Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Eylül '10

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
589
 

Eylül

Eylül
 

Eylül de istanbul


Eylül. En sevdiğim ay. Önce yeşille yaşadığını anlatmışken hayat varlığını, sonra sararıp solmuştur. Belki yorgun, belki vazgeçmiş, belkide yenilenmek için dinlenmeye geçtiğini, nefes molası almak istediğini sevdiklerine haber veriyordur.
Eylül, sararıp solarken bazen kızarır da, hani utanmış bir genç kız masumluğunda. Rüzgar eteklerini havalandırırken utanmıştır bu yüzden kızarmıştır bazı yapraklar. Sevgilisine kur yapar gibidir tüm renkler, oradan oraya koşuştururlar, eylülde.
Mutlaka eylülde, doğada görüp, resmedebileceğiniz, fotoğraflarını çekebileceğiniz, şiirler, öyküler, romanlar yazmaya başlayabileceğiniz bir hava vardır dışarıda. Kaçırmak geç kalmaktır, eylül çağrısına kulak asmayanları cezalandırır, kendinden mahrum eder, açmaz güzel yüzünün peçesini, göremezsiniz güzelliklerini.
Eylül. Ne çok sıcak ne çok soğuk. Huzurdur, bahardır.
Sivri çıkışlar değil, yumuşak geçişler zamanı. sevmek için en uygun zaman herhangi bir şeyi, öyle devasa bir aşk değil yani, örneğin bir kediyi, yada dalgaları sonbaharda seyretmek, hafif üşüyerek. Ne muazzam bir duygu.
Eylülde, çayını yudumlarken alalade bir camın ardında yağmuru izlemek. Boş bir sokakta, ağır aksak yürüyen bir ihtiyarı görüp onun yürüyüşünden çözümlemeler yapmak. Yada o yağmurda bir arabanın altında sırılsıklam ıslanmış bir köpeğe, elindeki ekmeğinden bir parça koparan çocuğun bakışlarındaki sevgiyi görmek.
Eylülde İstanbul bir başka güzel. Her sokağın bir hikayesi, her köşesinin ayrı bir efsanesi var. Öyle büyük ansiklopediler okumadan da anlatır size kendisini, hatta yormaz buyur eder bir köşesine, seyreyle der. Ben şehirler sultanıyım amma beni illada eylülde gez. Sokaklarım, her yanım ayrı bir tarih, gez, gör. Çeşmelerimden su iç kana kana. Öyle ayak üstü zamanlarda değil uzun uzun beni yaşamalısın. Mesela bir vapur iskelesinde akşamüstü çay içmelisin. İnsanlar oradan oraya koşuştururken ceketinin yakalarını kaldıran adamın üşüdüğünü hissetmelisin. Kız Kulesinin hüzünlü yalnızlığını, yaz günü aşıkların sandallarından değil, eylülde karşıdan izlemelisin. Tanımalısın beni der İstanbul, ama illaki eylülde. Öyle yok sıcaktı yandım, yok soğuktu dondum demeyeceksin. Bu yüzden eylül güzeldir der İstanbul bile.
Eylülde kavuşmakta, ayrılıkta güzeldir.
Eylül duyguların zirvesidir. Tek başına bile mutlu olabileceğini, aslında mucizenin yaşamak olduğunu fark edebilmektir. Hayatı mücadele etmek, anlamak falan değil, olduğu gibi kabullenmektir eylül.
Ne kadar direnirsen diren hayatına eylül gelecektir.
Mutlaka çok sıcaktan ve çok soğuktan bıkmış olacağın, ruhunla kavuşman gereken bir gün gelecektir, işte o gün eylüldür. Bu yüzden herkesi belki ama kendini en fazla sevmen gerektiğini hissettiğin ay eylül dür.
Ben bu yüzden eylülü çok severim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Elleri, yalan bir düşün, lacivert, üşümesi, lakini kısa olan. Saygı ve sevgilerimle...

Şahin Yamaner 
 05.09.2010 14:05
Cevap :
:) Teşekkürler...  05.09.2010 18:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 5
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 1273
Kayıt tarihi
: 30.08.10
 
 

Kadın olmanın penceresinden önce insanca, sonra sanatsal yaklaşımlarla hayatı gözlemleyen yaşayan bi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster