Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Nisan '12

 
Kategori
Burs / Staj
Okunma Sayısı
300
 

Ey yazar adayı

Ey yazar adayı
 

Ey sayın yazar adayı lütfen dikkatli oku. Sana varoşların felsefesinden, edebiyatından yola çıkarak günümüz üst sınıf edebiyatımızı anlatmaya çalışacağım. Ey yazar adayı  karşına çıkacak ilk zorluk senin bu  toplumundur. Yedi bölgeden, yetmiş vilayetten ve milletten oluşan bu topluma bir yazar olarak ne anlatabilirsin? Öncelikle bunu  bir düşün kendine sor. Beyinlerin farklılığı bir yana o beyinlerin takım tutar gibi hiç öğrenmeden bilinçsiz bir şekilde inandıkları  o ideolojilerle de   mücadele edeceksin, bunu unutma. Yazdığın bir metni ve içindeki konuyu örneğin bir Edirne?li ile bir Kars?lı vatandaşımız farklı algılayacaktır. Lazı, Kürdü, Çerkezi, Boşnağı, Arabı ve diğerleri de buna dahildir. Öyle bir yazacaksın ki bu ırkları ve o beyinleri bir noktada buluşturacaksın. Keza dincisi, solcusu, psikopatı, köylüsü de buna dahil olmalıdır. Ey yazar haydi çık şimdi işin içinden bakalım. Burası bir Avrupa ülkesi değildir. Bir Frankfurtlu ile bir Berlinli aynı beyin,  düşünce  ve algılama yapısına bir noktada sahiptir. Orada yazarlık yapsaydın bu sorun ile kesinlikle karşılaşmazdın.

Üstelik bu da yetmez. Öyle bir yazacaksın ki seni okuyan on iki yaşında bir çocuk ile yetmiş yaşında ki ihtiyar bir moruk aynı şekilde okuyup anlayabilecek. Haydi buyur şimdi buradan yak. Sana soruyorum öncelikle bunlar ile baş edebilir misin? Haydi diyelim bunların altından bir şekilde kalkabildin. Seninle aynı kulvarda mücadele edecek binlerce kalem önüne çıkacak. Üstelik az önce bahsettiğim o bölgelerin insanları ve o ideolojilerin savunucuları karşına çıkacaktır. Bilirsin yazar kesiminin çoğunluğu yüksek okul mezunları ve kendi branşlarında birer meslek sahibidir. Birçoğu o köylerden, gecekondudan çıkmıştır ama o geldiği yeri unutmuş insanlardır. Yetenekli olduklarından değildir yazarlıkları. Aldıkları o ilkel eğitim ile mevkilerinin gücü ile bu sahnelerde yer almış insanlardır. Yaa muhterem yazar kardeşim birde bunlar var. Bunlar sadece buzdağının açıkta kalan kısmıdır. Allah?ın belası o sokaklardan hiçbir yazar şimdiye kadar çıkmamıştır. Ve sözde aydın yazar halkçı geçinen bu kalemler sadece ve sadece kendi dünyasını yansıtır. Bir yazar  subay orduyu savunur. Keza polis yazar da öyledir. Avukatından tut çoğunluğu tüm memurların hepsi aynı kulvarda mücadele eder. Bir ilahiyatçı yazar kendi dünya görüşünü bir misyonu temsil eder. Bunlar işte o  bizlerin mücadelesini yaptığımız otoritenin bir bakıma paralı aydın askerleridir. Ve hepsi de halkın içinden çıkan insanlarıdır ey yazar adayı.

Ayrıca internet siteleri, bölge dergileri, gazeteleri, dernekler, sendikalar cephesinde de bunlar  saflarını tutmuştur. Hepsi de vatan, insan, özgürlük, cennet, eşitlik gibi kavramlar ile çığlıklarıyla ortalığı inletirler. Sevgili yazar adayı kardeşim şimdi bu dünyada yer almaya hazır mısın? Sonra bu kesimler öykü, şiir, roman yarışmaları düzenlerler. Ve yarışma şartlarını okuduğunda gerçekleri az da olsa görürsün. Bir işçi sendikası öykü yarışmasının katılma şartlarından biridir. (Yazılan konu sadece işçi ve emek olmalı) der o güzel edebiyatçılar. Orhan Kemal öykü yarışması da farksızdır.  (Rahmetlinin dünya görüşüne ve felsefesine göre olsun mümkünse yazılan konu) derler. Ümraniye belediyesi de partisinin görüşüne göre konu ister. Antalya Seracılar derneği yarışması da onların felsefesine göredir. Pir Sultan Abdal derneği de kendi düşüncesine göre düzenler. Diyanet efendimizin şartları da zaten bilinir. Nazım babayı zaten biliyorsun sana şartları hatırlatmaya gerek bile yok.


Ey sevgili yazar. Bu kadar şartlar arasında bir gariban vatandaşın şartlarına hiç rastladın mı? Beyoğlu edebiyatına ve onların yarışmalarını, akmerkez romanlarını zaten bilirsin. Yapı kredi inşaat edebiyatı yayınları da piyasada sana hizmettedir. İşte yazar kardeşim çevren bu piyasayla sarılı. Gelelim asıl o memur yazarlara. Bunlar zaten otoriteye hizmette bulunmuş insanlardır. Ve arkalarında o sağlam kabadayı devlet vardır. Birçoğu emekliliğini geçirdiği tatil beldelerinde kaleme sarılırlar. Denizin en güzel mavisini, otun en güzel yeşilini senden daha iyi görürler ve yazarlar. Hepsi de azılı vatansever gruplarıdır. Bazen eski devrimci, bir anda Atatürkçü, birden hümanizm felsefesinin en kral savunucularıdır. Birden en güzel aşk şiirleriyle sahneye çıkarlar. Bulundukları konum, makam, mevki derecelerinde halkı inim inim inleten memurlar şimdilerde halkı kurtarmak için bir düşünce ve onun aracı olarak edebiyat dünyasını sahiplenmiştir. Şu da bir gerçek ki senin yazdıklarını bunlardan başka hiç kimse okumayacaktır. Sokaklardaki o sefil yığınların seni okumasını beklemen sadece hayal olacaktır. İşte sevgili yazar girdiğin bu yolda önüne çıkacak olan sahnelerdir bunlar. Yarışmaları, dergileri ve siteler dünyasını, ahbap çavuş ilişkilerini  ve orada yazan kalem dostlarını öncelikle tanıtmak istedim.

 Neyse bunları geçelim, sana gelelim  iiimdi...

Niçin yazar olmak istiyorsun? Neden bu işe soyundun bir  bakalım. Bu milleti kurtarmak için mi bu belanın içine giriyorsun.Yoksa içindeki cevheri insanlığa hizmet olsun diye mi  piyasaya sürmek istiyorsun? Önce kendine bir kez daha sor. Bu hayattan ben ne anladım, ne gördüm diye. Eğitimin hiç önemli değil. Okuman, yazman olsun yazarlık yaparsın. Eğitimli olanları zaten yukarı da hallerini belirtmiştim. Önce kendini çözdün mü? Ananı, babanı, kardeşini, sonra komşularını, arkadaşlarını, öğretmenini, muhtarını, bakkalını, kasabını, karakolunu o imamı  çözdün mü? Onları tanıyabildin mi? Bir köpeği anlamaya çalıştın mı? Bir kedinin niçin nankörlük yaptığını hiç sorguladın mı?..Bu iki yaratık acaba  neden insanoğlunu sürekli  takip etmiştir  diye hiç  düşündün mü?..Nankörlüğün, yalakalığın bir ortaklığı mı söz konusudur diye kendine hiç  sordun mu??..Acıdığın o martıların, güvercinlerin bir zamanlar dinozor olduğu hiç aklına geldi mi?? Cennet diye bir mekanın olduğuna inandın mı? Adem baba kimdir, yollu karısı Havva kim bunları idrak edebildin mi? Varoluş nedir, Yokoluş ne zamandır diye sordun mu? İnsanlardan sonra yeryüzünde en çok anılan canlının eşek olduğunu biliyor musun? Eğer bunları az çok düşündüm, sorguladım diyorsan o halde buyur senide "Varoşist Edebiyat"  yaratıcı yazarlık atölyesine bekliyoruz. 10. Dönem şubat ayında başlıyor. Gruplar en çok yirmi kişiden oluşur. Dersler hafta içi bir gün, iki buçuk saat yapılır. Ücret için ilgili telefona müracat ediniz.???...

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ey yazar Adayı eğer bu yola çıkıyorsan gülünden çok dikeniyle uğraşacağını aklından çıkarma! Mutlaka okunmalı,tebrikler Şenol,selamlar,sevgiyle

Hanife ÇITA 
 26.07.2012 0:39
Cevap :
Edebiyat, yazım dünyasına ironi bir bakış açısı gibi:) Teşekkür ederim.  26.07.2012 16:27
 

Bu kadar engel varken önümüzde gel de yaz şimdi..Yazdığın her yazı 7 den 77 ye okunmalı diyorsunuz değil mi? Valla zor dostum zor:( Uyarılarınız ve bu engelleri bize gösterdiğiniz için teşekkürler..Yine mizah var:)) Kalemine sağlık Şenol,selamlar,sevgiler

Hanife ÇITA 
 15.07.2012 23:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 39
Toplam yorum
: 107
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 368
Kayıt tarihi
: 19.01.12
 
 

Serbest ticaret ile iştigal ediyorum. Çeşitli sivil toplum örgütlerinde aktif görevlerde bulundum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster