Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Yeşim Varol İlişki ve Evlilik Danışmanı

http://blog.milliyet.com.tr/duruyasam

12 Nisan '11

 
Kategori
İlişkiler
 

Eyvah, aşk bitti...

Bir çok insan “imza atınca ne değişecek sanki” der. Yanlış. 

Birçok çift için evlilik, flört etmeye benzemez. Eğer en allı pullu hallerinizle, eskinin pastaneleri yerine bugünün kafelerinde buluşan bir çiftseniz, kaybetmemek uğruna olduğunuzdan farklı görünme oyunları oynuyorsanız, aynı eve girince dünya değişir. 

Sabah saç baş darmadağın kalktığınızda çektirdiğiniz resim, daha önceleri iki dirhem bir çekirdek buluşmalarda çektirdiğiniz resme benzemez çünkü. 

Evlendiğiniz adamın yatağın başucunda çorap koleksiyonu yaptığını, Afrodit gibi gördüğünüz kadının evin içinde pijamalarla dolaştığını görünce şaşırmayın. Topuklu ayakkabı giymediği zaman o kadar da zayıf görünmüyormuş değil mi? 

Dibi yanan yemekler, ödeme günü unutulan faturalar, aniden ziyarete gelen aile büyükleri, traş sonrası lavabonun içinde kalan sakallar, nereye başınızı çevirseniz karşınıza çıkan her biri ayrı renkte kadın çantaları sizi şaşkına çevirmesin. 

Sonra artık harcamalarda ortak. Ekstreleri incelemeye bir başlarsınız, aman o da ne…. Bu kadın bu kadar parayı kuaföre mi veriyor? Eee, veriyorsa yataktan kalktığında niye böyle görünüyor? Vermezse aman tanrım, o zaman nasıl görünecek. Dur bakalım bir, kuaför parasının aynısı playstation oyunlarına verilmiş. Çocuk gibi saatlerce başından kalkmadığı için deli olduğu oyunlara, bir de bu kadar para mı harcanıyor yani? 

Bunlar yetmezmiş gibi, bir de evlilikle ilgili katı kuralları olanlar var. Neymiş efendim, sen artık evli bir erkeksin. Evli erkekler, öyle eskisi gibi bekâr arkadaşlarıyla içmeye falan gidemez. Otur evinde. Şu facebook, twitter hesaplarının hepsini bir kapat bakalım. Sen artık evlisin, sana ne lise arkadaşının nerede olduğundan. Annene de söyle, öyle seni işten falan aramasın, artık ben de varım. Arayacaksa akşam evden arasın. Ne konuştuğunuzu bileyim. Hem ne öyle iş yemeklerine yalnız gitmeler ? Başka bekâr müşteri temsilcisi mi yok, onlar götürsün bayileri yemeğe. 

Erkek de boş durmaz elbette. Çalışmıyorsa evde otursun karısı. Ne işi var her gün her gün annesinde bekâr genç kız gibi? Yok efendim, artık öyle spor salonuna falan gidilmez tek başına. Tamam fitnessta tanıştık ama, işte zaten bu yüzden evli bir kadının tek başına işi yok sporda. Arkadaşlarınla buluşacaksan gündüz buluş, evli barklı kadının ne işi var gece arkadaşlarıyla yemekte. Zaten o etek de çok kısa, artık onları çöpe atmanın zamanı çoktan geldi de geçiyor bile. Daha usturuplu giysiler almak lazım ama, aman dikkat! Dünyanın parasını saçma el kadar kumaşlara. 

Listeler böyle sürer gider. Evlilik değil sanki hapishane. 

Sonra derler ki, evlilik aşkı öldürüyor. Kim öldürdü şimdi aşkı. Atılan imza mı kovaladı aşkı? Elbette hayır. İmzanın peşinden sıralanan kurallar bırakın aşkı, sevgiyi bile kaçırdı . Sanki sevdiğiniz insanla birlikte yaşamak için değil, can sıkıcı maddelerle dolu bir sözleşmeye attık imzayı. 

Suç kimin şimdi? Aşkı öldüren evliliğin mi, yoksa bir imza karşısında zoru görünce kaçan aşkın mı? Kuralları koyanların hiç mi suçu yok? 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Evlilik aşkı öldürüyor" denir. Öldüren, atılan imza değil de iki kişinin imzanın peşinden aynı evde yaşarken sevgilerinin haricinde birsürü olumsuzluk yaşarken kendilerini bulması. Eşlerin eski bakımlı şıklığından uzaklaşması, yapılması gereken işler, bütçe denkleştirmeleri, araya giren aileler, çocuk derken düşünecek aşk da kalmıyor. Tabii özveri sahibi birbirlerini düşünen ve bağımlı da olmayan çiftleri bunun dışında tutuyorum. Elinize sağlık, güzel bir makale. Selamlar, sevgiler...

Şükran Okyay 
 16.04.2011 21:59
 

..her şey ne beklediğine bağlı. Elbette, evlenirken bir şeyler değişir ama önemli olan bu durumun farkına vararak evlenmektir. Beklentileri minimuma indirip, bunları zamanla çoğaltmalı. Hayalle de yaşanmaz, hayalsiz de yaşanmaz. Bir şeyleri kabullenememektir, aşkı öldüren...

Ferhat Yıldız 
 16.04.2011 18:59
 

Yazınızı beğendim. Yalnız "Sonra artık harcamalarda ortak." kısmındaki -de bağlacının ayrı yazılmaması dikkatimi çekti. Bu tür temel gramer hatalarının televizyonlarda ve gazetelerde yazarlar tarafından bile yapılması beni ve sanırım birçok kişiyi rahatsız ediyordur. Eminim ki gözden kaçmıştır ancak, bu konulara daha çok dikkat edilmesini bir okuyucu olarak rica ediyorum. Ellerinize sağlık.

Xeityn Xeityn 
 14.04.2011 12:50
Cevap :
Merhaba Uyarınız için çok teşekkür ederim. Tamamen gözden kaçmış bir hata. Bu kadar dikkatli bir okuyucu olduğunuz ve uyardığınız için teşekkürler.Sevgiler...  14.04.2011 13:25
 

Yeşim hanım tespitlerinizin geneline katılıyorum. Aşkı korumak için iki tarafın gönüllü, istekli çabası olmadan ilişkinin sağlığı açısından tatmin edici bir sonuca ulaşmak ne yazık ki mümkün olmaz. İnsan, aşkı için, evliliği için ne kadar çabalarsa o oranda hayatında tutabilir sevdiğini. Tabi temel bir şartı gözden kaçırmadan: Aşkın yerine bağımlı olmayı koymadan... Sevgilerimle...

Cem Beraat Çamsarı 
 12.04.2011 16:02
Cevap :
Ne güzel anlatmışsınız, kaleminize sağlık. Keşke hepimiz bağlılık ile bağımlılığın ayrımına varabilsek...  13.04.2011 10:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 171
Toplam yorum
: 165
Toplam mesaj
: 29
Ort. okunma sayısı
: 2260
Kayıt tarihi
: 13.05.09
 
 

Davranış Bilimleri Uzmanı, İlişki ve Evlilik Danışmanı, Kurumsal Eğitmen ve Danışman Kitapları; U..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster