Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Şubat '12

 
Kategori
İnternet
Okunma Sayısı
826
 

Facebook ve sevgi-aşk sözcükleri

Facebook ve sevgi-aşk sözcükleri
 

Konuşmayı unutacak mıyız?


Eğer internet olmasaydı bilgisayar bu kadar geniş kitlelere ulaşmazdı. Fakat, sosyal paylaşım siteleri ve özellikle facebook olmasaydı internet de bu kadar ilgi ile izlenmezdi.

Hepimizin çok iyi bildiği gibi ve herşeyde olduğu gibi teknolojiyi de yerinde ve zamanında kullanırsak bizlere ve insanlığa o kadar fazla yararı olur.

Facebook adlı sosyal paylaşım sitesi bizlere çok büyük yararlar sağlamaktadır. Öncelikle eş, dost, akraba, arkadaş izini unuttuğumuz ya da unutmadığımız herkesle iletişimimizi sağlaması bakımından çok çok yararlı. Unuttuğumuz ya da bağımızı kopardığımız dostlarımızı günün birinde bu sosyal paylaşım sitesinde bulabiliyoruz. Yüz yüze görüşemesek bile bu dünya üzerinde bir dostumuzun var olduğunu ve her an bir yerlerde buluşabileceğimizin rahatlığını bizlere veriyor.

Hattâ, biraz daha ileriye giderek başka bir şeyi şurada itiraf edeyim. Hani İslâm dininin iki bayramı var. Onların amacı birçok din bilgini tarafından ve İslâm peygamberinin bazı sözleriyle dillendirildiği gibi, "İnsanları bir araya getirmek, unutulmuş dostlukları, arkadaşlıkları, akrabalıkları canlandırmak, yeni dostluklar kurmak, dargınları barıştırmak..."

İşte, bu söylemlerde olduğu gibi facebook denen sosyal paylaşım sitesi görevini tam anlamıyla yerine getiriyor. Hadi bir adım daha ileriye giderek söyleyeyim ki, bu sosyal paylaşım sitesi çok daha fazlasını yapıyor.

Konunun bir başka boyutu ise insanları ruhsal bakımdan rahatlatması.

İçinde bulunduğumuz hükümet sistemleri gibi muhalefete asla izin vermeyen, sivil toplum kuruluşlarına konuşma izni vermeyen, öğrenci protestolarına karşı sıfır hoşgörülü olan devletlerde, bu sosyal paylaşım sitesi bir boşalma yeri olarak da kullanılabiliyor. Böylece, kişinin sokakta haykırmak istediği fakat baskıcı tutumlar nedeniyle haykıramadığı bütün sözleri hem de sansürsüz yazıya dökerek haykırma yeridir. Yani, insanların söylemek istedikleri herşeyi söyleme alanıdır ve bu da insanları rahatlatmaktadır.

Elbette bu sosyal paylaşım sitesini iyi okur ve iyi değerlendirirsek karşımızdaki insanların da her yönünü değerlendirmiş ve onları iyi tanımış oluruz.

Örneğin, çok uzun yıllar sevgili konumunda ilişkisini sürdürmüş insanlardan biri birgün bu sitede bir Sezen Aksu şarkısı paylaşır. Üzerinede "Unuttun mu beni 1986-2011" yazar. Bu, ilk sevgili ile geçen yıllar arasındaki aşktır. Oysa, şu an yanında bir başka sevgili vardır. İlk sevgiliye sunulan bu paylaşım herşeyin de sonu olur. Çünkü, yeni sevgili onca yıldır figüran olarak sahnede olduğunu anlar.

Bu yalnızca bir örnek. Ayrıca birbirlerini "gambazlayan" sosyal paylaşım sitesi sakinlerini de çok gördüm.

Facebook gibi sosyal paylaşım sitelerinin kötü yanlarını ele alacak değilim. Onu da umarım bir başkası kaleme alır. Fakat, daha önce de yazdığım gibi bu tür sitelerde insanların nasıl bir kumaştan olduğunu anlamanız da çok kolay. Elbette, Türk dilini kullanma yeteneklerini bir kenara bırakıyorum. Yapılan paylaşımların içeriğine bakıyorum.

Şiirler, şarkılar, yazılar, düşünceler, fotoğraflar paylaşılıyor. Herkesin düşüncesi kendisine derken, aynı düşünceye ve aynı estetik görüşe sahip arkadaşlar da bu paylaşımları kendi sayfalarında (duvarlarında) paylaşabiliyor. Böylece, ortak düşünce ortaya konmuş oluyor. Bir de "Ben buyum" deme gereksinimi yerine getirilmiş oluyor. Yani, "Benim dünya görüşüm, benim sanat anlayışım, benim estetik görüşüm..." budur denebiliyor. Kişi, bir tür kendini kanıtlıyor, kendini tanıtıyor ve "Ben varım" diyor.

Şarkı, türkü, fotoğraf paylaşımlarını bir köşeye bırakacak olursak; geriye kalıyor yazı ve düşünce paylaşımları. Bir köşeye bıraktığım şarkı, türkü, fotoğraf da her ne kadar paylaşanın kişiliğini ve karşısındakine ileti yollamak olsa da, asıl iletinin kökleri yazı ve düşünce paylaşımlarında.

Yanınızda bulunan, belki de her zaman el ele dolaştığınız ya da itiraf bile edemediğiniz aşklarınıza söylemek istediklerinizi çeşitli yerlerden aldığınız alıntılarla söylemeye çalışıyorsunuz. Bir romanın paragrafını alıyor "Sana sevgilim..." diyorsunuz ve o romanın bir bölümü paylaşıyorsunuz. Ya da bir şiiri aynı şekilde paylaşıyorsunuz. Şarkılarda da bu olsa bile işte en cesuru "Unuttun mu beni 1986-2011" yazıyor ve eski sevgilisine yeni sevgilisinin yanında bir aşk iletisi yollayabiliyor.

Demek istediğim burada hangi sevgiliye ne tür bir iletinin gitmesi değil. Dediğim gibi şarkı ve türkünün ayrı bir yeri vardır bu paylaşımlarda. Gerçi, onlar da sözleri alıp melodiye döküp dillendirmektedirler ama olsun yine de işin içine bir müzik endüstrisi giriyor ve herkesin erişemeyeceği yapıya ulaşıyor.

Şiir, roman, düşünce paylaşımı öyle mi ya?

Karşımızda var olan sevgiliye söylemek istediğimiz sözcükleri bir başkasının yazdığı şiirde, romanda ya da düşüncede buluyoruz ve kopyala yapıştır yaparak paylaşıyoruz. Tamam, adı sosyal paylaşım sitesi de bu tür paylaşımlar tamamen iki kişilik. Sevenle sevilen. Yani aşık ile maşuk arasında bir yazışma. Aşığın aklından, gönlünden geçen sözleri söyleyemeyip bir başkasından yardım istemesi. Yani, "Aslında bunları ben söylemek istiyorum fakat beceremiyorum bu şair, bu romancı, bu düşünür bana yardımcı oluyor".

Kopyaladım, yapıştırdım. Benden sana. Benim değil ama, olsun, aynı düşüncedeyim!

Oysa ne gereği var illâ bir şairin, romancının, düşünürün yazdıklarıyla sevgiliye kompliman yapmaya? Madem böyle bir düşüncemiz var o halde bugüne kadar olan bilgi birikimlerimizle kendi içimizden geldiğince söylemek istediklerimizi yazsak daha samimi olmaz mı? Sevgi sözcüklerimizi bile illâ bir başkasından kopyala-yapıştır yapmanın mantıklı bir açıklamsını ben göremiyorum. Ve bu tür paylaşımlara da çok sık rastlıyorum.

"Sevgilim sana"

Hemen altında da kopyalanmış ve yapıştırılmış bir başkasının sevgi, aşk üzerine yazdıkları.

Sevgide, aşkda bile iki kelimeyi bir araya getirip de yazamamanın tembelliği, ya da sevgiye ve aşka gösterilemeyen özen.

Facebook gibi paylaşım sitelerinde yeni yeni aşklar doğuyor. İnsanlar tanış oluyor, sevgili oluyor. Fakat, hep söylediğimiz gibi "Sevgi emek ister" ise şu sosyal paylaşım sitesinde bari "emek" verip kopyala-yapıştır yapmadan kendi sevgi, aşk sözlerimizi paylaşalım.

Göreceksiniz içimizden gelen sözler, bir başkasının sözünü paylaşmaktan çok daha yerine ulaşacaktır.

"Unuttun mu beni 1986-2011" gibi... Şarkı Sezen'den ama üst başlık paylaşandan. Üç kişilik ilişkide iki kişi bunu anlamıştır. Umarım üçüncü kişide anlamıştır. Anlamamışsa bu onun sığlığındandır. Buradaki sığlık ise eğitime, kültüre bakmıyor. Yürek sığlığına bakıyor.

Fakat, gerek facebook gerek diğer sosyal paylaşım siteleri ve cep telefonlarındaki kısa ileti servisleri sayesinde konuşmayı unutuyoruz gibime gelen bir endişem de yok değil hani!

Bunu da bir başka blogda paylaşırım!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, sosyal paylaşım devleri gittikçe büyüyor. Allah yüzyüze görüşebilenlere sağlık versin...

Özlem SAYIN 
 09.08.2012 21:41
 

Hoş gelmişsin be dost...özlendiniz...eyvallah...

nedim üstün 
 26.02.2012 11:51
Cevap :
Eyvallah! Hoşbulduk. Bu güzel karşılamaya çok teşekkürler. Yeniden görüşmek çok güzel. Sevgiler ve saygılar.  26.02.2012 18:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 278
Toplam yorum
: 681
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3060
Kayıt tarihi
: 26.05.07
 
 

İstanbul'un Kadıköy ilçesinde doğdum. Bir daha da Kadıköy'den ayrılmadım. İstanbul Üniversitesi, Ede..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster