Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Eylül '12

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
1328
 

Ey Hacı Beşir Ağa, dün boynu tasmalı bir köle idin. Gün geldi, Allah seni hürriyetine kavuşturdu.

Ey Hacı Beşir Ağa, dün boynu tasmalı bir köle idin. Gün geldi, Allah seni hürriyetine kavuşturdu.
 

Hazret , Eyüp Sultan ana avlusu girişinde hemen solda yatıyor .


Ey Hacı Beşir Ağa, Dün boynu tasmalı bir köle idin. Gün geldi, Allah seni hürriyetine kavuşturdu. Saray Hazinedarı oldun. Sonra, Şeyhülharemlik makamıyla şeref yar oldun . Sarayda şimdi Darüssaade Ağası olarak görev yapıyorsun. Şunu iyi bil ve hiçbir zaman unutma ki, yarın da Allâh’ın huzûrunda olacaksın!

Ey insanlar!

Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Adem'in çocuklarısınız, Adem ise topraktandır. Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi; kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahın da kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah'tan korkmaktadır. Allah yanında  en kıymetli olanınız O'ndan en çok korkanınızdır. Azası kesik siyahî bir köle başınıza amir olarak tayin edilse, sizi Allah'ın kitabi ile idare ederse, onu dinleyiniz ve itaat ediniz. 

 Hz. Muhammed (S.A.V) -Veda Hutbesi

İstanbul, Eyüp ilçesinde Eyüp Sultan Camisi’nin avlusunda ve Eyüp Sultan Türbesi’nin girişinin yanında bulunan bu türbe 1746 yılında yaptırılmıştır. Hacı Beşir Ağa, Osmanlı sarayının XVIII. yüzyıldaki en nüfuslu kişilerindendir. Küçük yaşta zenci köle olarak İstanbul’a getirilmiş, Kızlar Ağası Yapraksız Ali Ağa’nın yanında yetişmiş, 1705 yılında saray hazinedarı olmuştur. Darüs-saade Ağası Süleyman Ağa ile birlikte 1713 yılında önce Kıbrıs, sonra da Mısır’da yaşamaya mecbur edilmiştir. Daha sonra Şeyhülharemlik makamına 1717 yılında getirilmiş ve ardından Darüs-saade Ağası olmuştur. Bu görevini Sultan III. Ahmed (1703–1930) ve Sultan I. Mahmud (1730–1754) yıllarında sürdürmüştür. 1746 yılında ölmüş ve Eyüp Sultan Camisi’nin şadırvan avlusunu iç avluya bağlayan büyük kapının yanındaki türbesine gömülmüştür. Hacı Beşir Ağa’nın birçok hayır eseri bulunmaktadır. Bab-ı Âli yakınında kendi ismini taşıyan cami, medrese, tekke, çeşme ve kütüphaneden oluşan bir külliyesi vardır. Ayrıca Eyüp’te medrese, kütüphane ve çeşme, Medine’de mektep ve sebil yaptırmış onları Fatih, Beşiktaş, Fındıklı, Üsküdar, Sarıyer ve Kocamustafapaşa’da yaptırdığı çeşmeler izlemiştir. Hacı Beşir Ağa Türbesi’nin kemerli kapısı iç avluya açılmakta, büyük hacet penceresi ise yine avlu tarafındadır. Bu pencerenin iki yan duvarına bir sebil yapılmıştır. Türbenin arkasında Sultan II. Osman’ın annesi olan Mahfiruz Haseki Sultan’ın yaptırdığı Cüzhane bulunmaktadır. Türbe kapısı üzerinden başlayan ve hacet penceresinin üzerinde de devam eden kitabesi bulunmaktadır. Kitabe: “Aga-yı mesned-i dar’üs-sa’âdei sâbık Beşir Ağa’yı melek haslet kerem fermâ Virüb sinin kesire o sadre revmmâk u zîb Mekârimiyle halayıkdan itdi celb-i du’â Cihânın eyledi terk izz ü câhını âhir Çü bildi bâki değildir sa’âdet-i dünyâ Olunca âzim-i râh-ı bakâ hulûsunu gör Cıvar-ı Hazret-i Hâlid ki menzil oldu ana Cenâb-ı Hazret-i Hakk afv idüb cerâmini Makâmın eyliye Firdevs-i hem-demin havrâ Beşir’e zîr-i Livâi Resûl ola mevâ 1159 (1746).

Zamanın Alimlerinden Mehmed Emin Tokadı Hazretleri , Hacı Beşir Ağayı şöyle anlatmıştır: "Muhammed Kumul Efendi vefatından önce hastalığı sırasında bana: "Şu birkaç cilt kitabı, Dârüssaade Ağası Beşir Ağa'ya götür. Bizim dua ettiğimizi söyle. Bunlar Medine-i Münevvere'ye gönderilecek. Bunların konu­lacağı yeri onlar bilirler. Gönderip bizi duadan unutmasınlar" şeklinde vasiyette bulundu. Birkaç gün sonra da vefat etti. Vasiyeti üzere o kitapları alıp, valilerin toplantı günü olan çarşamba gü­nü huzurlarına vardım. Kalkıp kucaklayarak, yanına oturmamı söyledi. Hal ha­tır sorduktan sonra, İstanbul'da bulunup, ziyaretlerine fazla gidemediğim için üzüldüğünü söyledi. Merhum Muhammed Kumul Efendi Hazretleri'nin selamını söyleyip kitapları arz ettiğimde, büyük bir üzüntü ve ağlama ile kitapların yerine gönderilmesi için emir verdi. Mecliste bulunanlara beni tanıtıp: "Ahiret kardeşimizdir' dedi. Veda edip kalktığımda, hizmetçilerine şöyle emir verdi: "Bize gelenler, dünyevî bir iş için gelirler. Bu zatı iyi tanıyın. Geldiği zaman misafir var diye bekletmeyin. Zira bunlar bizi Allah rızası için ziyarete gelirler." Koynuma bir kese koydu. Bakınca içinde yüz altın olduğunu gördüm." Beşir Ağa zamanın büyük velisi ve meşhur âlimi Mehmed Emin Tokadı Hazretleri ile yakın dost ve ahiret kardeşi idi. Mehmed Emin Tokadı Hazretleri, ikinci defa Mekke'ye gidişinde şöyle anlatmıştır: "Mekke'ye giderken önce Medine'ye uğradık. Hocam Ahmed Yekdest Hazretleri'nin vasiyetine uyarak, Medine'de ikamet eden Şeyh Abdürrahim Buhari Hazretleri'nin yanına gittim. Görüşüp konuştuktan sonra beni Rasulüllah Efendimiz (s.a.v.)'in kabrini ziyarete götürdü. Ziyaret sırasında koynundan bir kâğıt çıkarıp okuduktan sonra, bana vererek tebrik etti. Bana verdiği bu icazet sebebiyle kucaklayıp öptü. Ertesi sabah tekrar Rasulüllah Efendimiz'in kabrini ziyarete gittim. Bu sırada kendimden geçip yere çöktüm. Bir süre böyle kaldıktan sonra gözlerimi açtığımda yanımda duran birini gördüm. Bana selam verip: "Ağa sizi bekliyor, buyurun" dedi. “Ağa kimdir?” dedim. "Şeyhü'l-Harem, Ağa Hazretleri'dir" dedi. Yanına gittiğimde, bir gün önceki ziyaretimizde yanıma gelip beni tebrik eden zat olduğunu gördüm. Ba­na: "Siz ziyaret sırasında kendinizden geçince, bu hizmetçiyi gönderip: "Yanında bekle. Eğer düşecek olursa, yavaşça tut ve yere oturt" dedim. "Hamdolsun düşmediniz" dedi. Onunla oturup sohbet ettikten sonra, bu zatın Üstadım Ahmed Yekdest Hazretleri’nin talebelerinden Hacı Beşir Ağa olduğu­nu öğrendim. Beraberce tekrar Rasulüllah Efendimiz'in kabr-i şerifini ziyaret ettik. Ziyaretten sonra birbirimizi unutmamak üzere ahiret kardeşi olduk." Mehmed Emin Tokadı Hazretleri'nin tanışıp ahiret kardeşi olduğu bu zat o sırada Şeyhülharem görevi ile orada bulunan Darüssaade Ağası Beşir Ağa idi."

Bu arada benimle Hacı Beşir Ağa nın yolları bir yerlerde kesişiyor. Bu tevaffuku sizlerle paylaşmak isterim. Eyüp Sultan Hazretleri her İstanbullu gibi benimde uğrak yerlerimden biridir. Kendimi bildim bileli Eyüp Sultan Hazretlerinin türbesini ziyaret ederim. Çocukluğumda ailece gelir. Türbede dua ederdik. Ama muhakkak Hacı Beşir Ağanın da ruhuna Fatihalarımızı gönderirdik.  Hacı Beşir Ağa  aynı zamanda İbrahim Müteferrikaya yardım etmiş. Matbaanın Osmanlı topraklarına gelmesine vesile olmuştur. İbrahim Müteferrikanın basacağı kitaplara da destek vermiştir. Aynı zamanda Yalova da kurulacak ilk kağıt fabrikası için Yalovadaki arazilerini bu fabrikanın açılması için vakfetmiştir. Benimle olan ilişkiside şu: Ben Hacı Beşir Ağanın geldiği yerlerde görev yapmaktayım. O güzelim siyah insanlara faydalı olmaya çalışmaktayım. Bu arada Allahın bir lutfu olarak da Doktoramı yapıyorum. Doktora tez konumda Kağıt üzerinedir.


Allah bizleri şefaatine nail etsin. Allah bizi de kendisi ile Ahiret kardeşi yapsın.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 995
Kayıt tarihi
: 15.09.12
 
 

1969 İstanbul doğumluyum . ODTÜ Matematik Mezunuyum. Nijerya Abujada yaşıyorum.   Hay  dan ge..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster