Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ekim '11

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
1968
 

Farkındalık ve odaklanma

Farkındalık ve odaklanma
 

Odaklandığımız herşey, yaşamımızı şekillendirir.


Hepimizin benim dediği, gerçekten kendimize ait, yardımcı oyuncularında renk kattığı bir hayatı var. Birbirine yansımaması gereken evrelerle yaşarız hayatımızı. Okul hayatı, iş hayatı, ev hayatı vs. Herbirinde konumumuz farklı olmasına rağmen aynı kişilikle farklı rolleri üstlenebiliriz.

Okulda işyerinde; öğrenci ya da arkadaş rolü,

Evde; evlat, eş, anne yada baba, kardeş rolü

Aynı işyerinde çalışan, değişik ev ortamlarından, hayat biçimlerinden gelen bir grup insanı düşünün. Zorunlu olarak bir araya gelen bu grup, farklı duyguları geride bırakarak, bireysellikten sıyrılarak, işlerine odaklanmak yoğun bir tempoya geçiş yapmak zorundadır.

Bir gün 24 saattir. Ortalama 8 saatlik dilimi uykuda geçer, geriye kalan 16 saatin 10 saatlik bölüm işyerinde, kalan 6 saatlik dilim ise ailemize ve kendimize ayırdığımız süreçtir. En uzun süre işyerimizde geçtiğine göre bu sürenin kaliteli geçmesini sağlamalı, işimize odaklanmalıyız. İşimize odaklanmak bir fotoğraf makinesindeki zamanı dondurarak yapılan odaklanmadan çok farklı bir anlayışla yapılmalıdır.

" Ev, iş, okul vs." bu ortamlarda bulunmamız kaçınılmazsa, hayıflanmak bize ve etrafımıza zarar verecekir. Bulunduğumuz ortamda, kendimizle eşleşebilecek, düşünce ve bakışı hayal etmek imkansızdır. Güzel ve olumlu şeylere odaklanmak, kabullenmek, huzuruda beraberinde getirecektir.

Mükemmelliklerle bezenmiş insan bedenine yaratıcımızın çok özendiği, insana irade ve düşünce gücü ile istediği hayatı yaşayabilme özgürlüğü verdiği tartışılmaz bir gerçektir. Yaşadığımız yada duyduğumuz kötü olayların etkisinde kalır, bizi yaratan Tanrı bu olaya izin vermemeliydi deriz. Kendimizi güven altında hissetmek için, suçlu arayışına geçeriz. Oysa yaşam boyunca ilerleyeceğimiz yolda direksiyonda olan biziz. Direksiyonu çevirdiğimiz yöne doğru ilerliyerek, hayatımızı biz şekillendiriyoruz. Aynı anda birçok şeyi isteyebiliyor, zihnimizde yaptığımız değerlendirmelerle baskın olan, kendimizce en doğru olan yolda ilerliyoruz. Bu yolun sonu, zihnimize ektiğimiz tohumların biçilme anıdır.

Bir işe başlarken her şeyin güzel geçmesini dileriz, ama sürekli iş başında olan zihnimiz bir şeylerin ters gitme ihtimalini hatırlatır. Örneğin sınava girecek olan bir öğrenci kesinlikle kazanma isteği taşır, bir taraftanda ya kazanamazsam diye korkar. Beyinde iki farklı düşünce oluşur, ağırlıkta olan düşünce daha yoğun biçimde sıçrama yapar. Yani korku daha fazlaysa, korkulan sonuç gerçekleşir, kazanma inancı daha yüksekse, kazanma gerçekleşir.

Kısacası zihnimiz, düşüncelerimiz bitmek bilmeyen bir enerjidir. Beklediğimiz sonucun oluşması için, enerjimizi doğru kullanmalı, zihnimize olumlu tohumlar ekmeliyiz. Kaliteli bir meyve tohumu ekip, istediğimiz aradığımız lezzette olmadığını fark ettiğimizde, hatayı tohumda ararız. Aslında hata, tohumun oluşum evresinde gerekli koşulları sağlayamadığımızdan kaynaklanmaktadır. İnsan beyninin ürünü olan düşünce ve eylemler kişinin geçmişte yaşadığı olaylar ve deneyimler tarafından belirlenmektedir. Kişilik dediğimiz kavram bunların birleşimidir. Bilinçli olarak düşünülen her düşünce, biliçaltını etkiler ve bu etki düşüncenin gücüne ve arzunun derecesine bağlı olarak eyleme dönüşür.

Ohalde sorun, bu düşüncelerin kontrol edilmesi ve yönetilmesi sorunudur. Düşünce kontrolü zihinsel eğitim ve ciddi çalışmalar gerektirir. Bir anlamda insanın mutluluğu bu şekilde arttırılabilir. Günümüzde yoga, meditasyon, hipnoz ve gevşeme teknikleri kullanarak bilinçaltındaki olumsuz düşüncelerden arınan çok sayıda insan var, bunlardan biride benim.

Yaşadığımız her anın geri dönüşü olmadığını biliyoruz, hayatımızda keşkelerin olmaması için doğru düşünce tarzıyla inandığımız, güvenle beklediğimiz, bir hayata sahip olmak için, Tanrı’nın insanlığa verdiği bu armağanı doğru kullanmalıyız.

Dün, bugün ve yarın, bu üç kavramda dünü sürekli neden niçin böyle oldu diye sorgularız, keşkeler pişmanlıklar vardır dünde, dünde iyi gitmiş olayları özlemle hatırlarız. Yarınlar için hep projelerimiz vardır. Ama bugüne haksızlık ederiz, düne ve geleceğe odaklanırken, bugünü, anlarımızı ihmal etmemeli, yaşadığımız her ortama kaliteli meyve tohumları ekmeliyiz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok güzeldi. Kötü duygulara odaklandığımız gibi güzellikleride çağırmak bizlerin elinde,haklısınız. Sevgiler, mutlu kalın

Merve Ballı Acar 
 10.10.2011 11:21
Cevap :
Beğenmenize sevindim.İnanın bir müddet sonra,doğruya odaklanma, yaşam biçiminiz haline geliyor.  10.10.2011 12:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 31
Toplam yorum
: 50
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 1050
Kayıt tarihi
: 12.03.11
 
 

Merhaba,ismim Ayşegül Adıbelli Çetin. 3 çocuğa ve onların muhteşem hediyeleri olan 4 toruna sahibim...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster