Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Mayıs '08

 
Kategori
Haftasonu
Okunma Sayısı
698
 

Eymir ve ben

Eymir ve ben
 

EYMİR'DE BİR AKŞAM ÜSTÜ


2 senedir Gölbaşı'nda yaşıyorum. Önceleri hafta sonları Atatürk Sitesi'nden yürüyüşe başlayıp Oran şehri yürüyüş parkurundan ormana geçerek Eymir'i üstten gören tepeden kıvrılarak aşağıya inmeyi çok seviyordum. Tamamen sesten, teknolojiden ve hayatın tüm olumsuzluklarından arınmış bu bölgede değişik hayvan ve bitki türlerine rastlamayı umarak mümkün olduğunca yolumu uzatarak özellikle de toprağa basmaya dikkat ederek Eymir Gölü kıyısına Bağ Evi'nin yanına inmek çok keyiflidir. Şimdilerde ise Gölbaşı'ndan arabayla gelerek arabamı dışarıda bırakarak yürüyüşümü yapıyorum. İçeriye arabayla girenlere de şaşıyorum, yaklaşık 10 km boyunca göl çevresinde kuş böcek seslerini dinleyerek, çam, kekik ve bilumum doğa kokularını teneffüs ederek, ördeklerin balık avlamak için süzülmelerini izlemek varken neden araba...?
Neyse girelim bakalım içeriye neler göreceğiz:
Bekçi kulübesinin karşısına bıraktım arabayı. Eşofmanımı çıkardım, bi tişört bi şort. Yeter. Spor ayakkablıarım da yürüyüşe uygun. Sağ tarafımda inanılmaz bir görüntü, tamamen sarı papatyalardan oluşan muazzam bir alan, yemyeşilin ortasında sapsarı bir güzellik, bakmaya kıyamazsınız. Sol cenahtan mı sağ cenahtan mı yürüsem?
Sol taraftan yürümeyi tercih ettim. 10 km'lik yürüyüş başlıyor. Altıntop gökyüzünde kızgın bakışlar fırlatıyor, suyumdan aldım biraz benzin niyetine. Az sonra ağaçların altında püfür püfür eser. Sazlıkların kenarından geçerek 2 km boyunca yürüdüm. Göl duru, geçen yazdan beri suyu çekilmiş biraz. Zaten Mogan'a göre kotası 3 metre aşağıdadır. Birkaç balaban ve dikkuyruk oynaşıyorlar suda. Bir dikkuyruk beni izledi bir süre, sonra daldı göle ama çıkmadı. Bekledim bir süre, kimbilir nereden çıkmıştır hayvancağız. Sanki sol taraftan beyaz birşey hızla geçti, tavşan mıydı acaba? Hiç tavşan görmedim Eymir'de bugüne kadar (Büfelerde besliyorlar onlar ayrı, yaban tavşanı görmedim). Ağaçların arasından geçsem de güneş arada çıkıp gözlerimi kamaştırıyor, az ilerden sola sapayım. Artık asfalttan çıktım, tamamen doğa ile içiçeyim, kurumuş dere yatağından geçtim. Oran Şehri'nin eskiden bulunduğu yerden buraya bir çay veya ırmak geliyormuş göle kadar besbelli. Giderek yukarıya saran dar bir patikaya çıktım. Şimdi Eymir'i Gölbaşını ve Mogan'ı daha rahat görüyorum, iki maviliğin ortasında sevgili ilçem. Çiğdem topladım birkaç tane, kökünü yemiş miydiniz? Bazen zordur çıkarmak, sivri uçlu bir nesne gerekir. (Aslen Manisalıyım, orada ayçekirdeği demezler: ÇİĞDEM derler, kuruyemişçiye çekirdek istiyorum derseniz Kabak çekirdeği verecektir, emin olun) 10 dk. mola için durdum, her zaman durduğum ağacın altına uzandım. Suyumdan bir yudum daha alarak kendimden geçtim bir süre.
Ooo, biraz dediğim 30 dk kestirmişim (şu böcekler yok mu uyutmuyorlar ki), tekrar baktım mavi göle... Daha iki-üç ay önce üstünde yürüyordum, buz kesmiş karla kaplı yüzeyinde. Büfeciler masalar atmıştı üzerine.
Tepede aşağı inip Bağ Evi'nin yanından geçtim, yine bir sürü araba vardı, kalabalıktı belli ki içerisi. Gölün sol tarafında yürüyüşümü tamamladım, bu noktada gölün sağ tarafına geçip 4-5 km daha yürümem gerekli geriye.(Acıktım mı ne, içim kıyılır gibi oldu sanki). Badem ağaçlarını da zevkle izleyerek büfelere kadar geldim. Müdavimi olduğum büfede uskumru ekmek iyi gider. Ne içsem yanında? Kola içsem daha iyi.
Oldu mu yani onca yürüyüşün sporun ardından doldurdum midemi :) Yavaş yavaş kalkayım, gazete getirseydim keşke, okurdum Milliyet'imi şimdi. En azından bir kitap taşırdım oysaki yanımda. Aklıma gelmedi ki telefonumdan müzik dinleyeyim, bunca yolu müziksiz gelmişim. (İlk çıkacak şarkıyı siz sevgili okurlara armağan ediyorum: Oo, eskilerden Sanat Güneşinden SEVEN NE YAPMAZ?
"Bana kollarını uzatsan biraz
Uğrunda bu gönül neye katlanmaz
Öl desen ölürüm ölürüm inan
Seven ne yapmaz, seven ne yapmaz..."
Yola devam ediyorum ama burada yol dar ve sürekli arabalar geliyor üstüme, sevmiyorum bunu, az önce doğayla içiçeyken ne güzeldi.
3 saati bulmuş yürüyüşüm, siz de bırakın arada doğaya kendinizi, karışın kucaklaşın onunla... Sağlıkla kalınız.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çook sevdiğim bir yeri yine çook güzel tanıtmışsınız, sizinle birlikte yürür gibi oldum.

Siyah Gelincik 
 24.05.2008 7:50
Cevap :
Umarım bir gün hep beraber gezeriz...  24.05.2008 14:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 13
Toplam yorum
: 43
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 1066
Kayıt tarihi
: 10.04.08
 
 

Dünyada gelen her darbeye "İşte buradayım işte burada, dimdik ayakta, çınar gibi, adam gibi ayakt..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster