Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Mayıs '18

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
121
 

Evre

Her türlü açlıkla başlayan, dış dünyanın bir parçası olarak bilincin karşısında duran her şey  ile kaynaşma ihtiyacına dayanan temel dürtüler ego oluşumu ve ilkel savunma mekanizmaları ile açıklanabilir.  

Egonun yaptırımlarına maruz kalan insan bedenli, en yüksek etkiyi yaratmak için çalışmalarında dünyanın oluşumuna katkıda bulunmak yerine var olanı tüketme-kullanma  olarak algılayıp tanımlama girişimleri deneyimler. Bir bakıma muhtaç, çaresiz olmakla  birlikte dünyayı keşfetmeye ve anlamaya yönelik potansiyel taşımaktadır. Ruhsal gerçekleşmenin   en önemli yapıtaşı ve hayatta öğrenilen ilk eylem olan alma – verme  deneyimlerken  ayrışma egzersizleriyle bağımsız birey olma yönünde zorunluluklarla sarsılır. Zıt ve muhalif duyguların varlık dünyası olan mihnet özgür iradenin karşısında beliren sınamalardır. İlgi ve sevgi arayışına karşılık gelen , bağımsızlık çabalarını destekleyen diğerlerine gereksinim duyar. Birbirinden rehberlik alır (etki-tepki).

Dünyayı birbirinden iyi ve kötü olarak zıt iki kutup olarak ayırıp bütünlük içinde  değerlendiremediği için temel güven duygusu taşımaz. İlişkilerinde büyük  ikilem ve kaoslar oluşur. Durumlar arasında bağlantı kurmak konusunda binlerce kombinasyon ve kaotik ortam ilerleyeceği yönde ruhsal evresinin gerektirdiği ölçüde oluşmaya devam etmektedir.  Kimi eylemlerinin gururunu yaşarken, eylemini gerçekleştirememenin üzüntü ve sıkıntısını da  deneyimleyecektir. Yaşadığı sevinç, gurur, rahatlama veya acı,sıkıntı, üzüntü ruhunun derinliklerinde izler bırakacak olan hislerdir. Aynı zamanda geçtiği güzergaha ruhsal izler bırakmakla mükelleftir.

İnsan bedenli varlık evresini aşmak için sürecinde birçok rol denemesi yapacaktır.

Yapısına uygun, bağımsızlığını destekleyen, geliştiren olumlu yaklaşımlar  doğru yöne götüren yegâne destektir. Birbirine rehber olurlar (etkileşim). Yapısına uygun olmayan, bağımsızlığına engel olan ve tutucu-bağlayıcı yaklaşımlar özgür iradenin değer- değersizlik  ölçüsünde öz disiplinden geçerken sınanır. Aldığı kararlarla geleceğini tayin edebilen ve hayatının sorumluluğunu alabilen özgül varlığına  ulaşarak yeni evresine geçiş - içe dönüşler -yaşar. Bu evrede, özellik ve yetenekleri desteklenen, bağımsız bir kimlik oluşturma konusunda cesaretlendirilen  insan bedenli  hayatın içinde tüm benliğiyle yerini alacaktır. Sivil yaşantıdaki son evre burasıdır.

Yeni evrelere her geçişte yaşam döngümüzde bize yol göstermek için var olan ruhsal rehberlerle karşılaşırız. Sonsuz hayattaki  ruhsal rehberlerimiz veya dünyada rehber edindiklerimiz  bütüne varmamıza kaynaklık eden vericidir ve biz de bütüne ulaşmalarına kaynaklık eden vericiyizdir. Evren, iyilik ve kötülük kavramlarının kutsiyetle karşılandığı sayısız ritüellerle yüklüdür. Günlük yaşantımızdaki davranışların tamamı ritüel kodludur. Çalışkanlık ritüelleri yerine getirme sürekliliğidir. Aslolan sevgidir, iyiliktir. Tanrısal yaratımın somut en üst düzey ifadesi olan insan, iyi ve kötünün savaştığı alandadır. İyilik esas olduğu için, evrenin tümü sevgi üzerine kurulu bulunduğundan ruhsal evreler iyiliğe evrilir. Kötülük; evresini tamamlayamamakla, geri düşmekle ilgilidir. İleri sardırmakla mükellefiz.

Her birimiz bağımsız bir yaratım olan hayatımızı, birbirine uyumlu hale gelen idraklerimizle, kainatın hassaslığına  denk sorumluluklarla düzenleriz. Düzenleme işlevinde ortaya çıkan ürünlerimiz geleceğe bıraktığımız izlerdir. Biz nasıl ki iz sürerek ilerliyorsak bizden sonra dünyada bedenlencek olanlara kod bırakmış sayılmaktayız.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 153
Toplam yorum
: 14
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 119
Kayıt tarihi
: 04.01.12
 
 

Birbirini tamamlayan yazma gayretimizle buradayız. Merhaba Sizleri üzerinde uğraş verdiğimiz yazı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster