Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Eylül '18

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
83
 

Ey Aşk! Sonbaharlarda Uğrama Yanıma

Ey Aşk!  Sonbaharlarda Uğrama Yanıma
 

       Hayat! Ne tuhaf? Yaşarken; İyiydi, şimdi, sarı sarı yaprak olmuşlar, yerlerde sürünüyorlar şimdi.

       Sonbahar rüzgârları,esti eser, geçti geçer gönüllerimizden. Kapımıza tomar tomar  sarı yapraklarını, getirip yığaraktan. Her adımda da rastlarız onlara. O sarı yapraklara. En ufak bir esintide, dur durak bilmeden savrulurlar.

       O yaprakları biz, çiçeği ile, yeşili ile, kokusu ile, yaydığı ışığı ile göz bebeklerimize değercesine, öylesine sevmiştik. İçimize çekerek koklamış ve sindirmiştik.

       Biliyoruz. Bir o yana, bir bu yana savruluyorlar şimdi. Kimileri de, tutundukları dallardan düşmemek için, son kez direniyorlar. Düşmek, telef olmaktır zira.

       Neden hüzünleniriz her Sonbaharlarda? Sevdiceği, vaktiyle demiş, o şarkıdaki gibi “ Düşen bir yaprak görürsen  beni hatırla” diye. Sarı sarı yaprakların düşüşünü, ıslak gözlerle, yanak yanağa seyretmişlerdir belki! Dudak dudağa gelerek, dudakları ile mühürleyerekten yemin etmişlerdir belki de “Aşkımız sonsuzluğa kadar kanat açacaktır” diye.”Dalındaki son yaprak düşünce ve  ondan sonrası da” seveceğini söylemiştir sevgililer birbirlerine. Kim  bilir.

 Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, açık hava, su ve doğa   

        Besteci  Georges .Bizet’in  “İnci Avcıları” nı bilir misiniz? Hele Türkçe sözlerini?... “Siz, ey güzel günler / Ey gençliğin çiçekleri / Heyhat! Çoktan beri / Sizin için kalbim inler. Bu şarkıda, gençliğin çiçeklerine, bir özlem var. O çiçeklerin sararıp solma endişesi var. Hep “aynı kalsın” dileği var. Berrak günlerin, çiçek çiçek açan aşkın, o güzelliklerin, bir gün soluvermesi endişesi var. Piyano Hocam Hayrünnisa Hanım, hem çalar, söylerken de ağlardı. Türkçe sözler de ona aitti. Neden ağlardı, bilemezdik. Şimdikiler gibi de “soramazdık”

       Hocamız şöyle derdi: “Bir gün, günlerden bir gün, yapayalnızsanız, gurbetteyseniz, sevgilinizden uzak kalmışsanız, bir ağaca yaslanın ve gözlerinizi batan güneşe çevirin. Ve ufukta son kızıllıklar lime lime gökyüzünde erirken, size öğrettiğim bu şarkıyı mırıldanın. Ve şuna emin olun ki, sevdiğiniz, bu sözleri duyacak. kalbinde hissedecektir. Acınız, hüsranınız, kimsesizliğiniz, ve gurbetçiliğiniz, boynu büküklüğünüz, bu şarkı ile hafifleyecektir.” Derdi.

       Sonbaharların sararan yaprakları, bir yaman başkalaşım değil mi? Tabiat onu, bin bir emekle, sancılarla doğurup yapraklarla bezemişti. Şimdi de aynı yaprakları, yerde savrulurken görüyoruz. O düşen yapraklar bizlere, çok şeyler söylerler.

       Sonbaharlar, “aşk, sevinç, hüzün ve masal” demektir zaten. Bir aradadırlar. Onları öyle yerlerde sürüklenirken görünce, içimizden bir telin “Çıt” diye koptuğunu hissederiz. Hüzün yüklü bulutları bazen, ağlatırlar insanı. Peş peşe damlalaşır yanaklarınızda o yaşlar. Ne zaman aşağı doğru süzülüp aktığının, farkına bile varamazsınız. Sebebi bellidir. Bunu, içimize sormak gerekir.

       Sahi! Sonbahar yaprakları bizi, niye böyle ürkütür?! Bizlerden, çok şeyler alıp gittiğine mi inanırız?! Hep böyle vesveseli miyizdir? Yüreklerimiz hep burkuk mudur?

       Gökte bir bulut ağlasa “Sevdiğimiz bu gün ağlamış mı”, deriz? Nedir bu Sonbaharlardan çektiklerimiz? N’aparsınız, alışacaksınız.

       Günlerden bir gün, sevgilinize, bu Sonbaharda kalbinizi tuta tuta gelip “Öksüz gözlerimdesin, unutma beni” diyebiliyorsanız…Ve de bir seher vakti, süt beyaz nefesiyle sisleniyorsa deniz. İçinde sevdiğinizin tütsüsü olan bir “Sabah duası” getiriyorsa pencerenize ve henüz uyanmamışsanız, ürpermeyin hiç! Gelen, sevgili, mevgili değil, “ Sonbahar” dır. Ona alışın, o’nu sevin, o’nu, sevgilinizle birlikte kucaklayın!

                                        &&&

        Evet, yazımıza  Sonbahar ile başlamıştık. Vivaldi bile mevsimlerden etkilenip,” dört mevsimi” seslendirmemiş miydi? Biz, bıraz  hüzün kokan Sonbaharı seçtik bu yazımızla.  Ki şimdi mevsimi içindeyiz.  İyi peki, güzel de, ya yaz aşkları? Ya İlkbahar heyecanları ?Kışı pek anan yok zaten.

       Kim bilir hayali sevgilimizle o  ıslak yağmurlu günlerde, mahsus ıslanayım da, aşkımın şiddet derecesini ölçsün diye  sırılsıklam yağmurda kaldığımız günler de olmadı mı? Oldu tabi.

       Yağmur adam ol da olduk..  Belimize doladığımız allı morlu, fıstıki, zeytuni yağmurlarla eşantiyonluk yağmurlar sattık

       “Yağmurcu geldi yağmurcu”diye diye ahmak ıslatan dahil, her türlü yağmurları yağdırmadık mı? Sen de  bu deli gönlüme uyup da beraber ıslanmadık mı?

       Şimdi bakıyorum da pek suskunsun.

       Hani kavilleşmiştik. “Hiçbir yağmur, bizleri ıslatmadan yağamaz”demiştik. Hani yağan o yağmurun içinde ikimiz vardık. Hani o yağmurlar, “bizsiz”yağmayacaktı?

Gönül kırıklıklarıma, yağmur yağıyor güzelim, ama içinde sen yoksun.

       Yeri gelmişken söyleyeyim, “ahmak  ıslatanı dahil, sicim gibi yağan, kekik gibi kokan, ince ince yağanların içinde neden biz yokuz? Hı?

       Torbamda  çeşit çeşit yağmurlarla, sokak sokak dolaşıp,  yağmurlar dağıttım. Her seferinde  “Yağmurcu geldi yağmurcu”dedikçe, torbalarım boşalırdı. Şimdi ise, kimsecikler yanaşmıyor artık: Zira o yağmurların içinde biz vardık. Ama , şimdi yokuz. “Neden”

       Ah, ah. Ne güzeldi  o günler, yağmurculuk oynarken.Torbamda allı, morlu, fıstiki, zeytuni, ebruli  ve gök kuşaklı yağmurlarım dururken. Kapışılır giderdi. Ne “ahmak ıslatanı” kalırdı, ne“sicim gibi yağanı”, ne“kekik kokanı”, ne de “ince ince”yağanı.

       Gönül, bu işte. Kırıklıklarla dolu. Üzerine yağmur yağdırdın hep. Ama içinde sen niye yoksun?

       Beraber ıslandığımızda, yürek tellerimizin her birinden; önce  ses geldi, sonra nefes, sonrası da biz geldik.

       Bir insan sevgisiydi o göklerden yağan, ses tellerimize dokunan, ve onu seslendiren .

       Bu yağmurlar da geçecek.  Elbet bu sarı yapraklar , savrulmalarına devam edecek.

       Yeter  ki, hayattan umutlarımızı yitirmeyelim..

Yeter ki, güller ağlamasın. Yeter ki,  güller solmasın, “umutlar hep yeşil kalsın!”

Görüntünün olası içeriği: ağaç, gökyüzü, bitki, açık hava ve doğa

Görüntünün olası içeriği: ağaç, bitki, açık hava ve doğa

Görüntünün olası içeriği: ağaç, bitki, gökyüzü, açık hava, doğa ve su

Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, su ve açık hava

Görüntünün olası içeriği: ağaç, bitki, gökyüzü, açık hava, doğa ve su

Görüntünün olası içeriği: ağaç, açık hava, su ve doğa

Görüntünün olası içeriği: ağaç, açık hava, doğa ve su

Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, ağaç, bitki, açık hava, doğa ve su

Görüntünün olası içeriği: bitki, çiçek, ağaç, gökyüzü, açık hava ve doğa

Görüntünün olası içeriği: ağaç, bitki, gökyüzü, açık hava ve doğa

 

Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, okyanus, bulut, açık hava, su ve doğa

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 868
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster