Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ekim '12

 
Kategori
Tiyatro
Okunma Sayısı
159
 

Fark yaratanlar, Sosyal Medyanın gücü ve ezilenlerin oyunu

Fark yaratanlar, Sosyal Medyanın gücü ve ezilenlerin oyunu
 

Ezilenlerin elinden tutanlar


Hani bir ezber vardır, hepimizin hayatta ilk ders olarak öğrendiği: ezilmek istemiyorsan, ezeceksin. Kim ezilmek ister ki?... O zaman ezmeyi öğrenmek zorundasın der size büyük guru. Ezebilmek için, daha çok çalışmalı, daha çok kazanmalı, daha çok büyümeli, daha acımasız olabilmelisin, bütün bunlar ezilmemek için... Ezber böyle.

Biri bir gün gelip bu ezberi bozmalı deseniz de içten içe. Bunun mümkün olmayacağına çabucak inandırırsınız kendinizi. Ezilenin yanında kim durur ki? Hayat bunun üzerine kurulu, güçlünün yanında isen kazanırsın. Kazanmak üzerine yazılıyor tüm senaryolar, biz de onların sessiz oyuncuları. Sessizce, öylece durup izliyoruz. Haksızlıkları, adaletsizlikleri, duyarsızlıkları, niteliksizlikleri, samimiyetsizlikleri, rezillikleri izletiyorlar bize. Önümüze ne koyarlarsa izliyoruz, rahatımızı kimse bozmasın yeter.

Böyle mi olmalı gerçekten? İlla sıra bize mi gelmeli? Sıra bize geldiğinde de bir kurtarıcı gelsin diye mi bekleyeceğiz? Öğrenilmiş, ezberlenmiş, mühürlenmiş kaderimizde farksızlıkların normal çizgisi eşliğinde, ne ezilen ne de ezenden yana, sahnelenen oyunu öylece oynamak yerine, bir değişiklik yapsak, sahneye çıksak... Ezilenin olduğu bir sahnede, oyunculara müdahale edebilsek mesela, seyirci değil de oyuncu olsak sahnede, kimin yerine geçer ve ne yapardık?

İşte bu soruyu sormak ezilenlerin tiyatrosunun temel amacı. 1971’lerde ilk örnekleri sergilenmeye başladıktan sonra çeşitlenip yaygınlaşan bir tiyatro kuramı “ezilenlerin tiyatrosu”. Seyircinin düşünme ve eylemde bulunma etkinliğini sahne üstündeki oyuncuya devreden, etkin bir rol üstlenmesine imkan veren bir teknik ile oynanıyor. Ezilenlerin tiyatrosunun kısa öz geçmişinde üç çalışma yöntemi ön plana çıkıyor: Forum Tiyatrosu, İmge Tiyatrosu ve Görünmez Tiyatro. 1 Ekim’den itibaren bu yöntemlere bir yenisi eklendi: Çevrimiçi Tiyatro (Theatre of the Opressed Online). Bu tarihi yazan ekibin içinde yer almak çok heyecan vericiydi. 5 Farklı ülkeden gelen 20 katılımcı ve dört eğitmen bu projede yer aldı. Önce tekniği öğrendik, sonra da bu teknikle sergilenen bir oyunu sosyal medya aracılığı ile çevrim içi katılıma açarak dünya ile paylaştık. Gelen yorumlar doğrultusunda da oyuncu arkadaşlar sahneyi yeniden canlandırdılar. Çalışma grubumuzun adı: “S.M.A.S.O. Social Media Against Social Oppression”. Tabii ki sosyal medyanın her platformunda bu isim altında bizi bulabilir, videomuzu izleyebilirsiniz. Hatta, siz de katkıda bulunabilir, görüşlerinizi paylaşabilirsiniz.

Dünyanın kaderinde daima şeytanı oynayanlar olacak, peki ya onu, hiç bir şey yapmadan o zorbaları izleyenler? Onlar nasıl kötülüğe dur diyebilir? Sosyal medyanın gücü burada ortaya çıkıyor, dünyanın her yerinden aynı anda fark edilmenizi sağlıyor. Güney Kıbrıs’ta gerçekleşen bu eğitim orada değil de Manisa’da da olsa, insanlar oyununuzu eş zamanlı olarak izleyebiliyor, katkıda bulunabiliyor. Dilerim bir gün böyle bir projeyi Manisamızda da gerçekleştiririz.

 Muhabbetle kalınız.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 149
Toplam yorum
: 79
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 625
Kayıt tarihi
: 07.04.10
 
 

Sazsız söze ezgiler diziyoruz, birer birer. "Kim" olduğumuzun belli olmadığı bu dünyada K..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster