Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Haziran '07

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
17518
 

Ezoterizm ve batınilik

Ezoterizm ve batınilik
 

Hermes şöyle der:

“İnsanca ölümlü olmak da, tanrıca ölümsüz olmak da elimizde. . .

Her akıl bu gerçeği kavrayamaz. . .

Büyük sırrı gönlümüzde saklayarak eylemlerimizle söyleyelim.

Bilim gücümüz, inanç kılıcımız, sükût kalkanımız olsun.

Ufaklıklar ki büyük çoğunluktur, ya aptal ya da kötüdürler.

Aptalsalar, bu gerçek karşısında akıllarını büsbütün yitirirler.

Kötüyseler, bu gerçeği kötüye kullanarak büsbütün kötülük ederler.
Gerçeği gizlemekten başka çıkar yol yoktur.

Bilmek, bulmak, susmak gerek.”

Ezoterik, hermetik görüş üzerine kurulmuş tüm düşünceler ve inançlara “ezoterizm” ya da Batınilik denmektedir. Hikmete dayalı ve kapalı olan bu öğretinin hedefi bilgeliktir. Bilgeliğe ise, içsel özgürlüğe, yetkinliğe ve bütünlüğe kavuşmakla erişilebilinir. Ezoterik öğretiye göre, bilgelik yolunda ilerleyen insan, her koşul altında mutluluğu ve asıl önemlisi sevgiyi benliğinde yaşar ve evrenle paylaşır. Hermetizm, Batıni ve kadimdir, kökleri uzun zaman öncelere dayanır. Öğretilerin sadece zahiri yönlerine değil, ezoterik, Batıni yönlerine de dengeli biçimde girer.

Batın; gizli olan, içrek, bir şeyin gerçeğini, iç yüzünü bilen anlamına gelir. Batın, gizli, cisim olarak görülmeyen, varlığı gizli olan, ancak varlığı kesin olarak bilinendir. Herkesin erişebileceği, dış yani “zahir” ile, umuma kapalı olan iç “ezoterik” arasındaki ayrımı vurgular.

Geçmişten günümüze bazı Batıni topluluklar şöyledir: Mevleviler, Aleviler, Bektaşiler, Dioniysos kültü, Gnostikler, Kabalacılar, Zerdüşt, Mithraism, Pitagorasçılık, Neo-Platonizm, Sufizm, Batıniler (Hasan Sabbah), Tapınak ve Malta Şövalyeleri, Masonluk, Ahilik(Kardeşlik), Gül Haç ve eski onlarca Mısır, Mezopotamya ve Ortadoğu kaynaklı ezoterik, inisiyatik sistemlerdir. Bunlar yıllarca birbirlerinden etkilenerek günümüze kadar ulaşmışlardır.

Ezoterik Batıni doktrinler ile ilgili detaylı bilgi sahibi olmak isteyen okuyuculara ezoterizm için bir başyapıt olan Cihangir Gener’in “Ezoterik Batıni Doktrinler Tarihi” isimli eseri mutlaka öneririm. Ezoterik Batıni doktrinlerin, tarihi çok eski zamanlara kadar uzanmaktadır. Batınilik ismini ayrı bir mezhep şekilde kullanan Hasan Sabbah’tır. 1049 – 1134 arasında yaşamıştır. Batınilik, Yeni- Plâtonculuk, Alevilik gibi kuruluşlardan ve çoktanrıcı inançlardan oluşan akımı yeniden düzenlemiş ve ona siyasal bir nitelik vermeye çalışmıştır.

Hasan Sabbah'ın geliştirdiği Batınilik sayılara ve onların yorumlarına dayanır. Genellikle tin, insan, us, evren, tanrı, uzay, boşluk, bilgi, imamlık, oluş gibi konular üzerinde durur. Batinilik'e göre tin iki türlüdür. Birincisi iyi, ikincisi kötüdür; iyi ise ışık evrenine, kötü ise başka bir gövdeye gider. Batinilik'te on sayısı ile yirmi iki harf kutsaldır. İnançla, varlıkla ilgili bütün sorunlar bu sayı ile harflere göre açıklanır. Bu sayı ile harfler varlık türlerini, onların özelliklerini oluş biçimlerini, niteliklerini, birbiriyle olan ilişkilerini yansıtır. Bu kuruluş Kabaladan etkilenmiştir. Birçok sistemin sıkça kullandığı “ebced sistemi” ile yorumlanır. Bu sistem her harfin bir sayısal karşılığı olduğu esasına dayanır.

Cihangir Gener kitabında şöyle belirtir: “Batınilik, çok eskilere giden inançlardan oluşan bir birikimdir. Batınilik, tanrısal nitelikleri insana indirger, Ali'yi de tanrısal insanın en yetkin örneği olarak görür. Bundan başka, eski İran inançlarından, özellikle Zerdüştçülükten de geniş ölçüde yararlanır. Gerçekte Batınilik, yeni bir inanç kurumu olarak ortaya çıkma savında olmasına karşın, eskinin yeni görünme çabasıdır.”

Ezoterizmin en belirgin özelliği sembollere yer vermesidir. Batıni sistemlerde “zahirin altındaki batının ehline” açıklanması “sembolik dil” denilen teşbihlerle yapılır. Akıl erdiğince ve dil döndüğünce, zahirin altında yatan batın sorgulanır ve araştırılır. Bilgi kademelerle ve sadece ehline verilir.

Ezoterizm, semboller ve alegoriler kullanarak insanda “kendini bilme” sürecini tetikler. Oscar Wirth’e göre “semboller içimizde mevcut olan ve ancak sezebildiğimiz hakikatleri somutlaştırabilmemizi sağlar”. Kendini biliş, dereceli bir iç öğretim yoluyla ve sınırlı olarak üyelerine aktarılır. Bu biçimlenme kişisel farklılıklar gösterebilir. Algı tamamen kişinin kendisine bırakılmıştır. Ezoterik düşünce içerisinde değişmez dogma, bir bilen veya mürşid ilişkisi yoktur. Son söz hiçbir zaman söylenmez. Sadece ihtiyacı olan için önünde değil; yanında yürüyecek rehber vardır. Kişiler değil, kavramlar ve fikirler daha önemlidir. Bunun için yol gösterici, örnek kopyalama gibi kolaya kaçılamaz; daha zor olan kişinin kendi kendine çalışması beklenir. Ezoterik uyanış kendine ait değerleri üretebilen, yaşamında özgün ve farkında olabilen kişiliğin yükselişidir. O artık yeryüzü düzeyinde bir yaratıcıdır.

Mevlana şöyle der: “Her şeyden önce mademki insansın... Mademki duyuyor düşünüyor, seziyorsun...

Büyük hakikati bulmak için gönlünü ve idrakini yoracaksın...
Duyduklarını ve bulduklarını söyleyeceksin...
Sen söyleyemezsen, ruhunun vasıl olduğu sırları, şiirlere, sazlara, semalara söyleteceksin...
Bütün bunları dahi söylenemeyecek ölçüde büyük sırlara erdiğin zaman ise...
İşte o zaman susacaksın!”.

İnisiyasyon sistematiğine dayalı mistik okullarının kökleri eski Mısır'ın Hermetik gizem okullarına hatta daha öncesine kadar giden ezoterik öğretilere İslam dünyasında Batıni ekoller de denir. Mısırlıların Fatımiliği, Arapların Dürzîliği ve Türklerin Aleviliği, Batıni inancın uzantılarındandır. Bunların hepsinde inisiyasyona ve derecelerden oluşan sisteme dayanan, ketumiyet yeminleriyle sırları korunan kardeşlik örgütleri Ahilik( Kardeşlik) tipi oluşumlar vardır. Tapınak şövalyeleri de, bu derece hiyerarşisi, inisiyasyon ve ketumiyete dayanan örgüt sistemini doğulu Batınilerden öğrenmişlerdir.

Batıni felsefeyi duru Türkçe şiirleriyle Anadolu halkına sevdiren ve Türkçeyi yaşatan Ahmet Yesevi, Yunus Emre, Pir Sultan Abdal, Karacaoğlan, Hacı Bektaşi Veli gibi Anadolu erenleridir. Onlar, Batıni bakış açısı ile mikro ve makro kozmosa bakmışlar ve orta yoldan yürümüşlerdir. Batın ve zahiri birlikte incelemişlerdir.

Tamer Ayan bir metninde şöyle yazar: ”İnsanın Batıni değişimi de Ibn-i Arabî’nin terimiyle Âlem-i Dünyeviyye’den Âlem-i Uhreviyye’ye geçiştir. Bu değişim veya geçiş, Aklın saflaştırılması ve soyutlaştırılması ile sağlanır ve buna da Akl-ı Mücerred denir. Sağlanan aslında, aklın cismani ve fiziki hiçbir etkenden etkilenmeksizin faaliyetini sürdürmesini sağlamaktır. İnsan, eşyayı ve nesneyi, Akl-ı Mücerred gözüyle görmeye başlarsa, onun etrafında tabiattaki eşya da ontolojik bünyelerini ifşa etmeye başlar. Bu yeteneğe sahip olabilene, “Arif” veya “Aşkın” denilmektedir. Kamil İnsan ise gördüğü her şeyin ve hatta o anda bile bunları idrak eden kendisinin bile eninde sonunda Zat-ı İlahi’nin bir sureti olarak farklı varlık düzeyleri arasında sürekli ve sonsuz bir ilahi varlık akımının gidip gelmekte olduğunu görecek bir noktaya erişmiş kişidir.”

İnsanoğlu gerekli bilgileri aklın yardımı ile elde eder. Bütün bunlar zahiri bilgilerdir ve aklın yardımı ile açıklanır. Aklın ve bilimin ışığı altında gerekli bilgileri elde etmek; bizi ilim sahibi yapar ve bu Hakikate varma yolunda gereklidir. Gönül gözünün açılması ise farklı bir süreçtir. O gerçek aydınlanmadır ve ruhun ilk idrak aşamasıdır. Akıl ve Hikmet, âlemi, zahiri ve Batıni anlamda idrak etmek demektir. Birey, okuyarak, bilgi sahibi olarak kendi ruhunu yüceltmeyi başaracaktır.

Tamer Ayan şöyle devam etmektedir: “Tamamen Batıni olmak, bir tür uçtur. Nasıl ki zahirilik, her şeyi zahire bağlayıp, zahir dışında hiçbir şey yok diyorsa, tamamen Batıni tavır da “zahirde hiçbir şey yok, her şey batındır” demektedir. Ana cadde her öğretide merkezdedir.” Ezoterizm, ana yolda dengede inisiyelerin yolunda yürümektir. O, kadim öğreti uçlarda dolaşmaz; o yüzden de uçlardaki düşünce sistemlerince sevilmez. “Bu bağlamda ezoterik geleneklerde “terazi” ve “kılıç” simgesi çok önemlidir, zahiri olanla Batıni olanın birlikteliğinin sembolizmidir budur. Denge, orta sütun ve orta yol.” “İbn Arabî insan-ı kâmilin iki tarafa da bakan bir yüzü olduğunu söyler. Yüksek irfan düzeyini yakalayan önder şahsiyetler ve Sufiler daima zahir-batın dengesini koruyanlar olmuştur. Hz. Ali de, İbn Arabî de, Mevlana da Yunus Emre de hepsi de ana cadde tasavvufunun temsilcileridir.”

Üstadlardan bazı alıntılarla bitirelim...
Mevlana’nın dile getirdiği anlayışı şöyledir:

“Hak yolunun yolcusu küfürden de, dinden de beridir. Gönlüme baktım: Allah’ı orada buldum. Yoksa başka yerde değil. Ben ne Hıristiyan’ım, ne Musevi ne de Zerdüşt ne de Müslüman. Ne Şarktanım, ne Garptanım, ne topraktan ne de denizden. İkiliği bir yana attım. İkinin bir ettiğini gördüm. Bir’i arar, Bir’i yaşar, Bir’i çağırırım ben.”

Hintli şair Kabir de, Ariflerin anlayışını şöyle dile getirmiştir:

“Neden çıkarsın minareye? Tanrı sağır mı ki?

Medet umduğunu gönlünde arasana,

Gerçeği evinde aramazsın da,

Ormandan ormana gezer durursun.

Hakikat sendedir. Sende!..

Nereye gidersen git, ruhunu bulamadıktan sonra,

Senin için dünyanın bir gerçekliği olamaz elbette.”

Hep dendiği gibi” Güneşin altında yeni hiç bir şey yoktur”. İnsanlık tarihi boyunca farklı farklı yorumlansa da ezoterik inisiyatik kadim gelenek birdir. Bu öğreti hep merkezdedir; biz tüm öğretileri okuyacak, bileceğiz; hepsinden faydalanacağız ve ayrıştırıcı değil; tamamlayıcı olacağız. Putlaştırdığımız katı yargılarımızı benliğimizden söküp atacağız. Gerçek anlamda hür olmak ancak kendi bağlarımızdan kurtularak olacaktır. Kendi fikrimizi, bilgi sahibi olarak oluştururken; kozamızı örerken; diğer insanların fikirlerini de yargılamadan dinleyecek hatta onların kendi fikirlerini özgürce seslendirmeleri için biz onlara destek olacağız. Herkes kendi aydınlamasını paylaşacaktır; ancak ezoterik yol birdir ve o yolun sınırları bellidir.

Biraz da mizah katacak olursak...

Buda’ya ölmeden az önce müritleri sorar:

“Son bir isteğiniz var mı efendim?”

Buda cevap verir:

“Herkes kendi paçasını kurtarsın evladım!”

Berk Yüksel

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

çok güzel bir yazı herkese sevgiler

harakiri romeo 
 26.06.2010 2:45
 

tamer ayan ın seminerleri, söyleşileri var mı?

Arzu Pınar 
 22.09.2007 13:56
Cevap :
www.historicalsense.com adresini naçizane öneririm size.  22.09.2007 14:26
 

Öğretici yazınız için kutlarım..

Serdar Özdemir 
 27.06.2007 12:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 241
Toplam yorum
: 421
Toplam mesaj
: 122
Ort. okunma sayısı
: 31743
Kayıt tarihi
: 09.03.07
 
 

21 Aralık 1973, Ankara doğumludur. Lisans ve yüksek lisansını “İşletme” alanında yapmıştır. Araşt..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster