Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Temmuz '08

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
3729
 

Evliya Çelebi Sahtekar mıydı?

Evliya Çelebi Sahtekar mıydı?
 

Bunlar hayal ürünü biliyoruz da!!!


Bugün ajanslardan düşen bir haber canımı sıktı. İçimi karartı.. Habere göre Atatürk Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi’nde öğretim görevlisi olan Yardımcı Doç. Dr. Selman Can’ın iddiasına göre Hazerfen Ahmet Çelebi bir hayal ürünü. Yani bizim dilimizde ASPARAGAS bir kişilik..

Osmanlı arşivleri üzerinde araştırmada bulunan Yrd. Doç. Dr. Selaman Can, tarihi Galata Kulesi'nin 15. yüzyıldaki mimari yapısını araştırmış yıllarca ve tarihin ilk uçan insanı olarak bilinen Hezarfen Ahmet Çelebi ile ilgili önemli bilgiye ulaşmış kendi iddiaları çerçevesinde.. Diyor ki Yrd. Doç. Dr. Selaman <ı>Can “ Kendi döneminin gerçek üstü olaylarını, hikaye ve destanlarını da seyahatnamesinde kullanan Evliya Çelebi'nin dikkatli bir gözle okunması gerekmektedir. Hezarfen Ahmet Çelebi olayının doğruluğunu teyit edecek çağdaş kaynaklar olmadığı gibi Osmanlı arşiv belgelerinde de bu konuya ilişkin hiçbir belge bulunmamaktadır. Bu dönem üzerine araştırmalarda bulunan tarihçilerin ortak kanaati böyle bir olayın hiçbir zaman yaşanmadığıdır.”

Ve savını dayandırdığı kanıtını şöyle anlatıyor:

<ı>“Osmanlı arşivlerinde yürüttüğümüz çalışmalar neticesinde böyle bir tarihi olaya rastlamadık. 1831'de Pera yangınında zarar gören kulenin tamiratını dönemin baş mimarı Seyit Abdülhalim Efendi gerçekleştirir. Ocak 1833'te tamamlanan bu tamiratta Abdülhalim Efendi Galata Kulesi'nin en üst katını değiştirerek on dört pencereli yeni bir kat ekler. Ek katın etrafına demir şebekeli korkuluklar yapar. Pencerelerin önüne de manzara seyri için kerevetler koydurur. 1833 öncesinde Galata Kulesi'nin en üst katında herhangi birinin geniş kanatlarıyla uçmasına imkan tanıyacak balkonlu bir yapısı yoktur. Bu olayın doğruluğuna inananların yaptıkları çizimler ve çektikleri filmlerde yer alan Galata Kulesi'nin demir şebekeli son katı hadisenin gerçekleştiği varsayılan 17. yüzyılda yoktur. Dolayısıyla bu güne kadar konuya ilişkin tarihçilerin itirazları bir başka açıdan da kuvvet kazanmaktadır. Tarihsel gerçekler bir kısım insanımızın belleğinde yanlış yer edinmiştir. Efsaneleri ve hikayeleri günlük yaşantısının bir parçası haline getiren toplumlar gerçeklerle yüzleşmeyi kabullenememektedirler. Bugün artık şunu iyi bilmek gerekiyor ki Hezarfen Ahmet Çelebi efsaneden öte bir şey değildir.”

İşte moralimi bozan haber bu..

İngiliz asıllı Amerikan Alexander Graham Bell'in yaptığı dalaverayı açıklamıştı Ergun Babahan bu yılın Ocak ayı ortalarında.. “ Yuuhhh” çekmiştik.. “ Şeref yoksunu Bell, yıllardır sana dua ediyordu insanoğlu ” diyenler bile çıkmıştı..

Şimdi duruma bakıyoruz. Bir Doçent Yardımcısı bilim adamı çıkıp diyor ki “ Hazerfen Ahmet çelebi diye biri yok. Bu bir efsane!” Yani Yalan.. Koca bir yalan.. Yıllardır biz Türk halkını uyuttular. ‘İlk Uçan İnsan bizim atamız’ diye..

Burada kafama takılan bir şey var. Evliya Çelebi mi sahtekar, Yoksa bu genç bilim adamının ulaştığı bulguları bulup göz ardı eden önceki bilim adamları mı vurdumduymaz!!

Dileğim yalnızca ve yalnızca Yrd. Doç. Dr. Selaman Can’ın tezinin çürütecek birilerinin çıkarak “ Bre gafil, ahanda sana bilgi, belge.. Okumayı bilmezsin ne diye girersin arşivleri karıştırırsın!” diyebilsin..

Tarihe ilişkin dünyaya böbürlenerek söyleyebileceğimiz tek “ilk adam”ımızın ‘hayal ürün’ olması bizi üzecek...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gönlünüzü ferah tutun. Hoca efendi tam araştıramamış, demekki. Ona, Milano'da bulunan Da Vinci Müzesinin arşivlerini de incelemesini öneririm. (Hatta arşive girip profesyonel bir araştırma yapmasına da gerek yok.) Müzenin "EuroTech" adlı koridorunu bir gezsin. Da Vinci'nin 'helikopter' planlarının incelesin. Planların yanındaki tabelada "Dünyada yapılmış ikinci uçan alet" yazısı okusun. Sonra 180 derece dönüp karşı duvara baksın. Camlı vitrindeki osmanlıca planlar ve gravürler yeterince tatmin edici. Camekanın altında "Osmanlıdan getirilmiş" yazıyor. ama çalınma ihtimali de var. Ayrıca Fatih'in portresini yapmak için gelen bir ressam daha var. Adını hatırlamıyorum. Bu ressamın İstanbul ile ilgili birkaç resmini kataloglarda görmüştüm. O resimlerdeki Galata kulesine de bir baksın. (15nci YY) (Kendi tarihimizi dışardan öğrenmek ne kötü birşey) Selamlar.

Murat SEVGİ 
 13.08.2008 18:48
Cevap :
Bu serinletici bilgi aktarımı için teşekkür ederim. Belirttiğin bilgileri derhal gerekli adrese göndereceğim. Konuya ilişkin yanıt gelirse buradan paylaşacağımdan emin olabilirsin. Teşekkür ederim  15.08.2008 22:16
 

Doçentin bu tespiti kendi iddiasıdır. Daha detaylı bir araştırma yapılıp farklı sonuçlara ulaşılabilinirmi? Bilemiyorum... Tüm batı dünyası yıllardır "Uygarlık Yunanla başlar." demezmiydi.? Ancak bugün bir SÜMER liler gerçeği var ki.. artık eskisi gibi kesin konuşamıyorlar. Güzel bir çalışma olmuş teşekkürler...

TEKBAŞINA 
 08.08.2008 12:13
Cevap :
Sevgili dost, Doç.'in sıkıntısı da bu zaten.. Kendinden önce yapılmış arşiv araştırmalarında da, Galata kulesinin o tarihlerde bu uçuşa uygun mimari yapıya sahip olmadığı'nın tespit edilmiş olmasına karşın incelenebilen ( o tarihlere ait) hiç bir dokümanda bu olaya rastlanmadığını belirtiyor. Yani kısacası sevgili hocam bu iddianın gerçek dışı olduğuna dair hiç bir resmi makal açıklaması yapılmaması da ilginç değil mi?  08.08.2008 14:13
 

Değerli bir bilim adamının araştırmasını takıyor(okuyor). Hiç bir yerde haber yok. Gündem de yok. Hem olsa da bizim milletimiz inancını kolay kolay değiştirmez. Sağlıcakla.

serifsoner 
 07.08.2008 2:01
Cevap :
Doğru söze ne denebilir ki! :))  08.08.2008 14:08
 

Uyutulmaya ve uyutmaya alışmış bir milletiz biz zaten. Asıl şaşırdığım Graham Bell'in ne halt ettiği doğrusu? (Cahilliğimi bağışlayın; lakin ilk kez duydum bunu.) O kimi nasıl uyutmuş ? Sevgi ve saygılar...

Nazan Köseoğlu 
 03.08.2008 10:10
Cevap :
Ay ay ayyy.. aman da aman... Taze anne dönmüş nihayet Blog dünyasına.. Hoşgeldin Nazo gelin.. Sefalar getirdin.. Anlaşılan uslu bir bebek annesisin ki bloglara girebilmeye başlamışsın. Allah nazırdan saklasın.. Telefonu ya da birbirinden uzak iki insan arası iletişim kurma konusunu yıllardır Graham amca bulmuş diye öğretildi ya bize. Meğerse yanında çalışan bir başka teknim adamın marifetiymiş. Amcam onu kendim buldum diye yutturmuş:)) Gerçi bu bizde çok normal bir vaziyet ama oralarda ayıp :)) Tıpkı Deve kuşu'nun kafasını kuma gömme masalı gibi.. Hep düşünmüştüm bu kuş kafasını kuma gömünce poposundan mı nefes alıyor diye! :)) Meğerse gömmüyormuş.. Graham gibi birileri bunu da uydurmuşlar yıllarca bizi uyutmuşlar.. Blog gibi oldu Nazo gelin.. Bebeğini öpüyorum. Kocana da sevgiler..  06.08.2008 19:12
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 126
Toplam yorum
: 807
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1246
Kayıt tarihi
: 10.09.06
 
 

48 yıldır yaşıyorum.Gazeteciyim, müzisyenim, babayım... Önce insan ve iyi bir yurttaş olabilme çab..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster