Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Haziran '07

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
757
 

Eymir’in Milliyet Blog'ta bıraktığı iz…

Eymir’in Milliyet Blog'ta bıraktığı iz…
 

Milliyet Gazetesinin ilk internet sayfalarında açılan Milliyet Blog üzerinden yaklaşık bir sene geçti.Herkes özgürce yazdı ve yazmaya devam etmekte, çünkü burada amaç bireyleri rencide ve hakaret etmeden yazmak, okumak, yorum yapmak burası bir kültür mozaiyiği gibi.

Milliyet Tuğba ve diğer arkadaşların isteği doğrultusunda genel bir açıklama yaparak 13 Ocak’ta tüm Blogcuları gazetede ağırlamak istedi.Toplamda 150 civarında arkadaşla ve ilk defa orda buluştuk.İlk buluşmanın çekingenliğini pek atamadık, ama yazılarından tanıdığımız arkadaşları orda canlı olarak görmek gerçekten çok güzeldi. Orda atılan tohumlar, blog sayfalarında hep paylaşıdı, konuşuldu.

Daha sonra sevgili Akdeniz’li ve Pirmete ağbim öyle bir organizasyonla öyle güzel bir iş çıkardılar ki değil 40 kişi 400 kişi gelse rahatlıkla altından kalkarlardı. Bunun nedeni de ikisinin de yürekleri sevgi adına dostluk adına cok dolu olmalarından, o pozatif enerjilerini bizlere ordaki arkadaşlara aktarmalarıydı.Geldiğimiz yola değdi, çünkü sevgi adına dostluk adına, dostlarla kuçaklaşmak adına Ahmet Aydın’la çıktık yollara, bir çırpıda yolda sevgili Deniz’i Bursa’dan alıp soluk alıp verinceye kadar Ankara Gölbaşı’ında idik.Akdenizli’nin ısrarı ile o zaman rahmetli ablası hasta yatağındayken “gel bir değişiklik olsun” diyerek gelmişti.Ama orda belliydi yüzünde bir hüzün hissediliyordu, belliki ablasını çok seviyordu.Kim sevmez ki ağbisini, ablasını kardeşini, dostunu, dostlarını..

Eymir gölüne gediğimizde gideceğimiz yer tam gölün karşı köşesindeydi, oraya giderken göl kıyısında aracımızla yol alırken tepede dağın yamacında küçük iki katlı ahşap binanın balkonunda Fenerbahçe bayrağı dalgalanıyordu, şaşırdık tabii Ahmet hemen resimlerini çekti, resimleri o yayınladı her halde çünkü bu sakatlık resimleri göndereceğim arkadaşlara gönderemedik düzeltelim inşallah hepsini halledeceğiz.

Kapıda bizi sevgili can dostumuz Akdenizli, Hoşseda, Fulya ve Tuğba (Osmaniye’nin medarı iftarları) karşıladı, sevgiyle sarıldık, kuçaklaştık, içeri masalara doğru gittiğimizde saçları kırmızı kırmızı sanki uzaydan mı geldiler acaba dediğim güzel bayanlar kimdi diye şöyle aklımdan geçirirken, biri Yağmur zamanı, eşi ve çocukları ile gelmişti, yüzünde gülücükler eksik olmayan, içi yaşam sevinciyle doluydu, Eşi ve çocukla Eymir’e kadar gelmeleri ne kadar güzel..Daha sonra sevgili Neşe, ben ona Neşe kaynağımız Neşem demek istiyorum.Şen şakrak, hayatla barışık ve Avukat olmanın verdiği avantajla ağzı laf yapıyor. Ama ne laf yapmak, saygılı. Bilgili, deneyimli ve bir de okadar yüreği yardım için can atan sevgi dolu Neşemiz, CYDD organizasyonunda öncülük yaparak “bir kızımız öğretmen olacak”kampanyasına herkes olanaklar çerçevesinse destek vermesi gerekiyor, çünkü bu sosyal bir olay, eğitim, kızlarımızın eğitimi önemli sorunlarımızdan biri.

Masaların ortasında kocaman bir çicek, ve kartta “melekler sizi yüreğinizden öpsün” Sabiha Rana ve kocaman bir çifte kavrulmuş lokum kutusu, kendisi gelememişti ama çiçeği ve lokumuyla birlikte yüreğini göndermişti.Geçen gün kocası rahatsızlanmıştı inşallah şuan iyidir.Acil şifalar diliyorum.

Benmaya kırmızı saçlı dört kızımız kırmızı saçlı bildiğiniz kızıl, kıpkırmızı.Gerçekten hep gülen hani hep söylüyoruz ya”yüreği sevgi dolu”derler ya işte öyle bir şey.Ameliyatımdan beri hemen hemen hergün arayan hal hatır soran kadim dostum..

Neşe’nin karşısında oturan bir bayan var ki bakışları, duruşu, tavırları ile sanki bir bürokrat havasıvar.Meğer Ankara’dan Neşe’nin Avukat arkadaşıymış.Bir ara Neşe’ye “sen Avukata benzemiyorsun ama Mehtap hanın avukat gibi “dedim burada nekadar ciddi ve bir o kadar da bilgi ertesi gün Anıtkabir ziyaretinde konuştukça, tanıdıkça hakikatten bir devlet kuruluşundaki Hukuk Müşavirliğini ne kadar hakkettiğini ve bir sohbetimizde ise “iyi avukat çok iyi konuşan değil, konuyu belgelere iyi döken kişidir” demesi gerçekten hukukta belgenin önemini vurgulamıştı. Bize bunu hatırlatmış oldu…Buradan ona sevgilerimi gönderiyorum..

Ayrıntıda gezinmek ise duruşuyla, düşünceleri ile ayakları yere sağlam basan ve kadınlarımızın haksızlığa uğramasını asla kabul etmeyen çağdaş bir kadın…

Nezom hemen masanın yanı başında Meltem’le birlikte yanana oturuyorlar. İlk defa görüyorum onlar, .ama daha sonra onlar tanıdıkça etraflarına pozitif enerji veren, sohpetlerine doyum olmayan ev sahibeleri, Ankara’lı dostlarımızdı. Sohpetlerine zaman yetmedi.Meltem’in bir de bize verdiği nefis konser, usta sanatçılara taş çıkartacak buğulu sesiyle bizleri ihya etti.Bence bu sesin üzerine gitmesini canı gönülden isterim. Zaten gece sonunda ev sahibi olarak ve sevgili Ayrıntıda gezinmek için Birlik Mahallesini ve 52.sok bulmak için bize rehberlik etmeleri, daha sonra da kalacağımız yeri bulmak için Ahmet’le Tunalı Hilmi’den tut hemen hemen tüm Ankara’yı dolaşmamız bizim için çok yorucu ama bir okadar da güzeldi..

Yine kızıl saçlı iki güzel kızımız kapı komşularım Guguk kuşu ve Düş normalde bana çok yakında oturan bu güzel insanları ben ancak Eymir’de öğreniyorum.13 Ocak ta Guguk kuşu ile konuşup tanışmıştık, ama oturduğu yeri bilmiyordum.Düş ise o da çok yakın oturması, bu güzel kızlarımızın sağlam duruşları, kendi öz güvenleri, çağdaş Türk kızlarımıza örnek teşkil etmekteydiler.Gülen yüzleri ile..

Yine masanın karşısında İlyas ağbim ilk karşılaştığımızda daha Fenerbahçe den konuya girmemiz, hele daha sonra engin Türk sanat Müziği bilgisi ve güzel sesi ile oda Meltem gibi bizi mest etti. Yanında yine ev sahiplerinden A siyazar vardı, gerçekten iyi bir eğitimci olduğunu, görüşü, duruşu ile bizere o mesajı veriyordu. Çok güzel sohbetler yaptık.Ama erken kalkmaları gerektiği için sohbetlerinin tadına doyamadık.Acısını ilk fırsatta çıkaracağız..

Osmaniye’nin üç güzeli ise Hoşseda, Tuğba, Fulya nasılki onlar 13 Ocak’ta onlar sen kal Osmaniye’den geliyorsan burada Eymir’de olması bu güzel, güzel olduğu kadar yürekleri sevgi dolu bu arkadaşlarımız artık birbirimizi iyice tanıyan, hoş sohpetler ettiğimiz, canlarımız oldular.Zaten amaçta bu değilmiydi.? Üçününde yazılarındaki güzellik yüreklerinden doğan bir güneş gibi etraflarını aydınlatmaktadır.

Barış, sevgili barış gerçek bir piskolog her toplantıda o muhakkak lazım, onunla konuşmak inanın terapi gibi geliyor insana, o da İstanbul’da toplatıda tanıştığım dostumdu, üstelikte yakşıklı arkadaşımız, halen Gölcük’te güzel işlere imza atıyor. Onu tanımak bizler için büyük bir keyif..Bu keyif hep daim olsun..

Gülçin Ankara’lı ev sahiplerinden ve onu MB sayfalarından çok güzel ve duygulu bir yazısında tanıdım, gözlerimden süzülen yaşları silerek okudum. O nun için unutamam güzel Gülçin kardeşimi..O Ankara’nın çağdaş kızlarımızdan biri.. Birde şu torpilsiz iş işini halledebilse super olacak, beklide halletmiştir. Yılmak yok..


Yine İstanbul’dan tanıdığımı Celal Çelik ağbim, sosyal biridir, pek çok konuya ilgili, bir iletişim fakültesi mevzunudur. Almış Düş’le Gugukkuşunu doğruca Eymir, biz ondan feyz alamayı onu dinlemeyi seviyorum.Hem o Seydi ve Açelya ile birlikte ilk toplantının katılanlarından olması sebebiyle içimizdeki tecrübelilerdendir.Daha da birçok kez onun sohpetlerini yazılarını zevkle okuyacağız..

Alev hanım, eski filimlerden çıkmışta gelmiş, Düzgün Türkçesi, kibar, asil, bir görünümü var.Eşi Robert ile geldiğinde insan ister istemez kafasını cevirip bakıyor. Eşi ile yaptığımız sohpette, Avusturya’nın Türkler karşı tutumundan, kağıt imlalatçılığına, Almanya’da bu sezon Bundes Ligada şampiyon olan Stuttgart’ta kada rbir çok konuda konuştuk, Çok efendi ve saygılı biri, onu tanımak benim açıman büyk bir zevk oldu. Tekrar dileğiyle diyorum.

Ailesi ile gelen diğer kişi ise sevgili Latif onu da MB ilk toplantısından tanımıştım. Ama burada ailesi ile birlikte, hele güzel kızının Fenerbahçe forması ile orda hazır bulunması gerçekten çok güzel, buradan söyleyeyim forma çok yakışmıştı. Karşı masada oturan sevgili Levent, Bodrum’dan kalkıp gelmişti.Hatta bir gün sonra Anıtkabir de vedalaşırken, ben onu Tuğba’nın yanında gördüğüm için onun da Osmaniye’den geldiğini düşünerek”bak Levent Osmaniye uzak ama ben Ankara’ya geldiğiysem bakasın orayada geliriz, belli olmaz” derken yanımda Ahmet Aydın “ya Mehmet ağbi Levent Bodrum’dan geldi, oraya gidiyor “ deyince benim rengimi ordaki arkadaşlara sorabilirsiniz.

Ama önemli olan yüreklerin bir olması, biz dünyanın neresinde olursa olsun MB veya herhangi bir yerde muhakkak kesişecektir. Yeter ki yüreklerimizden sevgiyi eksik etmeyelim.

Sema Çetinkaya hayat onu ağır bir imtihandan geçiriyor. Çok güzel bir kadın ve tekerlekli sandalyeye mahkum olmasına rağmen, o yaşam sevinci, sosyal faliyetleri, dernek çalışmaları, gerçekten takıdir edilecek bir olay, ona saygı duymamak imkansız.Hele şimdi ben yatakta geçirdiğim zaman ve alçılı ayakla nekadar zorluk çekiyorsam onun acı bir trafik kazası ve bilinçsiz ilk yardım ile tekerlekli sandalyeye mahkum olması ne kadar acı ve gerçekse onunla da mücadelesi de o kadar takdir edilecek bir davranıştır.Biz Ahmet Aydın ile bir süre önce belinden operasyon geçiren Semra hanımın gelmesinin mümkün olmayacağını sanmıştık, ama o yanılttı bizi, yanında Dr Hakan Ankara’dan arkadaşı ile Eymir’e gelmişti. Tabi bizi çok mutlu etti. İstanbul’daki toplantıda da ilgi odağıydı.

Nihal Yetkin de Ankara’da yaşayan ama Çorlu doğumlu, mütercim-tercüman, araştırma görevlisi, doktora öğrencisi ve bir de MB yazar, işi bayağı yoğun kendide orda ifade etmişti.Yine Eymir yazısında toplantıya katılan ve herksin orda sarfettiği bir cümleyi, tek tek yazması onun hafızasını ve zekası ortaya koyuyordu, sevgili Nihal’lın..

Toplantıya biraz geç katılan Solohan ise gerçekten karizmatik yapısı ile, dikkat çekiyordu., orda hoş sohpetleri oldu.Ama son zamanlarda yazı yazamıyormuş, ama geçici olduğuna inanıyorum. Aramıza muhakak dönecektir.

Eymir’e geldiğimde herkesle tokalaştıktan sonra gözlerim Feyhan’ı aradı bir mesajından dolayı onu özel tebrik etmek istiyordum.Yüz yüze çünkü mesajı çok hoşuma gitmişti.Gerçekten duruşuyla, karakteriyle, sağlam bir arkadaşımız.Bunu da yazılarından ve cevap verdiği mesajlardan anlıyoruz.Feyhan MB İstanbul toplantısında tanımış ve Semra hanım ve onunla birlikte ilk resim çekilen Ahmet Aydın ile birlikte bizdik. Bir de o kadar ince düşünüyor ki İstanbuldaki toplantıya herkesin birbirini daha iyi tanıması açısından adı soy adı ve mail adresinin yazılı küçük kağıtları birbirimize verelim diye bir fikir ortaya atmıştı.ama ben tabi o arda alamamıştım.İşte onu Eymir de gördüğümde iki ellerinde tutup, özel tebrik ettim, Ona da yakışan buydu, doğru olduğuna inandığı bir şeyden asla vazgeçmeyen ve onu savunan. çay içmeyip, yemekten sonra acı Türk kahvesi içen değerli bir dostumuz..

Pirmete dendiğinde gerçekten bizim için pirimiz, üstadımız demek isityorum. Onun engin hayat görüşü ve tecrübesinden öğreneceğimiz çok şey var diye düşünüyorum. Yazılarındaki kendine has uslup ve tadın damakta bırakan zevki misali.. Ankara Eymir’de toplanmamızdaki organizasyondaki başarısını da kutlamak istiyorum.Ama Akdenizli ile yapılan planlı organizasyonun büyük etkisi olmuştur. İkisine de bravo, tebrikler….

Akdenizli veya can dostum Dr Hakan..Ben şimdi size onu anlatmak istersem onun için sadece şunu söyleyeblirim.”Akdenizli anlatılmaz, o yaşanır” demek gerekir. İnsan dostu, yüreği sevgi dolu, doğa aşığı, deniz aşığı, son yazısına istinaden mavi adam, AKDENİZ MAVİSİ…. Ameliyatımdan itibaren devamlı telefonla bilgi alan ve iligilenen, tavsiyelerde bulunması hatta tedavi için sıcak kumlara davet etmesi, benim açımdan çok güzeldi….

Aaaa.. Ahmet Aydın’ı unuttum desem, kimse inanmaz herhalde, o benim yoldaşım, mesai arkadaşım, fotğraf kulübü arkadaşım, aile dostum, Fenerbahçe maçlarının biletli arkadaşım, Kısacası o Ahmet Aydın…

Eee işte böyle bir Eymir hikayesi geçikmiş olsa da, zaten onu toplantıya katılanlarda yüreklerimizde bıraktığı sevgi, dostluk bir iki hafta sonra unutulacak bir şey değildi.

Siz siz olun bu hayatta sevgide cimri olmayın…

Mehmet Eren 21/6/2007

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

O kadar gelmek, orada sizlerle birlikte olmak istedim ki anlatamam. Ama işlerim yüzünden gelemedim. Blog bile yazmaya vakit bulamıyorum uzun zamandır. İnşallah bir dahaki sefere :) Sevgiler...

Açelya ÜLGENAY 
 18.07.2007 15:23
Cevap :
Nedemek sevgili Acelya sen nasıl melda şarkı söylüyorsa, sende müzil direktörümüz, hocamızsın, farkındayım işler yoğun olduğunda böyle bir durum ortaya çıkıyor, çünkü sen çok sosyal ve duygusallığını saymıyorum o yazılarının derinliklerinde saklı, birisin..bir itiraf 13.ocakta MB seninle doya doya sohpet edememenin sızısı hala bende ama kısmet olurda İzmirde acısını çıkarırım, kısmet ne olursa olsun ..hep kendine iyi nak en derin sevgi ve saygılarımla..  18.07.2007 16:22
 

Benim canım abime kocaman sevgiler. Nazar değdi abicim sana bu toplantıda... En büyüğünden nazar boncuğu yaptırcam sana... Eymir'de seni görmek çok güzeldi..Sevgiler

Hoşsada 
 28.06.2007 15:42
Cevap :
Sevgi Seda şan olsun yaptır o nazar boncuğunu İzmir de boynuma asayım. İnan daha en az bir ay daha var alçının sökülmesi, zor vallahi zor, ama ne yapayım, ileşinceye kadar dikkat edeceğim. Kendine iyi bak en deri evgi ve saygılarımla..  28.06.2007 16:51
 

asıl sen dönüş yolu eğlencemizi yazmamışsın yahu. ne o yoksa eğlenen sadece ben miydim :)) sevgili mehmet eren sadece dostum değil canımsın buna emin ol. keşke aramak dışında elimden başka birşey gelse ama gelmiyor işte. bu arada her gün araya araya kendimi sapık gibi hissediyorum valla :))

beenmaya 
 23.06.2007 17:47
Cevap :
Sevgili Özlem özellikle yazmadım..Çünkü bir iki kelime ile geçiştirmek istemedim.Çünkü bir insanı tanımak istiyorsan yolculukta en iyi tanırsın derler. O sebeple seninle o güzel zevkli yolculuğumuzu iki cümleyle anlatmak olmazdı.Arama inceliğini göstererek beni mutlu ettin sağol, ama bir iyleşeyim. Gerisi kolay ...Kendine iyi bak en derin sevgi ve saygılarımla..  25.06.2007 13:47
 

Gönül gözü unutmaz be abicim :))) Bu arada şımartıyorsunuz o da ayrı :))) Sevgiyle ve bir an önce iyileşmen dileğiyle...

Barış 
 23.06.2007 16:58
Cevap :
Sevgili Barış çok doğru söylüyorsun. Ama nasıl oldu.Vallahi bukadar çok uzun zamanda üç hafta da elimde listede olmasına rağmen bazen cuvallıyoruz.Çok teşekkür ederim.İyleşmeye çalışıyorum. sevgi ve saygılarımla..  23.06.2007 23:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 319
Toplam yorum
: 951
Toplam mesaj
: 311
Ort. okunma sayısı
: 6237
Kayıt tarihi
: 14.06.06
 
 

25.08.1963 İstanbul doğumluyum. A.Ö.F İşletme mezunuyum. 8 sene profesyonel kalecilik yaptım. (Ey..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster