Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Eylül '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
373
 

Evrensel kültüre doğru

Evrensel kültüre doğru
 

Saate baktı. İşyerinden ayrılmasına yarım saat kalmıştı. Sabahtan beri zihnini meşgul eden savaşın içinde olduğunu hatırladı yine. Bitirmesi gereken bir savaştı bu. Uzun sürmesi halinde kaybedeceğini düşünüyordu tıpkı kalede mahsur kalmış su ve yiyecek olanaklarının, kaleyi kuşatan düşmanlar tarafından kontrol altına alınmış kötü sonuca ulaşır gibi. Sinirleri gerilmiş, nefes almak bile zorlaşmıştı onun için. Bu kabus gibi savaşın ortasında kendini çok yalnız hissediyordu. Eşi ve üç çocuğu da ona yalnızlığını unutturmuyordu. Onlardan aldığı gücü kullanıyordu.

Planını tekrar gözden geçirdi. Babasından aldığı şehir kenarında sayılabilecek yerdeki arsaya ev yapma işine girmişti. Artık kirada oturmak istemiyordu. Bu ev için biriktirdiği ve sattığı eski model otomobilinin getirdiği para yapacağı inşaatın tutarının üçte birini karşılıyordu. Orta boylu, zayıf bir adamdı. Saçları dökülmeye başladığından kısa kesmeye başlamıştı. Anadolu'nun toprak ve inşaatla uğraşan çalışmanın ve dürüstlüğün bir erdem olduğunu öğrenip yaşama amacını "herşey çocuklarım için" diyen anlayışla tanımlayan ikinci bir işte çalışmak ve sinir gerginliği içinde dünyayı algılama sürecinde adamın yüzünde belirgin çizgiler oluşmuştu. Gözlüğünün numarasının
ne zaman değişebileceğini sormadan uzun süredir takıyordu. Gözlüğü artık onun bir organı gibi yerine yerleşmiş ve burnunda izler, el hareketlerinde doğal olmayan kendininde farketmediği refleksler oluşmuştu.

Büyükşehrin bir merkez semtinde bulunan parkalanı kenarında iki katlı ve bahçeli evin balkonunda oturan iki arkadaş sohbet ediyorlardı. psikolog Recep işyerinde beraber çalıştığı ve her konuda konuşabildiği arkadaşı Ömer'den bilgisayarındaki bir problemi gidermesini rica etmiş ve şimdi balkonda oturup sohbet ediyorlardı.
Recep " Son günlerde hangi konularla ilgileniyorsun"
Ömer " Kentte kültürel barışla ilgili bir kitabı okuyorum. Konusu çok ilginç yazar şehirde yaşayan insanları iki gruba ayırmış şehrin ev sahipleri ve misafirleri"
Recep " Bu önemli bir konu ülkemizde çok partili seçimlerden itibaren büyük şehirlere gittikçe artan bir göç başlamış günümüze kadar gelmiştir"
Ömer " Misafirler şehire günlük gelip giden insanlar"
Recep " Şehre göçüp gelen insanlar hangi grupta "
Ömer " Misafir gibi yaşayan ev sahipleri"
Recep " Neden"
Ömer " Yazara göre göçle gelen insanlar maalesef yerli insan tarafından hoşgeldin şeklinde karşılanmamış şüpheyle bakılmış, gelen kişilerde şehiri kendi memleketinin dışında gurbet olarak görmüş hemşehrileriyle birlikte yaşamaya başlamışlar, ev sahiplerin kültür ve yaşayışını benimsememişler."
Recep " Evet şehirliler gelenlerle nasıl bir uyum süreci oluşturabiliriz sorusunu sormamışlar aksine gelenlerin bizleri ne zaman kovup yerlerimizi işgal edeceğinin korkusuyla yaşamışlardır. Misafirlerin yeni oluşacak nüfusu için bile kültürü, sanatı, iş hayatını yani kent kültürünü onlara vermek için bir planları olmadı şehirlilerin."
Ömer " Yazar da o konuya değiniyor. Şehirin yerlileri bu konuda çözüm bulamamaları veya çözüm bulmalarının gerektiğinin bile farkında değillerdi. "
Recep " Evet gelen insanlar şehir yaşamı konusunda bilgileri yoktu. Biraz mahçup ve çekingen geldiler. Yeni kültüre alışamadılar ve yardımda görmediler alışabilmeleri için herşey oluruna bırakıldı."
Ömer " Kurs ve eğitimle değil, seminer etkinliklerle değil üzüntü, sevgi ve iyinin kötü ile mücadelesini içeren müzik ve sinema ağırlıklı sanatla yeni sentezler oluştu."
Recep " Medeniyetin benimsetilmesi ve tanıtılmasının bedelimiydi bu yoksa bu konuda bir şeyler yapılmasının gerekliliğini düşünen insanınların bilerek veya bilmeyerek faydalı olma çabalarımı?"
Ömer " Yazar her ikiside olduğunu belirtiyor hatta batı medeniyetinide bu şekilde açıklıyor."
Recep " Evet bizim kendimize ait insan ve toplum ilişkilerinin iyi özelliklerini koruyarak teknoloji, sanat, bilim ve iş hayatı kalıplarını almamız ve hatta geliştirmemiz yolu ile yararlı sentezler oluşturabilmemiz gerekli bence."
Ömer " Atatürk'ün isteği de buydu"
Recep" Bundan sonraki süreçin zor olmasının nedeni evrensel kültür sürecinin başlamış olmasıdır. İnsan için ilkler her zaman zor olmasına rağmen aşılacak bir basamaktır."

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Göç de, göç eden ya da taşınan diyelim taşınma herzaman göç yoluyla da olmamakda çünkü (örn. işgal) dışarıdan gelen kültürün gücü ve etkinliği çok önemli çünkü güçlü olan güçsüzü ötekileştirir ve dışına iter her zaman kendine benzemesini aslında istemez ama en asgari düzeyde kullanabilmek için kendisine benzetmeye çalışır. Irakta amerikalılar şu anda kendi kültürleriyle baskın durumda ve ıraklılar ötekiyken İstanbulda örn bir Mardinli ötekidir ve kent sosyal yaşamının dışına itilir neticede bu ötekileştirme kendi içinde bir savunma mekanizması geliştirir...

duygusel 
 02.10.2007 20:57
Cevap :
Haklısınız. Önümüzdeki çağ uzay çağı ise bu çağın başlaması barışçıl ve adaletli olmalıdır. Global ekonomide ortak kurallar, sorunları çözecek şekilde geliştirilmelidir. Teşekkür ederim.  04.10.2007 11:33
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 110
Toplam yorum
: 168
Toplam mesaj
: 72
Ort. okunma sayısı
: 1140
Kayıt tarihi
: 30.05.07
 
 

"Yazıyorum o halde düşünüyorum" diyen, güncel gelişim ve değişimleri takip ederken anlam ve kavramla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster