Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Mart '09

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
816
 

Fadime

Fadime
 

İzmir Pasaport İskelesi


Güzel İzmir'imin köyünde çalışıyorum. Beşinci sınıfız, öğrencilerimin hepsini seviyorum. Ama bir Fadime'm var, onun yeri bambaşka. Birinci sınıftan beri, sevmelere doyamadık tüm arkadaşlar. Sarı saçları, yüzünde çilleri, yumak gibi tombulum. Hep mahcup, hep gülen gözleriyle şirinlik abidesi güzel kızım. Zeka özürlü değil, ama anlama kabiliyetinde sorun var. Dördüncü sınıfta aldım bu sınıfı, Fadime okuyor yazıyor o kadar. Tüm derslere katılır, rahatlığı ömre bedel. Ben de, onu asla boş geçmem. Her ders de sorularıma parmak kaldırır, cevaplarıyla çocuklar ve ben gülme krizine girsek de, konsantremiz bozulsa da onu kırmam kat'iyyen.

Örneğin ders S. Bilgiler, konu mahalli yönetimler olsun. Devlet işlerinin tamamı, bizim köyün muhtarından sorulur. Muhtarın adı, lakabıyla söylenir: " Kör Ahmet".. Dersi anlatıp sorulara geçerim:

- İlçedeki en büyük idari amir kimdir? Fadime'nin parmağı en yukarda:

- Kör Ahmet!. Çocuklar hep beraber kahkahadan kırılır, ben bir ümit belki öğrenir diye tekrar ederim:

- Kızım, bak illerde en büyük idari amir Vali, ilçelerde kimmiş çocuklar?:

- Kaymakaaam!. Dönerim Fadimeye, öğrendin değil mi Fadik?. Bu şekercan, hafif yana kayık boynunu iyice bükerek başını sallar. Söyle bakalım, ilçelerde kimmiş en büyük idari amir?. Hiç tereddütsüz:

- Kaymakam kör Ahmeet! Alkııış, sınıf yıkılır. Yapacak bişey yok, Fadime bu. En sevdiğim şey, derse girdiğimde yoklamanın ardından sohbet ederiz biraz. Hepsini tek tek incelerim, önemli bir hadise yaşamış çocuk varsa öğrenmek için. Fadimeye de takılırım, Kayseri şivesiyle:

- Anan n'örüyor Fadime?

- Gazak! Yanıt, annesinin ördüğü elişine göre değişir. Lif, yelek, havlu kenarı v.b
Yıl sonu yaklaşıyor, karneler verilecek. Fadiğim alnının teriyle mezun olacak ilkokuldan! :)) ..

O günü hiç unutamam, öğle yemeğinden geldik. Sınıfa girdim, güya artık son şansları sınıfı geçmek için. Sözlü yoklamalar yapıyoruz tüm sınıflar. Ben bir kaç öğrenciyi sözlüye kaldırdım, notlarını verdim. Beşinci sınıfa gelmiş, ne zor koşullarda okula gelmiş güzel bebeciklerim benim, hiç sınıfta bırakır mıyım? Sıra Fadimeye geldi, müdür ve diğer öğretmen arkadaşımla önceden sözleştik. Fadime'nin bu son hayat memat meselesi sınavında onlar da hazır bulunacaklar. Allahım, ne güzel ne mutlu günlerdi, çok özlüyorum o günleri.

Fadime'yi tahtaya kaldırdım, diğer çocuklar biliyorlar günün anlam ve önemini, ne heyecan ne telaş! Çocuklardan birini çağırdım, git hocaları çağır dedim. Biraz sonra, geldiler, çok ciddiyiz hepimiz. Ben başladım söze:

- Evet, sayın müdürüm, sayın öğretmen arkadaşım ve değerli öğrenciler! Mezuniyet sınavlarına başladık. Şimdi, Fadime için en önemli gün. Bir tek soru soracağız, bilirse Fadimeyi mezun edeceğiz. Bu nedenle, soruyu iyi dinle anla ve düşünerek cevapla tamam mı Fadik? Yavrum benim, nasıl heyecanlandı. Allah, allaah? Ne bu müdür, öğretmenler gelmişler? Kendini nasıl önemli hissetti bir anda, diğer çocuklara bi havalar, küçümseyerek bakmalar. Biz gülmemek için, olağanüstü bir gayretteyiz. Neyse, sınıfı susturdum. Hazır mısın Fadime, sorayım mı soruyu? dedim. Birden bire bi güven geldi buna, dahası yettiniz yahu! Sor da kurtulayım artık! moduna girdi yavrum benim:

- Hazırım, sor! Hocaların ikisi de kafalarını yere eğdiler, yahu gülmeyin şimdi küsüp oturacak yerine!

Soruyorum:

- Beş dört daha kaç eder? Soru bu, vallaha yahu. Soru bu işte:)) Diğer öğrencilerden bir kahkaha sağanağıı, susun! atarım dışarı çıt çıkaranı! Sukunet sağlandı, çocuk hesap yapacak kardeşim, ne bu gürültü. Nasıl düşünsün değil mi? Sevgili dostlar, bu topacın tahtadaki halini ne kadar yazsam anlatamam, görmek lazımdı. Ellerini açtı, güyası sayıyor, kafa kararlı bir şekilde yukarı kalkıyor, gözler kısılıyor, düşün allah düşün! Yaklaşık on dakika sonra, derin bir nefes aldı, bana döndü:

- Buldum, söyleyim mi?

- Aferin kızıma, ben dedim size bilir Fadime diye. Söyle yavrum kaç eder? Gözler temelli kısıldı ve tarihi yanıt geldi:

- YA ON, YA ONBEŞ!..

Sonrası , alkış kıyamet. Müdür gözünden gelen yaşları silmekten vazgeçti artık, yerlere yatıp kalkıyoruz hep beraber. Yani bu kadar yaklaşık cevap? Oo, bayağı ilerleme var çocukta canım!

Müdür gitti yanına, kucağına aldı öptü öptü:

- Afferin kızım, hayatta sana daha büyük başarılar diliyorum. Öğretmenine ayrıca teşekkür ediyorum, hadi bakalım otur yerine..

Fadimeden sonra okulun ne tadı kaldı ne tuzu.. Fadimeciğim, 17 yaşında komşu köydeki teyzesinin oğlu ile evlendirildi. Ben emekli olduğumda, iki çocuğuyla mükemmel bir ev hanımı olarak hayatını sürdürüyordu..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 95
Toplam yorum
: 326
Toplam mesaj
: 42
Ort. okunma sayısı
: 713
Kayıt tarihi
: 08.03.07
 
 

Emekli öğretmenim, 52 yıllık hayatımdan amatör mizah, bağlama, sürrealist resimler, yitikler, sev..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster