Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Eylül '14

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
53
 

Ey özgürlük

Kendimi bildim bileli özgürlüğüm için mücadele ederim, kendimi bildim bileli de tek tek bireyler olsun, mahalle baskısı olarak toplum olsun, hep özgürlüğümü kısıtlamaya çabalamıştır.

Neden böyledir?

Çünkü şu anki ve buradaki biçimiyle toplumsallık bir kölelik biçimidir.

O nedenle bireyler özgürlük için mücadele ederken; sınıflar, klanlar, kastlar, dinler, uluslar kölelik için baskı yaparlar.

Özgürlük nedir?

Bireyin kendi ahlak, siyaset, din, hukuk kurallarını kendi koyabilmesidir. Toplumun veya devletin koyduklarına, örneğin günah işlememek için Allah baskısına gerek duymamasıdır ki zaten tüm kullar Allah korkusuna karşın, çatır çatır her gün milyarlarca günah işliyorlar.

Bunları yine de geçelim:

Benim için özgürlük yaratıcılıktır, zekadır, bilgidir.

Sınıflar, aile, vd, artı toplum ve devlet, bunlara karşıdır, hem de feci karşıdır: Binlerce yıl aynı bilgilerle rahat rahat yaşamışlardır: Ok ve yayı, ateş yakma biçimin, milyon yıl aynen kullanan toplumlar olmuştur.

Yine de bir çelişki vardır:

En statik toplumlar da bile, Brown tipi olsa bile, değişim vardır.

Özgür bireyler, bu salınım titreşimlerinin genliğini yükseltirler yalnızca.

O nedenle de toplum, tarihteki 1 milyon bölü 100 milyar bilgi üreticisinin ürettiği yeni bilgileri kullanırken, onları intihara, hapse, normatif cezaya, vd’ye itelemiştir.

İnsan tarihi 5 milenyumluk 1 Dünya Sistemi’dir. Bunun başlangıcı da, Homo Sapiens olduğumuz son 50 bin yılın başıdır.

Bu sistemde 2 yalnızca büyük devrim vardır.

Bir: Tahminen günümüzden 12 buçuk bin yıl önce başlayan Neolitik Devrim ki tamamlanması, yani Dünya’nın en az yarısının bu kültürel moda geçmesi, 4-5 milenyum sürmüştür.

İki: 2. Dünya Savaşı ertesindeki, 2 atom bombası ve 1 uzaya açılma ile simgelenen, insan türünün yeni bir türe evrimi devrimi ki o da binlerce yıl sürece benziyor: Şimdilik hepi topu 70 yıl geçti: Yani bir devrim sürecinin içindeyiz dostlar.

Bu yeni devrim aşamasındaki özgürlük vektörlerinin hepsi de, anti-hümanist, trans-hümanist, pots-hümanist, meta-hümanist niteliklidir: Yani, yeni özgürlük rüzgarı insanları dehümanize ediyor.

Şu sıralar Öteki kategorilerindeki değişimlerde, örneğin eşcinsel çocuklu ve nikahlı aileler kurulmasında veya bazı ülkelerde uyuşturucunun yasal olarak serbest bırakılmasındaki panoramik yorum, yine bu özgürleşme süreci yönündedir.

Toplumsal olarak en özgürleştirici vektör ise, ileri marjinallik olmakta: Sanıldığının tersine sınıfsalsızlaşma bir yabancılaşma değil, bir özgürleşme yaratır ama insanların hiçbiri bunu kullanmaz, aslında onu görmez bile: Yani 2. Sanayileşme süreci sırasında on milyonlarca kişi toplumsallık kölelliklerinden özgürleşmekte ama kafeslerine bir an önce geri dönebilmek için çığlıklar atmaktadırlar.

Bu durumda, benim gibi asal-yalnız bireyler bunları bilinçler, yazar ve yayınlar ise, doğrudan ceza görür, görüyor da, gördü de.

Basit bir soru:

Çirkin gerçek mi, güzel yalan mı?

Yeşil hap mı, kırmızı hap mı?

Özgürlüğün çölüne hoşgeldiniz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2217
Toplam yorum
: 1121
Toplam mesaj
: 127
Ort. okunma sayısı
: 489
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Serbest yazarım. 1960 doğumluyum. BÜ İşletme mezunuyum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster