Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ağustos '19

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
43
 

Faiz ve Krediler

Biz nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman olan bir ülkeyiz. Bizim gibi Müslüman olan ülkelerin ne derece inancını yaşadığı ve ekonomik alt yapısının gerçek dünya şartları ile ne derece uyumlu olduğu tartışmalıdır. Ortaya ne ekonomik ne de yaşamsal öneme sahip günümüz gerçekleriyle uyumlu bir model ürettiğimiz Müslüman ülkeler olarak tartışmalıdır.

Gerçi Müslüman olan ülkelere bakıldığında diğer dinlere sahip olan toplumların da diğer güç odaklarıyla bizim durumumuzda olduğu, çoğu toplumda toplumun önemli kesiminin ciddi şekilde küçük gelirlere mahkûm olduğu biliniyor. Birkaç kıtada halen açlık kol geziyor ve ciddi şekilde temel yaşam ihtiyaçlarından mahrumlar. Dünya elmas madeni olan kara kıta aç, Asya’da ve Amerika’da birçok ülkede ciddi sorunlar yaşanıyor.

Fakirliğin aslında dini yok, hemen her dinden insanlar açlık ve sefaletle uğraşıyor vaziyettedir.

Elbette her koyun kendi bacağından asılır, her ülke öncelikle kendini kurtarmak birliğini, dirliğini kendisi temin etmek zorundadır. Dışarıdan gelen telkinlerin günümüze kadar hiçbir şekilde diğer ülkelere öyle sanıldığı gibi refah getirmediği, getirse bile refah tanımlarının değişmesiyle bu durumun ortaya çıkacağı düşünülebilir.  Dışarıdan tavsiye, kredi, borç almak; doğru değerlendirilemediği takdirde bir ülkeye yapılacak kötülüklerin başında gelir. Bizim gibi ülkeler bu sarmaldan bir türlü kurtulamamanın sancısını yaşamaktadır.

Krediler tüm piyasalarda fiyatları şişirir, artan oranların önemli ortağı elbette para veren kişi sebebiyledir ki; kardeşin kardeşe borç vermekten imtina ettiği günümüz koşullarında zenginliklerini kardeşleriyle paylaşmaktan çekinen insanlar kazançlarının sahibi olarak para veren kurumsal yapıları tercih etmektedir. Doğal sonuç budur.

İki arkadaş koyu bir sohbete dalmışlardı. İkisini de tanırım. Birisi nispeten diğerine göre uyanık bir adamdı, sohbet döndü dolaştı ticaret ve paraya geldi. Uyanık olan adam arkadaşına kurbandan önce koyun toplayacağını bunu iki ay sonra olan kurbanda satacağını ve bilmem ne kadar para kazanılabileceğini söyledi. Bir miktar parası ve koyunu olduğunu ancak birkaç yüz koyun daha alabildiğinde koyun sayısı istediği sayıya ulaşabileceğini, istediği miktardaki koyunu temin edebilirse bir kurban sezonunda koyunlardan edeceği karla ev sahibi olabileceğini, dahası eline iş kurmak için sermaye bile kalacağını işlerini büyüttükten sonra krallar gibi yaşayabilecek seviyeye ulaşacağını söyleyerek ufaktan ufaktan arkadaşından para istemenin yolunu yaptı ve vakti geldiğinde de asıl konuya girdi ve arkadaşının elindeki nakit parasını istedi.

Elbette burada bir mantık hatası vardı. Bu bariz bir şekilde göze çarpıyordu ki, saf görünen arkadaşı da bu hatayı gördü. Hata demek belki yanlış olur daha doğrusu çelişki.

(Evsiz adamın yanında villa hayallerinden bahsetmek abes olur, aynı şekilde çocukları olmayan ve olması için varını yoğunu harcamış, üzülen bir aileye de sürekli çocuklarınızla neler yaptığınızı, nerelere gittiğinizi abartılı bir şekilde anlatmak da abartılıdır. Borç harç içinde yaşamaya çalışan birinin yanında da son model arabanızdan, bilmem villanızdan bahsetmeniz, yüzünüze karşı söyleyemese dahi size için için kızmasına ve kin duymasına neden olur. Siz, onun dert ortağı değil, lüks yaşam hikayelerini kendisini ezmek üzere anlatan bir konuma düşersiniz ki, bu durumda size için için kızması normal bir durumdur.)

Adam ise düşünceliydi. Düşündü, düşündü… sonra arkadaşına;

“Para benim, bu işin sonunda sen bir ev kazanacak kadar bir para biriktirmeyi hayal ediyorsun, doğru mu?”

Uyanık olan adam; “doğrudur” dedi.

Adam “sen bu dediklerini kazanırken ben ne kazanacağım” deyiverdi.

Uyanık olan adam boşta bulunsa gerek ki  hiiç  dediğinde ise

Adam: “Biz arkadaşız” diye cevap verdi adam, “elbette ben sana para vermek isterdim, takdir edersin ki ben bu parayı sokakta bulmadım, bulsam bile ben bulmuş olduğumdan benim kısmetim olurdu. Dişimden tırnağımdan artırdığım parayı istiyorsun değil mi? Ve bununla koyun alacaksın, hesapta kazanmak var ancak kamyon devrilir, sürüye kurt girer, ya da bir hastalık ortaya çıkarsa koyunlar ölür ve sen benim paramı veremezsin, senin hayallerin gerçekleşmezse benim gerçeğimin bana dönmesi hayal olmasa dahi, uzunca bir süre beklemek zorunda olduğum bir gerçeğe dönüşebilir. Halbuki ben bunu sana vermezsem böyle bir ihtimal olmaz. Ben de bu parayı senin de dediğin gibi birkaç ay sonra cebimde görmek isterim. En nihayetinde biliyorsun ki ben de kiradayım, çocuklarım var. Bu rakam benim vaz geçebileceğim bir miktar değil.  Diyelim ki senin hayallerinle beraber benim de param gitti ve bu paradan senin için vazgeçtim. En zoruma gidense ne biliyor musun kardeşim?

Uyanık adam biraz şaşkın biraz da hayal kırıklığı ile “nedir dedi?”

“Hayallerin güzel ve hayallerinin hiçbir yerinde ben yokum.  Bugünlerimizde yani kötü günlerimizde beraberken, güzel günlerin için kurduğun hayallerinin hiçbir kırıntısında ben yokum, şu anda yaşadığımız mahalle ve semt dahi seni boğduğuna göre sen oldukça lüks bir semtte yaşamak ve kendinle eşdeğer insanlarla birlikte olmak istiyorsun, bu durumda bir daha görüşmemiz dahi zor görünüyor,” dedi.

Uyanık olan arkadaş “olur mu güzel kardeşim, biz öyle bir insanlar mıyız? Beni hiç mi tanımadın”, dediğinde arkadaşı ise; “hayallerinde olsam, o kadar çok para kazandığında, kardeşim hadi gel, zor zamanda birlikteydik, gelecekte de birlikte bir şeyler yapma adına birkaç sözün olması gerekirdi ancak cümlelerin ve hayallerinden anladığım kadarıyla ben yokum. Senin paran olmasaydı şu kadar az kazanacaktım, senin paranla bu kadar çok para kazandım, faiz olmasa da gönlümden koptu ve şu kadar da sana ben vereyim de ev alman için biriktirdiğin paraya benim de bir katkım olsun demeni beklerdim…

Başkasının parasının aldığı ile görülebilecek tek rüya kâbustur…Hele ki bu insanlar bırakın Müslüman olmayı, sizi hiç tanımayan insanlar ise elbette size verdikleri para ile sizin onları alt etmenize izin vermeyecektir.

Hayal kurmak güzeldir. Başkasının parası ile de hayaller kurulabilir. Bu da normaldir. Ancak hayal bu gerçekleşip gerçekleşmeyeceği kesin olmamakla birlikte kesin olan şey, gerekli sözleşmelerle garantilenmiş bedellerdir ki; yasal kuruluş olan bankalar, yurtdışından getirdikleri paralarla veya mudilerinden toplamış oldukları paralara ödeyecekleri bedeller konusunda anlaşma imzalamışlardır.

Başkasının parasıyla hayal kuran, öncelikle kurduğu hayalin bedelini ödemekle mükelleftir. Bu sistemin özü ve en net gerçeğidir.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1233
Toplam yorum
: 230
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 202
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster