Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Eylül '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
435
 

Eyvah!... Postmodern tanrıça Angelina yine geldi. Ateş ve kan kokusu mudur burnumu yakan?...

Eyvah!... Postmodern tanrıça Angelina yine geldi. Ateş ve kan kokusu mudur burnumu yakan?...
 

Geçen yıl yazdığım, “Postmodern Tanrıça Angelina” başlıklı yazımda, bu müthiş(!) ziyaretin arka planına bakmaya, kimi öngörülerde bulunmaya çalışmıştım. Angelina Jolie yine ziyaretimize geldi. Ürdün ve Lübnan’daki sığınmacı ziyaretlerinin hemen ardından ülkemize de geldi.

Geçen yıl, Suriyeli mülteciler için konteyner kent henüz kurulmamıştı. Bu yıl emre amade. Her türlü konforu içeren bir kent ki insanın mülteci olası geliyor.

Öyle bir konukseverlik ki, hastanede doktorlarımız onlara öncelik tanıyor ve yedi saat bekletildiği için bir kadın düşük yapıyor. (http://haber.sol.org.tr/kent-gundemleri/suriyeli-multeciler-alevi-doktorlara-tahammul-edemiyor-haberi-59505)

Geçen yıl, mülteci bir çocuğun başını okşamıştı Angelina. Bu yıl, konteyner kentteki bir başka çocuğun evine konuk oldu, sohbet etti. Çocuğun anlattıkları karşısında öyle duygulandı ki, güzelim gözlerinden ırmaklar taştı. Çocuk ve ailesi onu çok sevdi.

Sonra yine, karşısında mest olmuş yetkililerden bilgi aldı. Hele bakan İdris Naim Şahin, belki de yaşamında hiç böyle sermest, hiç böyle mutlu olmamıştı. Ben, fotoğrafların yalancısıyım. Kınadığımı sanmayın, yurdumun hangi erkeği bu postmodern tanrıça karşısında böyle dize gelmez ki?

Tanrıça, geçen yıl gördükleriyle  kıyaslayarak ''Şimdi ondan on kat daha fazla sığınmacı var. Çok minnettarız. Bugün çok sayıda aileyle ve çocukla da görüştüm. Aileler ve çocuklar da Türk halkına ve Türk hükümetine aynı şekilde minnettarlar. Çok duygusallar ve Suriye'de yaşananlardan dolayı büyük endişe duyuyorlar, Suriye'de kalan aileleri ve arkadaşlarını merak ediyorlar.''

Bir soru üzerine ise Jolie, ''Türk hükümeti büyük cömertlik göstererek bu olağanüstü kampı kurmuş. Gerçekten çok etkileyici. Guterres'in söylediği gibi hepimiz ülkelerinden kaçmak zorunda kalan ailelerin barındırılması için bu şartlarda kamplar olmasını umut ediyoruz. Hiçbir yerde bunun gibi bir kamp görmedim'' diye konuştu. BM'ye ait ciplerle konvoy halinde konteyner kente gelen heyet, 4 saatlik ziyaretin ardından Islahiye'deki çadır kente geçti. (http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=365116)

Tanrıça, şu fani Suriyeli kadınlarla bir an için eşitlenip halı tezgâhının başına bile geçti ve Suriyeli mülteci kadınların da kalplerini fethetti.

Basına kapalı yapılan resmi temaslarında, yine basına(!) yapılan açıklamalardan anladığımıza göre "Sığınmacılara sınır kapılarını kapatmayın" dediği ve sığınmacılarla ilgili yasaların  görüşüldüğü öğrenildi.

Kapalı kapıların ardında dönen dolapları, biz faniler göremiyoruz; ancak deneyimlerimizle, satır arası okumalarımızla, gözlemlerimizle ve günü yaşarken başımıza ne çoraplar örüldüğünü/geçirildiğini fark edebiliyoruz. (Ediyor muyuz acaba?)

Eyvah ki eyvah!... Küresel tanrıların temsilcisi Tanrıça Angelina yine geldi.

Ateş ve kan kokusu mudur burnumu yakan?...

Ve biz... Sen, ben, o... Ateşin dumanları arşa yükselmeden henüz, etnik, dinsel, mezhepsel ayrımlarla çatışacak, kısır ideolojik tartışmalarla boğuşup duracak mıyız?...

İzin verecek miyiz çocuklarımızın kan gölünde boğulmasına?...

İzin verecek miyiz topraklarımızın ekmek diler gibi dilimlenmesine ve yok edilmesine?... Hem de gözümüzün içine baka baka, postmodern tanrılar ve tanrıçalar ölüme çağırırken bizleri?...

14.09.2012

Vildan Sevil

NOT: Konuyla ilgili, 24.06.2012 tarihli, “Post modern Tanrıça Angelina” başlıklı  ilk yazımın linki:

http://blog.milliyet.com.tr/postmodern-tanrica--angelina/Blog/?BlogNo=312811

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"postmodern tanrıça" deyimini çok tuttum.

Kerim Korkut 
 15.10.2012 18:43
Cevap :
Sistem, tanrılarını ve tanrıçalarını yaratıyor, sevgili Korkut. Selamlar...  16.10.2012 23:36
 

Bu değerli yazınızdan anladım ki şeytan bazen melek kılığında da dolaşabiliyormuş, hele de yaşadığımız şu post-modern zamanlarda bu -güdümlü- dolaşmalar daha bir artış kaydetmekte... Cesur ve özgün kaleminize ve size saygım ve sevgilerle...

Ersin Kabaoglu 
 21.09.2012 22:06
Cevap :
Teşekkürler Kabaoğlu. Sevgiler, selamlar...  22.09.2012 1:08
 

Sanatcıları sadece televole proğramlarına layık gören yazarımız, bir misyonu olan sanatcı görünce şaşırmış. Bu misyon Ruslara karşı çeçenistan ve Sırplara karşı bosnadada vardı. Esad azınlığına karşı mazlum çoğunluğu destekleyen sanatcıyı Yakında budist saldırılarına karşı Myanmarda müslümanların yanında görürsek şaşırmayın, Ama herşeye karşıcılar için farketmez. Türk sanatcıları, sizde kırın şu televole zincirlerini.

aliy ver 
 17.09.2012 10:49
Cevap :
Yoruma yanıtlar, yazının içinde var, Milblog yazarları arasında sayfanızı bulamadığım Sn aliy ver. Teşekkürler...  17.09.2012 17:25
 

Vildan Hanım, Harika tespitler arka planı ile birlikte. Tarihsel tanrıçanın postmoderne indirgenmiş tanımınız, yazı başlığınız ve içerik mukemmel. Masum yüzlü ölüm meleği diyorum ben de ona. Somali ve libya onun ziyaretinden sonra bombalanmıştı. Tebrikler. Saygı ve selamlar sunarım.

Nizamettin BİBER 
 15.09.2012 10:03
Cevap :
Değerli Biber, B.M, dünya egemenlerinin öylesine hizmetindeki, savaş şeytanını melekleştirip dünyayı dolaştırıyorlar. Tarlayı onunla sürüp, kan ve ateş tohumlarını atıyorlar ardından. İlginize teşekkürler, dost selamlar...  15.09.2012 13:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 112
Toplam yorum
: 553
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 672
Kayıt tarihi
: 07.06.11
 
 

1949 İstanbul doğumluyum. Emekli edebiyat öğretmeniyim. Çeşitli edebiyat sitelerinde, çeşitli kon..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster