Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Nisan '19

 
Kategori
Sinema
 

Farkındalık Yaratan Bir Film

 
Senaristliğini ve yönetmenliğini Ömür Atay’ın yaptığı başrollerinde Gözde Mutluer, Yiğit Ege Yazar ve Caner Şahin’in yer aldığı Kardeşler filmi seyirciden tam not almaya devamediyor. Bir namus cinayetinin gölgesinde birbirlerinin kaderini yaşamak zorunda kalan iki kardeşin hesaplaşmasının anlatıldığı filmi yönetmeni Ömür Atay ve başrol oyuncusu Gözde Mutluer anlatıyor ve “Toplumsal gerçekliğin sert ve bakılmayan bir alanını perdeye taşımak ve görünür kılmak önemliydi” diyor.
 
 Kardeşler filminin çıkış hikayesi nedir? Bu filmi izleyenler ne hissetsin, ne düşünsün istediniz?
Ömür A: Kardeşler filmi, ‘’öteki’’ kavramı üzerine bir şeyler yapmak fikri üzerine ortaya çıktı ve yerel kodlarla kendimizi onların üzerinden tanımladığımız ilk ötekilerimiz olan kardeşlerimiz konsepti üzerinden şekillendi. Sanat sineması çizdiği çerçeve alanında geçişken sınırlar yaratır ve seyircisine bir düşünce ve kavram alanı bırakır.  Toplumsal gerçekliğin sert ve bakılmayan bir alanını perdeye taşıyarak görünür hale gelmesi benim için kişisel olarak önemliydi. 
 
Kardeşler filmiyle yollarınız nasıl kesişti, diğerleri arasından neden bu filmde olmak istediniz?
Gözde M: Hikayeye dahil oluşum aslında normal bir süreçte ilerledi. Cast seçimi sürecinde deneme çekimine katıldım. Ardından Ömür Hoca ile film ve Yasemin karakteri üzerine sohbetlerimiz oldu ve projeye dahil oldum. Ömür Atay çok uzun yıllardır işlerini ilgiyle takip ettiğim ve bir gün çalışmayı çok arzu ettiğim bir yönetmendi. Senaryonun da kendisine ait olması hevesimi daha da arttırdı. Çok saygı duyuyorum yönetmen filmlerine. Öğrencilik yıllarımdan beri hayalim tam da böyle projelerde yer almak ve gerçekten anlatılmak istenen hikayeye hizmet etmekti. Bir oyuncunun ancak böyle işlerle kendisini geliştirebileceğine inanıyorum açıkçası.
 
Filmle ilgili beklentiniz nedir? Gişe yapıp yapmasıyla ilgileniyor musunuz yoksa kariyerinize ve kendinize yaptığınız bir yatırım olarak mı görüyorsunuz? 
Ömür A: Bir film yapmaya karar verdiğinizde ve filmi çekebildiğinizde ilk isteğiniz filminizi mümkün olduğunca çok insanın görebilmesi. Tabii ki vizyonda mümkün olabildiğince çok seyirciyle buluşmak istiyoruz. Dünyanın birçok farklı bölgesinde seyirciyle ilişki kuran bir film, dağıtım alanında ki zorlayıcı koşullar dışında kendi ülkesinde de seyirci bulur diye düşünüyorum. 
Gözde M: Ortaya konulan iş elbette izlensin izleyene dokunsun isterim, asla kaygı boyutunda değil bir temenni şeklinde belki... Filmin çalışma ve çekim süreci, festival yolculuğu kısacası her parçası benim için gerçek bir yatırım bu bambaşka bir konu.
 
Bu film sizi nasıl bir yere taşıyacaktır ve kariyerinizde nasıl bir farkındalık oluşturacaktır?
Ömür A: Kısa film üretiminden geliyorum ve film üreten bir sinemacıyım. Kardeşler filmi, film seyircisiyle yeniden, başka bir hikaye üzerinden bir ilişki kurma fırsatı benim için.  
Gözde M: Kardeşler filmi o farkındalığı çekimlere başladığımız anda oluşturdu bende aslında. Bu da sürecin bir parçası her senaryo her film başka bir şey yansıtabilmeyi sağlıyor izleyiciye.
 
Çek Cumhuriyeti'nde dünya prömiyerini yapmasının ardından nasıl tepkiler aldınız. Film farkını ortaya koydu diyebilir miyiz?
Ömür A: Kardeşler filminin dünya prömiyerini yaptığımız Karlovy Vary film festivali ve daha sonra davet aldığımız birçok uluslararası festivalde filmimizin algılandığını ve dünyanın farkı coğrafyalarında seyirci bulduğunu görmek beni ve ekibimizi çok mutlu ediyor. Birçok önemli festival programında yer bulmak bu farkın göstergesi olsa gerek. Bağımsız sinema doğası gereği daha özgür bir alan
 
Bağımsız sinema kendinizi daha özgür hissettiğiniz ya da bütün renklerinizi gösterebildiğiniz bir alan mı sizce? Bu konuda neler söylemek istersiniz?
Ömür A: Bağımsız sinema doğası gereği daha özgür bir alan. Piyasa ve gişe zorunluklarından daha özgür bir alan açıyor size. Ama unutmayalım ki bu alan, kapıları sonuna kadar açık ve sizi bekleyen bir alan değil aynı zamanda. Kişisel ifadenize ülkemizde her zaman davetiye çıkarılmıyor. Anlatacak kişisel bir hikayeniz ya da fikriniz varsa bu yolu siz kendiniz açıyorsunuz. Filminiz ise sadece Türkiye’de değil, tüm dünya sineması içerisinde kendine bir yer bulabiliyor. 
Gözde M: Evet, kesinlikle öyle ama gösterebilmekten de ziyade gerçek rengi görebildiğin, onun üzerine kafa yorduğun bir alan bana göre.
 
Karakteriniz Yasemin nasıl biri ve filmdeki ağırlığı nedir?
Gözde M: Yasemin bana göre saf, insanlara çok çabuk güvenen ve asla umutsuzluğa düşmeyen, sağlam bir karakter. İki erkek kardeşin hesaplaşmasına doğru giden yolda Yasemin’in hikayeye girişi birçok şeyi depreştiriyor ve bastırılmış geçmişin gün yüzüne çıkmasını sağlıyor. Bu anlamda bir eleştirmen karakterim için “Katalizör görevi görüyor,” demişti. Çok doğru bence de.
 
Bu rolle 25. Adana Film Festivali’nde Türkan Şoray Umut Veren Genç Kadın Oyuncu ödülünü aldınız. Bu ödül bu tarz roller oynamanıza dair arzunuzu ve motivasyonunu artırdı mı?
Gözde M: Arttırmaz olur mu hiç. Çok mutlu etti ödül beni. Sadece ödül değil Adana Film Festivali’ne katılmak da farklı bir deneyimdi benim için. Orada olmak bile başlı başına bir mutlulukken ödül almak nasıl  anlatacağımı bilemediğim bir duygu yaşattı gerçekten. Umarım böyle filmlerde daha çok yer alabilirim.
 
Kurbanların değil, katillerin dünyasında gezinen bir film Ömür Bey, namus cinayetini konu alan ve vicdanlarıyla savaşan iki kardeşin çatışma hikayesini anlatma tercihinizi hangi konuya bir tepki olarak açıklayabiliriz? 
Ömür A: Kardeşler temelde bir namus cinayeti filmi değil. Filmsel zaman olarak aile içerisinde işlenmiş bir kadın cinayetinin dört yıl sonrasında başlayan ve kurbanların değil katillerin dünyasında gezinen, suça bulaşan iki erkek kardeşi merkezine alarak suç ve ceza ile toplumsal ve bireysel vicdan alanlarında hikayeleniyor. Suça itilen masumların, Kardeşler filmi özelinde diğer söyleyişle, suça itilen çocukların karanlık dünyasına odaklanıyor. Bu hepimizin anlaması gereken karanlık bir alan ve kaynağı aynı yer. Bu çocukları bazen kadın cinayetlerinde bazen politik cinayetlerde, çoğu zamanda mafya çeteleri içerisinde tetikçi olarak karşımıza çıkıyorlar.  Beni harekete geçiren şey ise tepkiden çok bu karanlık alana sinema aracılığıyla yakından bakmak ve deşifre etmeye dayalı bir refleks diyebilirim. 
 
Toplumsal sorunlara baktığımızda, topraklarımızda birçok üzeri kapatılan ya da hala yüksek sesle konuşmaktan imtina edilen problemler var. Hal böyleyken sizin üzerine yoğunlaşmak istediğiniz bir sonraki toplumsal gerçekçilik ne olacak? Ya da sürekli bu konulara yönelmek gibi bir çabanız ve tercihiniz var mı? 
Ömür A: Bir film toplumsal sorunları çözemez ama farkındalık yaratabilir. Konuşulmayanı yüksek sesle söyleyebilir. Bir yönetmen olarak hayatın içinde kendisini hemen ele vermeyen yakından baktıkça anlayabildiğimiz hikayelerin daha fazla ilgimi çektiğini söyleyebilirim. Bu bazen toplumsal bir durum olmayabilir, bazen de çok özel ve kişisel bir alanda gelişen bir hikaye de olabilir. 
 
Peki ya siz Gözde Hanım, toplumsal konuları işleyen yapımlarda rol almak ve mutlaka derdi olan hikayelerde yer almak gibi net bir karara sahip misiniz?
Gözde M: Senaryo iyi işlendiğinde zaten bir derdi oluyor. Şunu biliyorum; toplumsal konuları işleyen yapımlarda başka bir kuvvet başka bir cürret geliyor sanki insana. Elbette ben de o hissi çok seviyorum. Umarım hep böyle işlerin içinde yer alma şansına sahip olurum.
 
Film üretimini destekleyen ve düzenleyen yasaların iyileştirilmeli Filmlerinizde oditionlara verdiğiniz önemi nasıl anlatırsınız? Biliyorsunuz son dönemde isim yapmış birçok genç isim odition vermeye mesafeli yaklaşıyor siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? 
Ömür A: Audition film üretiminin doğasında olan bir şey. Çoğunlukla auditionlarda oyuncunun yeteneğinden çok karakterin o oyuncu üzerinde nasıl durduğuna da bakıyoruz diyebilirim. Bu süreçten uzak durmak o zaman uzak duranların problemi haline geliyor sanırım. Birisi gelir ve o rolü alır ve oynar.
 
Sinema kökenli bir yönetmensiniz ve birçok imza attığınız dizi de var. Ancak son dönemde ekranda yoksunuz, dizilere bir mesafeniz mi var? 
Ömür A: Dizilere bir mesafem yok. Profesyonel olarak yönetmenlik aynı zamanda benim mesleğim. Son üç yıldır Kardeşler filmine odaklanmış olmam böyle bir algı yaratmış olabilir. 
 
Yeni projeleriniz olacak mı? Sırada neler var? 
Ömür A: Yeni bir filmin ön yazım çalışmasına başladım. Eş zamanlı olarak bir kurmaca belgesel de yapmak istiyorum. 
 
Sektöre dair sizi rahatsız eden, değişmesi ve düzelmesi gerek dediğiniz neler var? 
Ömür A: Film ve dizi üretim alanlarında birçok temel problemi var. Film üretimini destekleyen ve düzenleyen yasaların iyileştirilmesi ve sektörün problemlerinin çözülebilmesi için her şeyden önce meslek örgütlerinin güçlenmesi gerekiyor. 
 
Rol, tür veya yapım ayrımı yapmıyorum
 
4N1K’da sizi daha enerjik ve girişken bir rolde izlemişken bu filmdeki rol ve oyunculukla ters köşe yaptınız diyebilir miyiz? Siz kendi oyunculuğunuzu nasıl değerlendirirsiniz?
Gözde M: 4N1K projesi her zaman minnet duyacağım bir iş benim için. Bir dönüm noktasının ilk basamağı oldu. Evet, çok hızlı bir temposu var ve bir romantik komedi bu anlamda ters köşe diyebiliriz Kardeşler için. Kardeşler aynı zamanda benim ilk şehir dışında çekimlerinde yer aldığım iş oldu. Eskişehir’deki çekimler oyunculuğuma gerçekten benim açımdan farklı bir boyut kattı. Yaprak karakterinin ritmiyle Yaseminin ritmi çok farklı uçlarda. Zorlanacağımı düşünmüştüm ve açıkçası korku doluydum. Ama bu duyguların hepsi Yasemin'i oynarken çok işime yaradı.
 
Daha çok hangi rollere yapımlara ağırlık verme niyetindesiniz?
Gözde M: Rol, tür veya yapım... Ayrımı kariyerimin hiçbir döneminde bu şekilde yapmak istemiyorum. İyi senaryo, iyi yönetmen, iyi ekip her zaman kalp çarpıntısı yaratır bende. Bir işi kabul ederken ben bu işin neresindeyim, oynadığım karakteri ne kadar sahiplenebilirim gibi soruların yanıtlarını arayarak seçmeye çalışıyorum projeleri. Ve elbette hisler, içimden bir ses ‘evet’ diyorsa benim ağzımdan da evet çıkıyor.
 
Kariyerinizdeki yükseliş, size karşı artarak çoğalan ilgiye hala şaşıyor musunuz yoksa artık
alıştığınız bir döneme girdiniz mi?
Gözde M: Şaşırıyorum ve buna alışabilecekmişim gibi hissetmiyorum.
 
Hayatınızda bu günlerde neler var, neler üzerine kafa yoruyorsunuz?
Gözde M: 4N1K “4N1K Yeni Başlangıçlar” ismiyle Foxplay’de devam ediyor biz de haliyle setteyiz genelde. Resim yapmayı durdurmuştum farkında olmadan ona tekrar odaklanmaya çalışıyorum. Şan dersi almaya ve spor yapmaya da başladım, iyi bakmaya çalışıyorum kendime hem fiziksel hem de mental olarak. Çünkü oldukça yoğun bir dönemden geçiyorum.
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 29
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 28
Kayıt tarihi
: 13.12.18
 
 

Gazeteci ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster