şeyleri yapmaya, maddi manevi fiziksel her şeyi paylaşmaya,  artık tek başına olmamaya çalışırlar.

İşte evlilikte kabul edilmesi gereken ilk şey, iki ayrı insan olduğunuz gerçeğidir. “Garip ve farklıtaraflarımızla, farklı renklerimiz ve zevklerimizle başka insanlarız” diyebilmektir önemli olan. Tabiibunu söylerken arkasından, “Ama biz birbirimiz için özeliz” de diyebilmektir.   Flört ederken birbirlerine hayranlıklarını dile getiren, başarılarını onaylayan çiftler, evlendikten sonra,“O benim gibi olsun, benim gibi düşünüp, hissetsin” demeye başlarlar sonraları.  Birbirlerini değiştirmeye kalkarlar, başarılı olamazlarsa tartışmalar başlar. Bu birliktelik çekilmez bir hal alıncaya kadar da devam eder.

Evlilik dünyanın en zor işi mi? Öyleyse neden bu kadar gönüllü oluyoruz?

Hayatı tek başına idame ettirmek çok zor. İnsan yanında anlaşabileceği, sorunları paylaşabileceğihayat denen uzun yolda beraber yürüyebileceği bir yol arkadaşını istiyor. Ancak umduğu hayat arkadaşı yerine sonunda attığı imzaya güvenen, tek başına kararlar alan bir yabancı bulabiliyor yanında. Sonunda, her biri kendi yolunda yürüyen, aynı çatı altında tek başına yaşayan bireylere dönüyorlar. Aynı çatı altında iki yabancı gibi yaşamak da ne kadar zor.

Bir ömür boyu aynı yastığa baş koyan mutlu evlilikler yok mu. Mutlaka vardır ki onlara sözüm yok.

Evlilik bireylerin özgürlüklerini kısıtlayan bir durum. Çoğu zaman istediklerinin tersine davranma zorunluluklarını getiren bir kurum. Önemli olan iki insanın kendi özgür iradeleri ile bir arada bulunması yoksa eğer sırf imzam var diye gidiliyorsa beraber yaşanılan eve, evlilik yara almış da sırf alışkanlıklarından vazgeçemediği için sürdürülen bir kabusa döner.

Evlilik de bazen bir alışkanlıktır ve insan alışkanlıklarından kolay kolay vazgeçemez.  Alıştığı düzeni bir kalemde silemez, alıştığı evi terk edemez. Alıştığı yatağı arar uyuyabilmek için. Ya da alıştığı insanın kokusunu ister. Sırf bu düzen böyle sürüp gitsin diye kendi yaşamlarından vazgeçen insanlar tanıyorum ben.

Evlilik, sadece iki insanın toplumsal kaygılar ve alışkanlıklar nedeniyle devam ettirebileceği bir kurumdeğildir. Önemli olan çiftlerin evliliğin keyfini yakalaması ve hem beraber hem de tek başlarına mutluolabilmeyi başarabilmeleridir

Aslında evlilik, aynı insanı, sabahın körü uykudan uyandırdığındaki en sinirli hali ile de kabul edebilmek, aynı tuvaleti bir dakika arayla kullanabilmek, kirli çamaşırlarını yerlerden toplamak, diş macununun yarı yerinden sıkılmasını kabul etmek, en pasaklı haliyle bile kanepede yastıklara sarılıp sızmışken bile şefkatle okşayabilmektir. 

İnsan hayatını birlikte geçireceği doğru insana doğru zamanlarda bir veya birkaç defa rastlayabiliyor. O doğru zamanları bulabilmişseniz ve de o insan rast gelmişse size o zaman mükemmel bir evlilik yaşamı sürdürebilirsiniz.  

Evlilikte cinsel yaşam çok önemli. Yatakları hatta odaları ayırıp yatan, çocukları ile birlikte uyumayı tercih eden eşler mutlu bir evlilikten bahsedebiliyorlar. Evliliği bir kontrat gibi düşünen çiftler bunlar. Evlilikte, duyguların canlılığını yitirmesinde, çiftlerin nikah masasında attıkları imza sonucu artıkbirbirlerine sonsuza dek sahip oldukları inancı ve kaybetme korkusu yaşamama durumunun da büyükpayı var. Nasılsa yanındakine sahip olmuştur, kontratın gerektirdiklerini yapıyordur ama hiç beklemediği zamanda bir takım dış güçler bu kontratın bozulmasına sebep oluverirler. Oysa kaybetme korkusu, ilişkiyi canlı tutar, monotonlaşmamasını sağlar. 

Tabii ki insan evlenmeye karar verirken sırf düzenli bir hayatı olsun diye değil, sadece evlenmek için değil, doğru insana rastladığı zaman onu kaybetmemek için “evet bu insanlabirlikte yaşayabilirim” düşüncesiyle hareket etmek gerek. Yoksa hiç evlenmeyen insanlar da mutlumesut hayatını geçirebiliyorlar. Gayet de güzel yaşıyorlar. Bu bir tercih meselesi.

 

Şükran Demirtaş

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Peki, evlilik hiç olmamalı mı? Bu yapısıyla evet. Bugün yeni nesilde her iki kişiden biri evlilik konusunda çekincelidir. Üstelik bunlar da çoban Ali, pınarbaşında Elif kız değiller. Hepsi de koca koca okullar bitirmişler. Akılsız olduklarını düşünebilir miyiz? Toplum “paraları yok, işleri yok o nedenledir” diyor ama durumları iyi olanların da evlenmediklerini görüyoruz. Dahası Mehmet Altan “Aldatma” sında hangi gerekçeleri öne sürmüş bilmiyorum ama benim görüşüme göre aldatmanın en önemli nedeni evlilik kurumunun bizzat kendisidir. Sevgililer niye birbirini aldatmıyorlar? Sevgilisini aldatan ben hiç duymadım ama karısını aldatan tonla.

Kerim Korkut 
 01.01.2012 13:23
Cevap :
Merhaba Kerim bey. Söylenecek herşeyi söylemişsiniz zaten bu yazıma anlam katan uzun yorumlarınızla. Ekleyecek başka bir söz bulamıyorum. İki farklı karakterdeki ayrı yerlerde yetişmiş iki farklı insanın bir araya gelip yaşaması için yaptıkları bir kontrat gibi geliyor bana evlilik. Ha mutlu uzun evlilikler yok mu var tabii. Onlar da alışkanlıklarından vazgeçemeyen birbirlerine alışmış, huyu suyu birbirine gittikçe benzeşmiş bireylerdir. Ama bir şey var ki insanlar iş çıkışı evlerine sırf evdeki bekleyen insanla bir sözleşmede imzası var diye gidiyorlar çok zaman. Teşekkür ederim yorumlarınız için. Sevgiler...  01.01.2012 21:04
 

Evliliğin amacı birlikte yaşamaksa böyle nedene tüküreyim. Ben inekle bile birlikte yaşarım. Hayatıma bir şeyler katmalı. Bazı şeyleri birlikte yapmak insana mutluluk verebilir. Bir tanıdığınız, arkadaşınız ya da sokaktaki bir kimseyle de bazı şeyleri birlikte yapabilirsiniz. Hemen “guven” efendiyi çağırıyorsunuz. Özellikle kadınlar siz hiç akıllanmayacaksınız. Koynunda yattığınız adam sizi dilim dilim doğruyor ama sizler hala sokaktan korkuyorsunuz.

Kerim Korkut 
 01.01.2012 13:21
 

Bana masal anlatmayın. Evliliğin faziletleri hikâyeden ibaret. İnsanların evlenmelerinin tek bir nedeni var. Toplum serbest ilişkinize izin vermiyor. Sakallıdan izin almadan ve evlenme memurunun buruşuk defterine imzayı çakmadan birbirinizin elini bile tutamazsınız. Ve sizler korkuyorsunuz. Buna karşı gelemezsiniz. Yoksa aklınızla, yüreğinizle onayladığınız falan yok. Bizler törelerin, toplumun oyuncağıyız. Tavşan kılığına gir deseler itiraz etmeyeceğiz. Biz zaten neye itiraz edebiliyoruz ki? Korkak tavuklar gibiyiz.

Kerim Korkut 
 01.01.2012 13:20
 

Karşılıklı sevgi ve saygı içinde ömür boyu süren mutlu bir evlilik. Evliliğin temel alındığı şu kutlu amaca bak. Oysa belli bir süre geçtikten sonra erkeklerin yarısından çoğu başka kadınlara gidiyorlar. Kadınlar da gidecekler ama toplumdan çekiniyorlar. Erkekler şeytan kadınlar melek mi. Oysa ne biri şeytan ne diğeri melek. Üstelik kötü de değiller. Amaçları niyetleri kötülük de değil. Hayatı yaşamak istiyorlar; evlilik bunu engelliyor.

Kerim Korkut 
 01.01.2012 13:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 249
Toplam yorum
: 1563
Toplam mesaj
: 40
Ort. okunma sayısı
: 2997
Kayıt tarihi
: 19.03.11
 
 

Doğup büyüdüğüm şehirde, İstanbul'da yaşıyorum. Emekliyim. Gezmeyi, görmeyi, keşfetmeyi sevdiğim ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster