Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Haziran '10

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
3768
 

Evrim ya da yaratılış teorisi, insan sonuç mudur neden midir?

Evrim ya da yaratılış teorisi, insan sonuç mudur neden midir?
 

Valentin Georgiev


Tanrıya inanan insanlar genelde insanın bir neden olduğunu savunur. Herhalde, insanın neden olması gibi bir ifadeyi hiç duymadınız. Ama böyle bir soru sorulabilir.

Yaratılışçılar şöyle derler: İnsan, ya da bunu genişletelim dünya ve hatta evren, bir nedendir. İnsan mükemmel canlıdır, yemek yesin diye Tanrı ona, örneğin ağız vermiştir, düşünsün diye akıl vermiştir, Tanrı, insanı öyle aç sefil bırakmamış, yesin içsin diye, ne nimetler vermiştir. Her şeyi, en ala şekilde birbiriyle bağlantılı olacak şekilde yaratmıştır.

Bu tarz düşünenler, insanı ve doğayı inceleyince olağanüstü mükemmellikler görürler, bütün bu mükemmelliklerin bir nedeni olması gerektiğini kabul ederler.

Bu bağlantıyı insanoğlu şöyle kurar: İlk olarak, bu mükemmellik belirlemesini yaparken insanoğlu kendisini baz alır ve insanoğluna göreceli olarak bir mükemmellik düşünür, oysa kendisini baz almaya hakkı yoktur, çünkü insan da tüm varolanlardan sadece birisidir. Tabi, düşünce ilginçtir, zamanla, insanın tüm canlılardan üstün olduğunu, akıl sahibi olmasını, mutlak hakikati bilme yetisi olarak konumlar, bir mutlak hakikat kavramı üretir, sonra akıl böylece bu mükemmliği anlama bilme imkanına sahip olur. Böylece, insanı baz alan, göreceli sonuç, evrenselleştiririlir ve mutlaklaştırılır. Bu bir oyun üretmektir aslında. Oyunun kendisi tamamiyle keyfidir, ama oyunun oynanması için iç kuralları vardır. Her iç kural birbiriyle bağlantılıdır ve o şekilde anlamlıdır. Ancak oyunun bütünlüğü, kendiliği hiçbir şekilde anlamlı değildir, keyfidir.

İkinci olarak, mükemmellik kavramında bir totoloji saklıdır. Yani, insan kendini baz alarak ürettiği mükemmellik kavramını, Tanrı kavramıyla aynılaştırır, sonra yine düşünce oyun üretmeye başlar, bu mükemmel dediği şeyi, bu Tanrı kavramı ile yeniden temellendirir, yani ancak Tanrı bu mükemmelliği yaratabilir der. Oysa, ikisi aynı şeydir ve zaten, temelinde de, kendisini baz alarak elde ettiği göreceli bir değer sözkonusudur.

İşin doğrusu, dünyada hiçbir şey mükemmel değildir. Daha doğrusu bu kavramın gerçekliği yoktur. Yani dünya, ne mükemmeldir ne de na-mükemmeldir. Mükemmellik, salt insanın kendini baz alarak atfettiği bir değerdir. Bu mükemmelliği biz, Tanrı kavramı ile eşitliyoruz, sonra, bu mükemmelliği kanıtlamaya çalışıyoruz. Bu, kanıtlanması istenen bir şeyi kendine başvurarak kanıtlama yöntemidir, yani totolojidir ve içi boş bir önermedir.

Şimdi, bu bakışla, insan, dünya ve evren bir neden olarak görülür. Yemek yiyebilsin diye ağız verilmiştir. Ağız olmak, bir sonuç değildir, bir nedendir diye görülür. Oysa, gerçek tam tersidir, insan olmak, bir ağız sahibi olmak, neden değil sonuçtur.

Evrim teorisi bu ana fikre dayanır. Binbir türlü canlı dünyadaki yaşam koşullarına göre evrimleşmiştir. Canlıların uzuvları, dış uyaranlara karşı gelişmiştir. Örneğin, insanoğlunun suyla olan ilişkisi, insanın bedeni su içsin diye tasarlandığı için örgenleşmemiştir, su var olduğu için ona uyumlu olarak örgenleşmiştir. Su değil de gaz olsaydı ona göre örgenleşecekti.

Bu açıdan, bir taş parçası ile insan arasında fark yoktur. Birisi öyle olmuştur diğeri böyle. Biz sadece, insan olmaya, insan olduğumuz için, gerçekliği olmayan bir şeyler atfediyioruz, ve bütün dünyayı, varlığı kendimizi baz alarak anlamlandırıyoruz, bu anlam da, sadece bizim için bir anlam, yoksa anlam diye bir şey de yok. Yani kendimiz çalıyor kendimiz oynuyoruz.

Tüm mutlakçı insan hakikatleri bu eleştiriden pay alır. Hümanizm ile deizm birbirine karşıttır ama onlar daha bir iç dalgada karşıttır, daha sonraki bir halkada ya da düzlemde, hümanizm de deizm ile aynı asgari müştereklere çıkar. O da insanı bütün anlamlandırmaların merkezine koymaktır. Oysa gerçeklik bu değildir. İnsan da bir atom yığınıdır, her hangi bir varlık diyelim, Mars'taki bir çakıl taşı da. İkisi arasında, kendimizi baz almaz isek, hiçbir fark yoktur, aralarında mükemmellik farkı da yoktur, kendi başlarına mükemmel de değillerdir, neyse odurlar. Neyse odura, insan kendini baz alarak anlamlar yükler, kendi çalar kendi oynar. Duyan da bir şey sanar.

Varolanı ve gerçekliği sonuç yerine neden diye görmek, yaratılış teorisinin dayanağıdır, ama eğer yukarda anlatabildiysem, bu dayanak, temelsizdir. Bir oyundan ibarettir.

Harun Özüdoğru, Hasbihalci bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Belki uzun bir süre sonra bu yazıyı okuyacak olan meraklı okur için: İnsanın hayvandan üstün olduğu söylenir genelde. Bunun için ne kanıt verilebilir? Belki insan isterse tüm hayvanları öldürebilir mi denir ya da insan aya gitti hayvanlar gidebiliyor mu denebilir? Ya da insan akıl sahibi ama hayvan değil denir. Her ne denirse densin, kriter olarak gösterilen şeyin, bir kriter olarak olabilmesinin temellendirilmesi gerekir. Bu ise imkansızdır.. Çünkü birbirinden farklı varlık tarzları sözkonusudur ve mutlak üstünlük mutlak hakikat diye bir şey de yoktur, her şey neyse odur, kendi farklılığıyla. Üstünlük, ya KURGUSAL bir mantıksal kategori olabilir ya da insanoğlunun kendi boş egosunu şişirmesinin bir sonucu.

Erdal Aydın 
 13.06.2010 16:04
 

Bir taşla bir insan arasında fark yoksa, taşın yazmamasının sebebi nedir? Düşünmemesi, yorumlamaması nedendir? Niçin hareket etme ihtiyacı duymamaktadır? Onu geçtik hangi hayvan insan kadar mesafe katedebilmiştir? Varlıklar, mükemmel olmayan insan tarafından "canlılar ve cansızlar" olarak nitelenir. Canlılar, hayat taşıyan hücrelerden, cansızlar da atomlardan meydana gelir. Bu açık bir farktır. Bunun iddianızdaki açıklaması nasıldır? İnsan, suya göre örgenleşirken ne kadar zaman geçmiştir de susuzluktan, oksijene göre örgenleşirken ne kadar zaman geçmiştir de havasızlıktan ölmemiştir. Hadi buradan yırtmıştır diyelim de oksijeni alırken dışarı saldığı karbondiokside ve diğer zehirli gazlara karşı neden örgenleşememiştir de bunları soluyunca nalları dikmektedir? Yoksa ilk zaman oksijen alıp azot mu salıyordu? vs. vs. Taştan farkın yoksa, neden bunlara kafa yoruyorsun? Böyle yapınca taşı geçmiş olmuyor musun? Kısacası bu iş bu kadar basit değildir. Selamlar.

Hüseyin Atacan 
 04.06.2010 0:39
Cevap :
Hüseyin bey, yazımı eleştirmişsiniz, sağolun, ama üzülerek karşı çıkışlarınızın yazıyı anlamadığınızı gösterdiğini söylemeliyim. Daha ilk sorularınızdan bu anlaşılıyor. Size, kendi düşüncemi geliştirerek bir cevap üretmem, bu nedenle, sözkonusu değil. Vereceğim cevap, yazıda yazdığım şeylerin farklı anlatımları olurdu. Yine de, size, sizin kendi düşünce sisteminizi sorgulatacağını düşündüğüm, yazınızdan bir noktayı soru olarak yönelteyim. Diyorsunuz ki, (Hangi hayvan insan kadar mesafe katedebilmiştir?) Peki, insanın kattetiği mesafe ile hayvanların katettiği mesafeyi karşılaştırırken neyi neden nasıl baz alıyorsunuz, da insanın kattetiği mesafe daha büyüktür hayvanlarınki daha küçüktür yargısına ulaşıyorsunuz?  04.06.2010 12:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 466
Toplam yorum
: 945
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 977
Kayıt tarihi
: 21.10.07
 
 

Ankara'da yaşıyorum. Çeşitli güncel konularda, zaman zaman "Neden olaya böyle bakılmıyor?" diye d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster