Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Kasım '09

 
Kategori
Okullar
Okunma Sayısı
778
 

Ey Türk Gençliği!

Ey Türk Gençliği!
 

Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi

Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

Mustafa Kemal Atatürk
20 Ekim 1927

14 ila 18 yaşlarında olan insanlara bakıyorum. Büyümüşte adam olmuş ama büyüdüğünü sanıp büyümemiş cinsinden.

Çokluk ne yapıyorsa o da aynısını yapmak isteyen ve yapmayı ısrar eden insanlar bunlar.

Benim kızda aynı. Aman sakın diyeceksiniz ergenlik çağıdır kişiliklerini bulmaya çalışıyorlardır. Ne derseniz deyin bunlar bizim çocuklarımız. Yabancı bir dünyadan gelmiş değiller ya da başka bir ülkeden de gelmediler. Bunları bizler yetiştireceğiz ve topluma saygın birer insan sunacağız.

Efendim konu nereden doğdu. Benim büyük kıza her sabah okulunun üniformasını giydiremiyor annesi. Para verdik o kadar giysin diye peygamber diyor nu demiyor. Neymiş kimse giymiyormuş.

O zaman okula giyilen kıyafetler kaldırılsın her öğrenci okuluna istediği kıyafetle giysin. Bu da bir çözüm değil mi?

O zaman şunu söylemek gerekir. Okul kıyafeti gerekli mi?

Neden okul kıyafeti?

Futbolcular bile istedikleri kıyafetle veya forma ile sahaya çıkamazlar. Hem takımla birlik ve beraberliği sağlamak hem de karşı rakiple ayrılmak için takımda ki herkes aynı forma, şort ve çorapla sahada yer alırlar. Okulda ki kıyafette öğrenciler arasında birlik ve beraberliği sağlar. Özellikle disiplinli olmayı öğretir.

Öyle ki: Bizler öyle bir milletiz ki tarihte bizleri yıkmaya çalışan ülkelerin karşısında ayakta kalmış direnmiş ve bağımsızlığını da kazanmış ilk ulusuz. Bunu da kendi ordumuzla yapmışsız. Ordu denilince ilk akla disiplin gelir. TC kurulduğundan bu yana ilkokullarda önlük sonra ki dönemlerde o disiplini sağlamak amacıyla okulun arzuladığı üniformayı öğrencilere giydirirler. Bizim zamanımızda daha doğrusu benim okuduğum lise de böyle bir okulun özel bir kıyafeti yoktu ama ceket ve de kravat mecburiydi. Öyle ki kravatı yukarıya kadar çeker en üst düğmeyi bile iliklemek zorunda kalırdık. Biz öyle gördük.

Çünkü kravatın bir asaleti vardır. Disiplinli olduğunu gösterir. Gömleğin en üst düğmesi iliklenmeli ve kravat yukarıya doğru sonuna kadar çekilmelidir. Eğer bu yapılmadığı takdirde o kravata yapılan bir saygısızlık olarak kabul edilir.

Aynı zaman da kravat medeniyetin de birer simgesidir.

Hatta takım elbise ve kravat bazı yerler de giyilmesi de mecburidir.

Bununla birlikte okullarda özellikle lise çağlarında gençler de gördüklerim beni şaşırtmaya devam ediyorlar.

Gömleğin en üst düğmesi ile birlikte onun bir alt düğmesi de çözülmüş vaziyette kravatlar aşağıya kadar uzanmış, gömlekler ise pantolon ya da eteklerin dışına şarkmış sanki savaştan çıkmışlar gibi.

Bakın ben ne diyeceğim.

O sizlere söylediği nutukta “Ey Türk Gençliği!” diye başlayıp “Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!” diye bitirmiş.

O size güvenmiş.

Sizler ona kucak açın. Onu sevin.

Ve bir kez olsun şunu düşünün. Bir gün Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetecek kişilerden bir ben olabilirim. Bir gün olurda bu ülkeyi kurtarmış o kişinin evladı olarak ülkemi dış ülkelere karşı ben temsil etmiş olabilirim.

Her okuyan birey olarak da kişilik kazanmak istiyorsanız kendinize şunu söyleyin gençler. “Ben artık ilkokul çağını geçtim. Artık büyükler gibi giyinmeliyim. Okulumun bana verdiği ve sunduğu kıyafeti giymeliyim.”

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Başarı da disiplinin payı büyüktür. zaman zaman özellikle eğitim kurumlarında tedavülden kalkmış disiplin eksikliği ile ilgiili serzenişte bulunurum. Hakikaten bizim jenerasyon bu konu da öğretmenlerimiize büyüklerimize karşı son derece itaatkâr idi. Bazen nerde hata yaptık diye sorgulamadan edemiyorum. Sevgiler, saygılar

Naile ASLAN 
 04.11.2009 10:58
Cevap :
Aynen de öyle. Büyüklerimizin öğretmenlerimize şunu söylediklerini hatırlıyorum. "Kemiği benim eti sizin." Bu çok önemli. Gerçi dayak bir çözüm değil. Ama bazen de büyüklerimizin dayağı bile bir anlam taşıyordu. Nerde hata yaptık diye ve o hatayı bir daha yapmamak için uğraş veriridik o dayağı bir daha yememek için. Ama şimdiki velilerimiz "çocuğuma daha atamazsınız" diye öğretmeni okuldan attırabiliyorlar. Kısaca eğitim düzenimiz bozuldu. Acaba gençlik nereye gidiyor? Selamlar.  05.11.2009 8:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 540
Toplam yorum
: 1220
Toplam mesaj
: 179
Ort. okunma sayısı
: 3148
Kayıt tarihi
: 02.01.07
 
 

Hiç bir motorlu araca binmeyi sevemedim. Daha doğrusu sevdiremediler. Onun yerine iki tekerlekli ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster