Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Kasım '16

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
442
 

Fakir doğmuşum

Fakir doğmuşum
 

fakir doğdum


Babamın bir sözü var “Bir insan ya fakir ya da zengin doğar, arası yoktur” diye, bunu doğduktan, belli bir yaştan sonra zengin olanların tüketim davranışlarını değiştiremeyen köylülerimize gönderme amacıyla söylediğini bilirim. Onlar için paraları olduğu halde yiyemez, giyemez, eğlenemez, gezemez der. Hatta akrabamız olan bir dönem siyasal bir partinin saymanlığına kadar yükselmiş milletvekili, varlıklı politikacı bir amcamız için peynir ekmek üzüm yediğinden sağlıklı beslenmediği için hastalanarak yaşamını kaybettiğini söyler.

Ben, fakir doğanlardan mıydım?, mühendis ve orta dereceli kamu görevlisi olmam bu durumumu değiştirmedi mi? hep hangi kategorideyim diye düşünürdüm, neden yarım asırı geçen ömrümde şöyle bir gönül rahatlığı ile tüketim yapamıyordum?, neden bir ayakkabı, pantolon veya gömlek alırken bile piyasa araştırmam onlarca günü buluyordu, ne bileyim sizde de oluyor mu? Dışarıda bir yerde yemek yerken, bir şeyler içerken gelecek faturayı düşünüp rahatsız oluyor musunuz?

Ebeveyn olanlar bilir çocuklarımızın marka takıntılı ve yok nedir bilmeyen kontrolsüz harcamalarını karşılarken kendimiz adına mali disiplin uygularız. Bu bir anlamda aile bütçesinin dengelenmesi işlemidir. Yıllık sapmalar, aylığa, aylıklar günlük harcamalara bağlı olup; müteselsil kefil olan bizler toplam günlük harcamaları kontrol altına almak zorundayız, kızım bazen baba arabamızı niye kullanmıyoruz diye sorduğunda ise ona susarak yanıt veriyorum.

Geçtiğimiz Perşembe gecesi sabaha karşı ayağımda şiddetli bir ağrı ile uyandım, diken batıyor gibiydi. Sabahleyin acı içerisinde ağır aksak işe gittim, iş yerindeki hemşire ve iş arkadaşlarımla topuk dikeni olduğuna karar verdik, öğle sonrası acılar arttığından izin alarak eve geldim, eve gelirken de silikon tabanlık aldım. Cuma günü sabahı ise ağrı azalmıştı zaten randevu da alamamıştım, iş arkadaşımı arayarak bana idari izin yazılmasını rica ettim.

Cuma gün öğleye doğru evde sıkılmıştım, evimize yakın AVM’ye giderek hem gezinir hem de kitap bakınır, kahve içerim diye düşündüm. Birkaç mağaza dolaştıktan sonra kumaş pantolonu ihtiyacımın olduğunu hatırladım. Ülkenin mevcut durumunu, AVM’de kapanan mağazaları görünce nedenlerini, sağlık durumumu ve iş yerindeki sorunları, aile içi ilişkilerimi, çocuklarımın istediğim yetiştiremediğimi ve istediğim gibi olmadıklarını düşünüyordum. Kafam son derece dolu ve karışıktı, düşüncelerimi sıraya koymakta zorlanıyordum ki bir mağazanın önünden geçerken camdaki 2 adet 100,-TL pantolon yazısı gözüme takılmıştı. Hangi mağaza olduğuna bakmadan içeri girdim öncelikle giydiğim bedeni söyleyerek bir pantolonla soyunma odasına girdim ancak denediğimde pantolon bedenime uymamıştı, kapı aralığından görevli gence bir üst bedeni getirmesini rica ettim. Gencin getirdiği pantolonu giyerek dışarı çıktım, pantolonun hem kumaşı hem de beden ölçüsü kalıbı, tam istediğim şekilde idi. Mağazadaki gence bir tane de lacivert eklemesini söyledim, hem de paçalarını yapıp yapmayacağını sordum. İstediğim gri renk kalmadığından bir siyah bir adette lacivert pantolon satın alacaktım.

Gence ikisi camda yazılan fiyattan mı diye nezaketen sordum. Hayır, beyefendi onlar kanvas pantolonlar için dedi. Ama siz şanslısınız bu pantolonlardan iki adet aldığınızda birisinin fiyatı yarıya iniyor ifadesini ekledi.

Pantolonları çok beğendiğimden hızla bütçemi (kredi kartı harcamamı çoğaltarak) zorlamaya karar vermiştim.

Peki;-Ne kadar dedim?

Tanesi 200.-TL ikinci pantolonun fiyatı yarıya indiğinden ikisi toplam 300.- TL dediğinde biraz şaşırmış hatta şok olmuştum, ben hangi mağazaya girdiğimi bilmiyordum.

Kapıya doğru şöyle bir göz attığımda Pierre Cardin mağazasında olduğumu anlamıştım. Satış görevlisine kusura bakmaması gerektiğini memur olduğumu ve dolayısı ile böyle bir bütçemin var olmadığını ifade ettim, durumu anlayan, anlayışla karşılayan genç önemli olmadığını tezgâhtar dili ile tekrar beklediğini söyledi.

Bir anlık dikkatsizliğim ve fakirliğim beni mahcup etmişti.

Pantolonu çıkarıp mağazayı hızla terk ederken Babamın sözünü düşünüyordum,

Gerçekten, fakir olarak doğduğuma kara vermiştim!

Nizamettin BİBER

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Öncelikle geçmiş olsun... Ülkemizde hastane ve doktor denilince insanlar neden iki değil beş kez kez düşünürler? Çünkü bir dolu işlemleri takip etmek, üstüne yeterli cevabı alamama, doktora güvenememe gibi on tane neden sayılabilir bu konuda.Siz de doktora gitmek yerine, kendiniz çözüm bulma yoluna bu yüzden gitmişsiniz Nizamettin Bey , sanırım :) Bir İngiliz atasözü ünlüdür. "Ucuz mal alacak kadar zengin değilim" Bence hata yapmışsınız. Kaliteli alın, uzun süre kullanın . Bizden önceki nesil savaş sonrası nesliydi, dolayısıyla her şeyi hesaplı kullanılırlardı. Annem, babamın gömlek yakasını ters çevirip dikermiş. Biz de onların etkisiyle büyüdük ama sizin de dediğiniz gibi çocuklarımızı "biz giyemedik o giysin" zihniyetiyle yetiştirdik. Anladığım kadarı ile daha gençsiniz, kıymetini bilin, kendinize de yaşam hakkı tanıyın :) Saygı ve sevgiler...

Nur Eşmeli 
 12.11.2016 14:12
Cevap :
Sevgili Nur öğretmenim, teşekkür ederim, doktoru sevmeyen bir toplum deyimi aslında sizin vurgu yaptığınız gibi hasta olduğunuz halde bir mücadele alanı olan hastane alanından başlangıçta ürkmek olsa gerek. Ucuz mal almamaya çalışırım ama bütçem niyetimi ve kararımı etkiler sonuçta, siz ve bizim kuşak son mohikanlardı sanırım :) Tutumluluk ve mali disiplin biz yapıyoruz ki çocuklarımızın istedikleri gerçekleşsin, daha rahat tüketsinler. Gençlik ahh evet birazda göreceli kavram tabii kendimiz adına ne zaman yaşarız bilmiyorum ama bu gidişle zor görünüyor. Selam, sevgi ve iyi dileklerimle.  12.11.2016 19:59
 

Bu hesapları bizler yapıyoruz Nizamettin bey, eğer herkes "ayağını yorganına göre uzat!" öğrenmiş olsaydı etrafımızda kredi mağdurları olmaz, kimseler borç bataklarına saplanmazdı. İyi ki fakir doğmuşuz demek geldi içimden, elinize emeğinize sağlık Nur içinde yatsın bize bu değerleri kazandıran babalarımız selamlar

Cemile Torun 
 11.11.2016 23:01
Cevap :
Cemile hanım, biz her şeyin değerini bilincimize aktararak öğrendik ve öyle de yaşıyoruz, bu davranışımızla hem bizim hem de Ülke ekonomimiz rahatlıyor, fakir doğmayı ben ironi olarak belirttim de ekonomik davranmayı öğrenmek gerekir, teşekkür ederim, selam ve saygılar.  12.11.2016 9:15
 

İNSANLAR Ne kadar zengin olurlarsa olsunlar, Er yada geç; para, mal mülk, ev, araba, iş yeri, MEVKİ VE MAKAM gibi, canlı ya da cansız, Maddi varlıkların sahibi olmadıklarını ve asla da olamayacaklarını öğrenecekler. Çünkü Başka türlü RUHSAL Huzura kavuşmalarının imkânı yok(alıntı) Ne kadar az şeye sahipseniz, o kadar zenginsiniz/Marks Nesnelere sahip olmak sizi köleleştirir/NİETZSCHE Ne kadar çok şeye sahip olursak, sahip olduklarımız da bir o kadar bize sahip olurlar/jean Poul Sartre Aslolan Şey! SAMİMİYET SEVGİ, VİCDAN VE DÜRÜSTLÜKTÜR... Bizler mutlaka yarınları da düşünerek yaşamak zorundayız o sebeple anlattıklarınızda bir yanlışlık yoktur.Dalgınlığımız sorunlarımız kafamızın karışıklığı bazen hata yaptırabiliyor olsun hiç önemli değil... Geçmiş olsun dileklerimle Sevgili Nizamettin Biber; topuk dikeni çok rahatsız edici bir şey yaşayanlardan biliyorum, küçük bir cerrahi operasyonla halledilebiliyor sanıyorum.Daha iyi olmanızı diliyor,sağlık ve kolaylıklar diliyorum.Selam Olsun

Kendine Münhasır 
 08.11.2016 10:10
Cevap :
İlk cümleniz bana Erich Fromm'un olmak ya sahip olmak kitabının içeriğini hatırlattı. Karl Marks, Jean Paul Sartre, Nietzsche gibi sosyal bilimciler ve felsefeciler konu üzerinde düşünmüş ve çeşitli tespitler yapmışlar. Düşünce sistemimiz içerisinde zaman zaman günübirlik değişiklikler ve sapmalar olabiliyor. Özellikle sağlığımla ilginize teşekkür ederim, sağ olun Emine hanım. selam ve iyi dileklerimle  08.11.2016 16:54
 

Biber hocam, siz degil ama genel kani bunlari hak etmedigimiz yonundedir. Oysaki ben gariban bir sanayici/tuccar olarak ulkede yuzelli ye yakin kisiye ekmek kapisi oldum. Sanayi cogu zaman kazandirmaz uretmek aptalliktir kucuk kar majlari tuccar alis verislerinin yaninda komik kalir. Buna ragmen bir tutkudur ve uretim yapan herkes benim gozumde cok kutsal bir is yapar tabi top yekun.Isin sahibi 7/24 koledir. Cogu kez psikolojik problemleriyle yasar.Butun cevresi sagilacak inek gibi gorur. Arkadasliklari cok azi dostluk geri kalan cikar iliskisidir. Potansiyel vergi kacaksidir. Yapilan yardimlar egitim katkilari baskalarinin gozunde rahatlama aracidir, bence sen dunyanin en mutlu adamisin hos simdilerde bende oyle bir de su saglik problemlerini hal edersek bir no olacagim haberin olsun. Selamla

Newyorker 
 06.11.2016 21:17
Cevap :
Sevgili dost; Kanımca kimse olumsuzlukları ve sistemin ve bireylerin oluşturduğu adaletsizlikleri hak etmiyor. Özellikle bizde prof. Osman Altuğ hocanın ifadesi ile 3 kağıt (borsa, döviz, faiz) ekonomisi dışında yatırım yapan ve üretime yönelik çaba harcayanlar desteklenmiyor, hatta köstekleniyor. Kesinlikle üretim yapanlar önemli ve kutsiyeti yüksek bir iş yapıyordur. İşin sahibinin çabaları toplumsal düşündüğünden projeksiyonel ve toplumcudur. Diğer söyledikleriniz ise işin üç kağıdından nemalanmaya çalışan kan emici, sülüklerdir. Teşekkür ederim, bizimde problemlerimiz var ama regule etmeye çalışıyorum, çok geçmiş olsun, şimdi bile bir no sayılırsınız. Kendinize iyi bakın, selam ve saygı ile, sağlıcakla kalın.   07.11.2016 12:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 887
Toplam yorum
: 3757
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2682
Kayıt tarihi
: 06.06.12
 
 

Yeni dünya düzensizliğinde insan olmaya çalışan ve okuyarak ne kadar cahil olduğunu gören, olayla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster