Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Mart '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
1043
 

Ey ruh proletaryası! Gerçekler sizden yana değildir!

Ey ruh proletaryası! Gerçekler sizden yana değildir!
 

Ergenekon süreci bundan tam dört yıl önce yine bir seçim döneminde başlamıştı. O tarihlerde bunun nasıl bir kartopu gibi büyüyerek insanların yüreklerinde, zihinlerinde, vicdanlarında böylesine korku yaratacağını kimse bilmiyordu, beklemiyordu.

Oğuz Atay’ın kusursuz tarifiyle “ülkemiz büyük bir oyun yeridir.”

Bizler bazen bu oyunun içinde yer alırız bazen de dışarıdan bir seyirci gibi izleriz. Ancak bugün daha güçlü şeyler söylemenin zamanı gelmiştir. Kimse size bir replik vermiyorsa o zaman sahneye çıkıp o rolü kendiliğinden almanız gerekebilir.

Bundan tam iki sene önce Ergenekon’un bilmem kaçıncı dalgası yaşanırken şöyle bir yorum yapmıştım.

Ergenekon benzeri kitlesel davaların, hele içeriğinde gizli bir örgüt ve bu örgütün karmaşık ilişki ağı bulunuyorsa, bunu çok güçlü analitik zekâya sahip bir yargı sisteminin içinde bakılması gerektiğini düşünüyorum. Açıkçası hukuk sistemimizin genel şablonunun buna çok fazla izin vermediğini de biliyorum. Bir hukukçu olmasam da kamuoyunun çok küçük bir ferdi olarak böylesi davaların sonuçlanabileceğini, … 12 Eylül döneminde başlamış davalarla ilişkilendirerek, sanmıyorum.” Kamuoyunun vicdani kanaatinde Ergenekon... 07.01.2010

İki sene sonra dava sürecinin geldiği nokta burasıdır.

Dava, süreci izleyen takip eden, yöneten herkesi aşmıştır. Üstelik 12 Eylül döneminde dahi görülmeyen bir şiddete, korkuya, işkenceye dönüşmüştür.

İnsanların bedenine yapacağınız ağır işkenceden çok daha kötüsü onların ruhlarına, zihinlerine, düşüncelerine yaptıklarınızdır.

Her iki üç ayda bir on kişiyi daha ekleyerek yüzlerce kişiyi suçlu gösterip, onların savunduğu, inandığı düşünceler doğrultusunda dışarıda kalan yüz binlerce, on milyonlarca insanı gözaltına alarak ne bir hukuk süreci yürütebilirsiniz ne de buradan insanların ders alacağı bir sonuç.

Bu süreç artık öylesine büyük bir girdap yaratmıştır ki etrafındaki enerji çekimi herkesi içine alabilecek bir kontrolsüzlüğe ulaşmıştır. Bundan sonra kimin haklı kimin haksız olduğunu ölçmek kolay değildir.

Bu nedenle de bir an önce bitirilmesi ve sonlandırılması şart olmuştur.

Oğuz Atay’ın çok anlamlı seslenişi ile bitirelim.

“Derinliği ve ruhsal bakımdan kaybedebileceği herhangi bir şeyi olanlar böyle garip çiçeklere benzemekten kendilerini önemle korumalıdır. Ben ve benim gibi, kâbuslarından başka kaybedecek bir şeyleri olmayan ruh proletaryası, bu dünyadaki yerini ancak büyük oyunun içinde bulabilir. Ayrıca ülkemizde, kendi oyunu içinde dünyada hiçbir ülkenin bu çeşit proletaryaya tanımadığı haklar verilmiştir bizlere. İnsan, ancak bu ülkenin dışında, manevi bakımdan yüksek bir yerde durursa, bizim özümüzü ve biçimimizi görebilir. Akıl ve ruh proletaryasının en büyük akılsızlığı akıl ve ruh burjuvazisinin nimetlerine kavuşacağını umarak onlara hizmet etmesi ve bu kaçınılmaz istismar kanunları yüzünden zayıf aklını ve ruhunu da onlara kaptırmasıdır.

Ey ruh proletaryası! Bu uğurda gerekirse bütün gerçekleri çiğneğiniz! Bir oyunda bile gerçekleri dile getirmek gerektiği yalanına inanmayınız. Sizleri uyarıyorum! Gerçekler sizden yana değildir! Bu oyuna gelmeyiniz! Siz onları kendi oyununa getiriniz. Onlarla, onların hükmünde olan akıl alanında boy ölçüşmeyiniz. Biraz da kendi sahanızda oynayın canım. Başka alan olmadığını söyleyenlere inanmayınız. Sizleri, sonunda aklınızı kaybetmek tehlikesiyle korkutanlara aldırmayınız. Kaybedecek hiçbir şeyimiz yoktur.” (Tehlikeli Oyunlar – Oğuz Atay S.349)

Uzay Gökerman

http://twitter.com/uzaygokerman

uzaygokerman@gmail.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gerçekler yalanlara yalanlar da gerçeklere dönüşmüşse akıl-dışı olan sahte akla yeğdir. Oyun zaten nedir? amacı oyun oynamak olan bir kurmaca. kuralları oyunu sürdürmek için vardır, gerçekleri ortaya çıkarmak için değil. hatta gerçekler eğer oyunun oynanmasına engel oluyorsa o halde gerçekler çöp sepetine atılmış demektir. oyunu oynamak için önce kuralları bilmek gerekir. kuralları değiştirme gücü olan gerçekleri de değiştiriyorsa o halde oyun güçlülerin "gerçekleri" üzerinden yaptığı kurgulara göre oynanıyor demektir. Bugün yeryüzündeki bütün iktidar sahiplerinin yürüttüğü siyaset de bu oyuna benzer. önce kendilerini gerçekleri, doğruları temsil ediyormuş gibi gösterip sonra da gerçekleri kendi yalanlarıyla değiştirmekten ibaret bir kurgu. Oğuz Atay harika anlatmış yapılması gerekeni. senin de eline sağlık.

Başak ALTIN 
 06.03.2011 15:35
Cevap :
Harika bir yorum yazmışsın Başak. Teşekkür ederim; senin de ellerine sağlık.  06.03.2011 17:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2005
Toplam yorum
: 2005
Toplam mesaj
: 77
Ort. okunma sayısı
: 1282
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster