Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ocak '11

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
2097
 

Eyyvah Eyvah 2: Eğlence, Düğün Tadında Bir Film!

Eyyvah Eyvah 2: Eğlence, Düğün Tadında Bir Film!
 

Film, adından da anlaşılacağı gibi, ilkinin devamı.

İlkinden aldığım zevki, ikincisinden de aldım.

Filmin sürükleyici kahramanı, yine Ata Demirer’in canlandırdığı Hüseyin Badem.

Kimdi Hüseyin Badem, neyin peşindeydi?

“Hüseyin Badem, saf bir delikanlı. Onun bu saflığı, konuşmalarına, yürüyüşüne, hareketlerine yansıyor. Klarnet çalma, bir tutku olarak yön veriyor yaşamına. Ayrıca, kırık çıkıktan anlar; hayvanları sever.

Babasını bilmez; rüyalarına giren bir babası vardır.

Nine dede elinde büyüyen Hüseyin Badem, sağlık ocağında çalışan hemşire Müjgan’a tutkundur.

Hüseyin Badem, ninesinin kilitli tahta bavulunda bulduğu mektuplar ve bir fotoğrafla İstanbul yollarına düşer. Serüvenli geçen İstanbul günleri, aradığını bulmanın mutluluğu içinde biter; Çanakkale’nin Geyikli beldesinin yolu tutulur.

Hüseyin Badem, hemşire Müjgan kavuşunca, daha bir mutlu olacaktır.” (
Eyyvah Eyvah: İzlenmeye değer bir film...)

****
Film, yolda ilerleyen bir otomobil, tepeden çekilen bir ada görüntüsüyle başlıyor. Kamera bir eve, Müjgan’ın evinin balkonuna odaklanıyor; bir arı balkondaki güle konuyor.

Hüseyin Badem’in Müjgan’a kavuşma, önce derdini açma, İstanbul’dan getirdiği yüzüğü verme çabası sürüyor. Müjgan’a derdini nasıl açıklayacağını düşünen Hüseyin Badem’in karşısına bir de, kızını İzmir’den görmeye gelen Müjgan’ın babası, bir engel olarak çıkıyor. Emekli asker, sert baba, “zurnacıya kız verilmez” anlayışında olduğu için Müjgan’ı alır İzmir’in yolunu tutuyor.

Filmin en güzel bir bölümü de, İzmir yolunu tutan Müjgan’ın babasının karar değiştirmesi, Geyikli’ye geri dönmesi.

Badem Hüseyin ile Müjgan’ın sevinci, kucaklaşması!

Sonra...

Öyle güzel bir düğün sahnesi ki, açık alanda bir bir düğün!

Klarnet, yine baş çalgı.

Nikah kıyıldıktan sonra Hüseyin Badem'in babası Ali Rıza Şeker, sahneye yöneliyor, gözler onda. Ali Rıza Şeker, nikahtan hoşnut olmayan bir havada. Bir de bakıyoruz ki, saksafona sarılmış, hüzünlü bir türkü seslendiriyor.

Gök yarılmışçasına yağan yağmur, herkesi masadan kaldırıyor, düğün yağmur altında tüm coskuyla sürüyor.

*****  

Doğal bir film, konusuyla, konuşmalarıyla, görüntüleriyle. İnsanı teknolojinin getirdiği olanaklarla doğal çevreden uzaklaştıran filmlerden farklı. Güldürüyü argo sözcükler, küfürlü konuşmalar sanan bir anlayışının ötesinde bir film.

Güldürücü öğelerde bir “kalite” var:

Belediye Başkanı, Firuzan’a “Nasıl buldunuz beldemizi? sorusuna “İnternetten” yanıtını alır. Beldenin geçim kaynaklarını sayan Başkan, hayvancılık da yapıldığı söyler. Firuzan’ın sorusu iğneleyicidir:

“Hangi hayvanlar?”

“Bizde çalgıcıya verilecek kız yok!” diyen babaya yanıt, köpekten “Hav, hav!” diye geliyor. Baba, “Hoşştt!” demekle yetiniyor.

*****

Bugünlerde gidecek bir düğün yoksa, buyrun, düğün havasındaki filme. Kendinizi bir eğlencenin ortasında bulacaksınız.

Televizyonlardaki müzik programından mı sıkıldınız?

İşte size eğlence/ konser tadına bir film.

Filmi, eşimle izlerken, kendimizi bir çağrılı gibi gördük; hiç sıkılmadık.

Çağrılmayan yere davulcu ile zurnacı gider, derler ya, her sinemasever, bu filmin doğal çağrılısıdır.  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2459
Toplam yorum
: 2830
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2182
Kayıt tarihi
: 10.11.08
 
 

İspir, hem doğum yerim, hem memleketim. Emekli Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeniyim. Dil ve Tarih-..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster