Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Nisan '20

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
87
 

Evvel Zaman İçinde...

Değerli okuyucular bu yazımda köşemi, yine değerli bir okuyucum olan Aysel Hanım’a bırakıyorum.

---------------------------------------------/-------------------------------------------

      Bir zamanlar güzel mi güzel bir dünya varmış. İçinde insanlar, hayvanlar, bitkiler, tüm canlılar mutluluk içinde yaşarmış. İnsanlar bugünkü kadar çok değilmiş, o zaman da kötülükler ve kötü insanlar varmış ama, şimdiki kadar çok değilmiş. Her zaman ülkeler arası savaşlar, dinler arası savaşlar hatta kardeşler arasında bile anlaşmazlıklar olurmuş. Fakat, hiçbir zaman o günkü kadar çok ve bilerek olmazmış. Yeşil alanlar çok, denizler tertemizmiş, nefes almak şimdilerdeki gibi zor değilmiş. Her şey çok sade, basit ve netmiş. Düşman da belliymiş dost da.

     Zaman ilerlemiş, insanlar çoğalmış, teknoloji diye bir canavar peydah olmuş. Bu teknoloji, her ne kadar insanların işini kolaylaştırmak için gelse de, kötü niyetli insanların işini de kolaylaştırmış. Artık savaşlar eskisi gibi sadece cephelerde olmuyormuş, bir tuşla ne canlar yakılıyormuş. Tabii ki suç, sadece teknolojiyi yanlış kullananlarda değilmiş. Bir gün Balkanlar da bir çocuk babasına “çocukları küçük kurşunlarla mı öldürüyorlar?” diye sorduğunda, dünyanın başka bir yerinde başka bir çocuk “cennette yemek var mı?” diye sormuş. Bir başka çocuk da “sizi Allaha şikâyet edeceğim.” demiş. Sanırım etmiş de… Bir otobüste genç bir kızın önce dünyası kararmış, sonra hayatına son verilmiş. Başka bir yerde hayvanlara akıl almaz işkenceler yapılmış ve bu o kadar çokmuş ki, önünü alamıyorlarmış. Tabiat da bu kötülüklerden nasibini alıyormuş. Denizlere dökülen atık ve çöplerden denizin rengi bile değişmiş, artık eskisi gibi masmavi, pırıl pırıl değilmiş. Ormanlar yakılmış. Ağaçlar kesilmiş, insanoğlu sayamayacağımız kadar çok zararlar vermiş üstelik kendi dünyasına…

    Allah, buna razı gelmemiş, bu kadar mazlumun sürekli zulüm görmesine. Savaşları büyükler çıkarmış, çocuklar ölmüş; öksüz, yetim ve aç kalmışlar. Başında akbaba bekleyen, açlıktan ölmek üzere olan bir çocuğun resmi, yılın resmi seçilmiş. Küçücük bir virüsle dünyayı altüst etmiş. Üstelik yalnızca çocuklara zarar vermeyen bir virüsle… İnsanlar; haftalarca evlerine kapanmış, içlerine dönmüş, yaptıklarıyla baş başa kalmış. Herkes, öylesine kendi derdine düşmüş ki zulüm bile durmuş. Şimdi bu hastalık iyi bir şey mi kötü mü zaman gösterecek. Bu günler geçecek elbet, hayatta kalanlar umarım sorgulayarak yaşama yeniden döner. 

    Ve bir çocuğu sevmekle değişecek her şey; bir çiçeği, bir hayvanı, kendinden farklı bir ırkı, kendi düşüncesinden farklı bir düşünceyi, yoksa nasıl düzelir ki bu dünya! Bir haksızlık karşısında “tarafsızım” diyen artık bir taraftır. Bir şeyler değişmeli, değişecek diye umut ediyoruz. Güzel günler gelecek çocuklar. Güzel, aydınlık günler… Masallarda canavarların olmadığı “onlar ermiş muradına…” diye biten masalların olduğu bir dünya da, birlikte yaşayacağımız güzel ve güneşli günler gelecektir…

(*) Aysel Akkanat, editör, yaşam koçu

 

ETEM SEVİK, Dr Atanur Yıldız bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir musibet bin nasihatten evladır derler. İnşallah gerekli dersi alırız. Kaleminize ve yüreğinize sağlık Aysel Hanım. Erhan Bey size de çok teşekkürler.

Dr Atanur Yıldız 
 09.04.2020 10:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 478
Toplam yorum
: 112
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 74
Kayıt tarihi
: 18.05.16
 
 

Ben, Uludağ Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü mezunuyum. Şuan için öze..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster