Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ekim '12

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
536
 

Evliyim, ama bir kuş kadar özgürüm...

Evliyim, ama bir kuş kadar özgürüm...
 

Genelde hataları hep eşimizde görürüz, kendi hatalarımızı görmeyiz ve eşimizin değişmesini bekleriz. Ancak, eşimiz bize kendi hatalarımızı yansıtan bir ayna gibidir. Aslında bu durum bütün ilişkilerimizde de böyledir. Karşımızdaki kişi, bizim içimizde olan fakat henüz fark etmediğimiz bir sorunu, içsel bir rahatsızlığı bize yansıtır. Bu açıdan baktığımızda, o kişiyi suçlamak, ona kızmak ve alınmak yerine, bize içimizdeki sorunu fark etmemize vesile olduğu için ona şükran duymalıyız.

Hatalarımızı fark etmek, kendimizi suçlamak, yargılamak için değildir, bu hataların üzerine çıkabilmemiz için gereken ön koşuldur. Ancak hatanın farkına vardığımız zaman onun değişmesini talep edebilir, onu aşmak için çaba sarf edebiliriz.

Şöyle bir çalışma yapabiliriz: Eşime bakıyorum ve onda bir takım hatalar görüyorum. Fakat unutmayalım ki kişi kendi hataları ölçüsünde diğerlerini yargılar. Dolayısıyla, şimdi tüm bu hataları kendi üzerime alıyorum, kendime bu hataların bende olduğunu söylüyorum. Eğer kendim mükemmel olsaydım, bu hataları görmeyecektim ve eğer eşimi sevseydim, onda hiçbir hata görmeyecektim. Tıpkı çocuğunda hiçbir hata görmeyen bir anne gibi. Doğal anne sevgisi böyledir, kişiyi kör eder. Anne, çocuğunda bazı hatalar görse bile, çocuğunu sevmeye devam eder.  

Diğer bir deyişle, eşimde gördüğüm hataların bende olduğunu ve ona karşı yeterince sevgi duymadığım için bu hataları gördüğümü anlamaya başlarım. Böylece, kendimi çocuğunu seven bir anne gibi hissetmeye, kendi egomun üzerine çıkmaya çalışırım.

Aslında, eşimin yardımıyla, kendi içimde bazı değerlendirmeler yapmış olurum, içinde bulunduğum koşulu ve egomun üzerine çıkarak yükselebileceğim koşulu fark ederim. Eşim bana kendi bencil doğamın üzerine çıkabilmem için yardımcı olmaktadır. Nasıl bir hazineye sahip olduğunuzu hayal edebiliyor musunuz?… Eşiniz, kendinizi anlamanız, doğanızı keşfetmeniz için gerçek bir hazine…

Şimdilik, eşimi bir ayna gibi kullanarak sadece kendi egomun üzerine çıkabildim. Artık sadece kendi arzularım ve niteliklerimle ilgilenmiyorum. Şimdi devam ediyorum ve bu nötr koşuldayken, eşimin niteliklerini, arzularını, hedeflerini hissetmeye ve anlamaya çalışıyorum. Tüm bunları benim için en önemli şeylermiş gibi kabul etmeye çalışıyorum ve onları tatmin etmek için yaşamaya…

Eğer ikimiz de ortaklaşa şekilde böyle davransaydık, her iki taraf da bu yaklaşım içinde olsaydı, o zaman hayatımız çok güzel olurdu. Sorun şu ki bu yaklaşım içinde kalmayı beceremeyiz. Bu çok zordur ve muazzam bir çaba gerektirir. Birkaç dakikalığına böyle hissedebiliriz ama sonra düşer ve desteğe ihtiyaç duyarız. Devamlı bu yaklaşım içinde durmak mümkün değildir.

Doğa, bizi daima kendimizi düşünmek üzere yapılandırdığı için, bencil bir şekilde sadece kendimizi düşünmek çok kolaydır. İçimizde sürekli olarak egoist bir makine çalışır, sabahdan akşama kadar, hatta uykumuzda bile. Bu yaklaşım ise çok büyük bir güç, insan ötesi bir çaba gerektirir ve biz bunu beceremeyiz. Peki,  o zaman ne yapmalıyız?

Böylelikle bir sonraki karar aşamasına geliriz. İlk karar, kendi egomuzun üzerine çıkmaktır. İkinci karar, kendi egoizmim yerine eşiminkini kabul etmektir. Sonra bu yaklaşımda kalamadığımızı görürüz ve bir desteğe ihtiyaç duyarız. Böyle bir desteği ise bize ancak bu yaklaşımın önemini benimseyen, değerini yücelten bir çevre verebilir. Yani öyle bir çevre olmalı ki bize egoizm üzerine çıkmak için çaba göstermemizin önemli olduğu hissini versin, sadece kendimizi değil, diğer insanları da düşünmemiz gerektiği hissini versin. Böyle bir çevre olduğu takdirde, artık hiçbir şey hakkında endişelenmemiz gerekmez, öylesi bir özgürlük ve huzur hissi ile dolarız.

İşte, kendi bencil doğamın üzerine çıkabildiğim ölçüde, yaşadığım sorunlar ve zorluklar ortadan kaybolur. Sanki iyilik dolu bir dünyada yaşadığımı hissetmeye başlarım. Diğer insanların iyiliğini düşünür, kendim için endişelenmekten vazgeçer ve bir kuş gibi gökyüzüne yükselirim. Tabii, eğer diğer insanlar bana böyle bir enerji, böyle bir arzu verebilirse, ben de böyle hissedebilirim. Yani her şey ortak harekete, ortak yaklaşıma, ortak sorumluluğa bağlı… 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

kuşlar diyor ki..:)) kimse mükemmel değildir zaten amaç mükemmeli bulmakda değildir sevgide samimi olmak herşeye yeter

savas barka 
 02.10.2012 16:44
 

Sn. Evren AYDINLIK, Birlikte yaşama hünerini güzel işlemiş. Önce görüşümü sunmalıyım: Ben, 'Evlilik kurumundan yanayım ve şiddetli savunucusuyum.' Bu konu toplumda sık sık gündeme gelmeli ve eşlere rehberlik edilmelidir diye düşünüyorum. Yazıdan çok, sözlü tartışmalar daha etkili olur. Söylenir; özdeş çevteden gelen eşlerin uyumu, daha kolay olmakta. Doğrudur. OLAY:1) Elli yıl önceydi.İkisi de öğretmen olan iki arkadaşımız, yeni evliydiler. Ailece ziyarete gitik. Uyum konusu açıldıydı. Erkek arkadaşımız, şu oayı anlattı: "Sabahleyin kalktık. Pijamalarımı odanın orasına çıkartmışım. Kahvaltı sonrası odaya girdiğimde, pijamaları odanın ortasında olduğu gibi duruyor gördüm. Dedim ki: -Teessüf ederim; pijamaları toplamamışsın. -Ben kendi döküntümü ancak toplaya-biliyorum. Dersim var. - Özür dilerim; haklısın... OLAY:2) Öğretmenler lokalinde, briç oynayanları seyrediyordum. Seans bitince arkadaşın biri gitmek için kalktı; bugün evde çamaşır var dedi. Nadir ŞENER HATUNOĞLU:matematikçi-bil

Nadir Şener Hatunoglu 
 02.10.2012 14:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 78
Toplam yorum
: 22
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 404
Kayıt tarihi
: 01.11.11
 
 

Yaşam yolculuğu hepimizi farklı duraklarda indiriyor. Bu duraklara varmak için çeşitli eğitimler ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster