Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Kasım '08

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
1490
 

Ey ihanetten daha zalim merhamet!

Ey ihanetten daha zalim merhamet!
 

Yüzünün karası, yürek yarası


Koalisyonlar döneminin en karakteristik özelliği olarak öne çıkan, Yağma Odaklı Didişmeler’den ağzı, ciğeri, yüreği... yanan Milletin bir kısmı, didişenlere nisbet olsun diye, diğer kısmı ise...

Bunlar, ehl-i iman kişiler; Allah’tan korkar, kuldan utanırlar. Kul hakkı ve kamu hakkı yemezler, adaletle hükmederler, Milleti adam yerine koyarlar...” umuduyla AKP’ye oy verdi.

Tepki sınırlarını aşan bu nisbet, ezici çoğunlukla AKP’yi iktidara getirdi. Son seçimde de elle tutulur bir alternatif göremediği için yine AKP’yi seçti.

Nisbetin neticesi hakkındaki değerlendirmeyi Millet yapacak... Beslenen umutlar hakkındaki değerlendirmeyi ise dileriz ki önce dinine bağlı (mütedeyyin) müslümanlar, sonra siyaset edenler ve tüm vicdan ehli olanlar yapsın...

Din için, iman için, Allah rızası için diye yapılan ahlâksızlıkları, haksızlıkları, yetim ve kamu hakkının gasp edilmesini... dolayısıyla bu Milleti en kötü günlerinde dahi ayakta tutan, toplumsal hak ve huzurun, bağlılığın ve birliğin dinamizmi İslâm’a ve Müslüman’a olan güvenin törpülenmesini ise akl-ı selim ve tarih, zaten yapacaktır...

MSP, FP, RP ve sonunda AKP, koalisyon hükümetlerinin her türlü ihanetine karşılık bu Milleti asırlardır ayakta tutan İslam inanç ve değerlerini Hak adına, hukuk adına, merhamet adına... istismar ederek dinine bağlı Müslümanların ve Dünya’nın islam’a ve Müslüman’a olan güvenini temelinden sarsmıştır.

Bu sarsıntının sonuçları ise:

Büyük şehirlerin hemen her sokak başında ya da ev ev dolaşarak İncil satılması, Müslümanlar’ın din değiştirmesi, Satanizm’in ve Nihilizm’in yayılması; sapkınlıkların, bireysel ve toplumsal şiddetin artarak yayılması; Vatan'a ve Bayrak'a ihanetler... olarak bizi umutsuzluğa düşürüyor.

İnsanlar Müslüman’a da güvenemeyecekse kime güvenecek? Neye inanacak?

Bu Milletin ataları, Haçlı seferlerinde Antalya Rumları “Sizi Antalya’dan gemilerle Kudüs’e; kutsal topraklara çıkartacağız...” diye Frank Haçlılarının paralarını alarak kandırdılar. Onları Kutsal Topraklar’a götürmediler.

Selçuklu ordusunun korkusundan Antalya dağlarına saklanan Franklar, açlıktan ve hastalıktan kırılmaya başladılar.

Franklar’ın perişan halini tesadüfen gören bir Türkmen çobanı, koştu haber verdi... Selçuklu beyi geldi, gördü ve her çadıra ikişer üçer Haçlı askeri emanet etti:

- "Bu askerler, ben Selçuk beyinin değil, Allah’ın size birer emanetidir. Onları doyurun, tımar edin ve sağ-salim istedikleri yere gitmelerini kolaylaştırın...”

Dedi.
Türkler, Haçlı Frank askerlerini doyurdu, tımar etti, iyileştirdi. Sonra onlara silahlarını geri verdi.

Selçuklu beyi de şöyle dedi:
- Sizler Tanrı misafirisiniz. Sizlere ikramda, saygıda bir kusur ettiysek Allah rızası için affedin. Şimdi... istediğiniz yere gitmekte özgürsünüz. Yurdumuzdan çıkıncaya kadar sizin can güvenliğinizi sağlamak bizim boynumuzun borcudur... Herkesce böyle biline!

Dedi demesine de... Franklar’dan kimse bir yere gitmek istemedi. 3000 Haçlı Frank, Kelime-i Şahadet getirerek Müslüman oldu; bir tek, Katolik papaz Odo de Diogilo, Müslüman olmadı ve isteği üzerine memleketine gönderildi.

Katolik papaz Odo de Diogilo, günlüğüne şöyle yazdı:

Ah merhamet! Her türlü ihanetten daha zalimsin! Rumlar’ın ihanetine karşılık Müslümanlar onlara (Franklar’a) ekmek verdiler; dinlerini gaspettiler. Gerçekte Müslümanlar, ifa eyledikleri hizmetle yetinerek bunlardan hiçbirisini dinlerini değiştirmeleri için zorlamamışlardı.” (Migne, Patrologia Latina, Paris 1844-55, tom. CXCV., s.1243.'den); W. Arnold, İntişar-ı İslam Tarihi, s.143. Ayrıca; bk. O.Turan, Selçuklular ve İslamiyet, s. 48.).

Bu Milletin ataları da Müslüman’dı, şimdikiler de...

Öncekilerde, merhamet de iyilik de Allah rızası içindi...

Şimdilerde Millete uzanan şu kömürden de kirli eller, merhamet ya da iyilik için mi?

Allah rızası için mi?

Eller gibi yüzler de kara...

Ya bu Milleti, bunlara; kömür karası ellere mahkûm edenlerin yüzleri daha mı az kara?

Bütün içtenliğimle söyliyeyim ki;

Türk Milletine ve onun geleceğine kadim düşmanları bile...

Ahlâkına ve inanç temellerine, İslam dinine ve Müslümanlara Hasan Sabbah’lar bile...

Şu elleri gibi yüzleri de kapkara sözde siyasetçiler ve politikacılar kadar zarar vermedi.

Bekir Ali

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 141
Toplam yorum
: 246
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 897
Kayıt tarihi
: 30.04.07
 
 

Türk san'at müziği dinlemeyi, okumayı, yazmayı ve paylaşmayı seviyorum. Kamudan emekli inşaat mühend..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster