Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Aralık '07

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
3792
 

Evlilikten korkmak

Evlilikten korkmak
 

Yumuşak, pofuduk koltuklara gömülmüş, camdan dışarıda oynaşan ışıkları izlerken, sipariş almak için gelen garsona cam bardakta çay söyledik.Oysaki, alışveriş yorgunluğuyla girdiğimiz bu sıcak cafede kahve içmeyi düşünmüştük.Alışkanlıklar işte, illa ki çay içilecek.

Biraz yorgunluğumuz geçince, çaylar içilince koyu bir muhabbet başladı.Şöyle bir geri çekilip, dışarıdan baktığımda; çalışan, maddi geliri olan, bakımlı, güzel, kültürlü, oturup kalkmasını bilen bayanlar...Fakat ikili ilişkiler de sorunlar hep aynı. Herşey güzel giderken gelip içine çöreklenen o müthiş korku.Evet, yanlış okumadınız '' KORKU''.

Neden bilmiyorum evlenmeye dair günümüz kadınının korkuları var. Sevdiği, saydığı insanla evlenmeye bir hayat geçirmeye korkuyor. Yoklarmış gibi davranılıp aniden ortaya çıkan aileden mi, kişilerin birdenbire değişip tipik türk kalıbına dönmesinden mi, yoksa özgürlük denen, fakat aslında normalde olması gereken hayat tarzının kısıtlanmasından mı neden bilemiyorum evlilikten korkan bir kitle var ortada.

Galiba en büyük sorun kendimizi olduğumuzdan farklı göstermeye çalışmamız. Doğal, olması gerekenler bu farklılık içinde yitip gidiyor. Sorumluluk almaktan kaçınmamız. Birey olarak kadın veya erkek yoğun bir tempoda çalıştığımız için, artı bir sorumluluk daha istemiyoruz.

En kötüsü de vıcık vıcık, aşkımlı, canımlı ilişkilerin birdenbire bitmesi ve en fazla bir hafta içinde aşkımlı, canımlı başka bir ilişkinin başlaması. İnandırıcılığı kalmıyor doğal olarak.Tabi ki, aldatmaları da gözardı edemiyoruz. Gözünün içine baka baka, bile bile, karşındaki insan bu kadar pişkince otururken, insan nasıl bir aileymiş gibi davranabilir.

Olmuyor tabiki... Korkuyoruz yani.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

belli bir yaştan sonra oluyor sanırım, ilk gençlik yıllarında başta duman mantık falan hak getire durumundayken, o deli kanlılıkla hiç bir şeyden korkmuyor insan çünkü başa ne gelecek bilmiyor:))) , yaş ilerledikçe birazda rahata alışınca, diğer evlilikleri de gözlemleyince, evliliğin sorumluluğundan, zorluklarından korkmak doğal, kesinlikle kadınlar bu kararı almadan çoook iyi düşünsünler çünkü büyük yük bizde maalesef, sevgiler

Dilek Fuçucı 
 03.01.2008 12:35
Cevap :
Evet çok iyi düşünmemiz gerekiyor.Sevgiler.  04.01.2008 8:36
 

Hayat gittikçe zorlaşıyor. Erkekler hayatı paylaşabilecekleri değil, hayatlarını kolaylaştırabilecekleri bir kadın arayışına girdikçe bizim de kormamız doğal. Yani, hem maaşım, statüm yüksek olsun hem ev temiz, yemeğin tadı güzel, konu komşu akrabalar ziyaret edilmiş, mükemmel bir evlat yetiştirilmiş üstelik kocam da mutlu olsun... E iyi de bizim de bir canımız var... Değil mi ama?

Sevgi Biçer 
 20.12.2007 12:09
Cevap :
Evet bizim de canımız var.Çoğunluk anlattığınız gibi olmakla beraber,ciddi anlamda eşine yardımcı olan ,yükünü azaltan eşlerde var tabiki.Sevgiler.  24.12.2007 8:32
 

Korku değil aslında, kadınların evlendiği zaman üzerine verilen sorumluluklar o kadar artıyor ki, erkeler annelerinin yanında nasılsa, eşlerinden de aynı şeyi bekliyorlar, kadın da bu durumda ya çalışmayacak erkeğine, evine hizmet edecek, yada bütün herşeyi birlikte götürüp birkaç yıl sonra bu durumdan bıkacak, şimdi neden ailesinin evinde ki rahatı bırakıp evlenmek istesin ki, toplumumuz kadına bu kadar sorumluluk yüklediği sürece, erkekler bu kadar rahat ve özgür olduğu sürece önümüzde evlenmek istemeyen kadınlar, boşanmak isteyen kadınlar, yuvasını yıkmamak için baskı altında yaşayan kadınlardan ibaret olacaktır. Sevgiler....

pozitive 
 20.12.2007 9:24
Cevap :
Yetiştirme tarzı çok önemli.Fakat nedense şikayet ettiğimiz halde her anne erkek evlatlarını aynı şekilde yetiştiriyor,hizmet bekleyen bireyler haline getiriyor.Ne garip değil mi? Sevgiler.  24.12.2007 8:34
 

ben doyabilirim; ben barına bilirim; ben koruna bilirim... Peki ben niye başkasına "bağımlı" yaşamalıyım ki? Ne gerek? Peki niye birisi olsun istiyorum ki, niye illa eksik hissediyorum. "BEN" zaten varım peki ben niye eksiğim? Garip, bu sorulara verdiğimiz yanıtlar tahammüllerimizi sınıyor sanki ve bu tahammülsüzlük ise ne yazık ki yalnızlığımıza bir yol oluyor. Denge, dengesizliğe hep yönelir. Bir gün sadece duvarlara baktığında yanıtı gölgen verir ve sen vay canına bilemedim dersin. Tebik ederim çok iyi yazı ve çok iyi gözlem.

Engin Allı 
 19.12.2007 23:30
Cevap :
Teşekkür ederim.Yalnız başımıza duvarlara bakmamak için aile olmanın bilincine varmamız gerekiyor.Çünkü para,mevki,statü bu boşluğu dolduramıyor bence.Sevgiler.  24.12.2007 8:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 265
Toplam yorum
: 1206
Toplam mesaj
: 135
Ort. okunma sayısı
: 633
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

1974 İstanbul doğumluyum. Yüksekokul mezunuyum. Bursa'da yaşıyorum. Her zaman yazıp defterler, aj..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster