Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Nisan '09

 
Kategori
Yoga / Meditasyon
Okunma Sayısı
1195
 

Farkındalık

Farkındalık
 

İnsan bilinci kendini çeşitli seviyelerde ve tabakalarda gösterir, her bireyin kendini ve evreni anlayış düzeyi farklıdır. Kimi eylemlerinin akmasına bilinçli bir şekilde dahil olurken kimi sadece eylemlerin sonucu ile ilgilenir. Varoluşun yasaları gereği her şey enerji seviyemiz ve bilincimizin bu yasalarla kurduğu bağlantılarla ilişkilidir. Peki bizler bu ilişki'nin ve varoluşumuzun ne kadar farkındayız? Hangi amaca hizmet ediyor ve varoluşumuzla yaşamın hangi boşluğunu dolduruyoruz? İşte farkındalık bu sorularla başlar. Tüm evren ve insanlıkla ortak bir bilinç olduğumuzu algılayacağımız farkındalığın bilincine kadar devam eder.

Aşağıda bahsedilen tüm bilinç ve enerjitik beden katmanları varoluşun belli bir düzen içinde oluştuğu'nun resmidir. Her yolculuğun bir başı vardır ve en uzun yolculuk bile tek bir adımla başlayacaktır. Peki bizim ilk adımımız ne olacak? Farkındalığımızı geliştirmek ve özde ne olduğumuzu hissetmek için ilk adım ne olacak? Düşünmemiz gereken ilk soru ''Ben neyim''? olmalıdır. Hepimiz her gün bir çok kez sözümüze ben diye başlarız peki ''ben'' gerçekten nedir?

İşte bu soru bizi Farkındalığa vardıracak mükemmel bir oyuna açılan kapıdır. Buna soğan oyunu derler. Yüzyıllardan beri oynanmaktadır. Aynı bir soğanın katmanları gibi içimizdeki gerçek ben'e giden yola ulaşmak için merkeze inebilmek için kullanılır. Kısaca anlatacak olursak sistem aslında çok basittir;

İlk soru ben neyim olacaktır. Akabinde akla gelen tüm cevaplar tüm hatlarıyla düşünülüp tüm olasılıklar gözden geçirilir. Örnekleyecek olursak;

Ben neyim? Ben sadece bu beden miyim? Bu beden ölecek o zaman her şey sonlanacak mı? Peki duygularım ve düşüncelerim nereden geliyor? Bedeni felçli olan insanlar var ve bilinçleri hala işlevsel ben diyebiliyorlar o halde ben sadece bu bedenmiyim? Mesela kolum olmasaydı benliğim eksik mi kalırdı?(bunun gibi bir çok soru eklenebilir)

Ben sadece duygularım mıyım?

Ben sadece düşüncelerim miyim?

Bu sorular böylece sürüp gidecek ve bilinçli bir şekilde ben dediğinizde ayrımına varacağınız içinizdeki diğer herşeyden bağımsız özünüzü bulana dek devam edecektir. Bu öz sayesinde bilinç serbest kalacak ve yemek, içmek, uyumak ve çalışmaktan öte bir amaç için varoluşun içinde olduğumuzu bize en kısa yoldan hissettirecektir.

FARKINDALIĞIN YEDİ SEVİYESİ

İnsan bilincinin kendine yedi seviyede veya yedi tabakada gösterdiği söylenir.
Biz onlara yedi beden olarak bakarız. Bu yedi bedenden herbiri kozmik birliğe ulaşmamızda yardmıcı olacak belli görevlere sahiptirler. Bilincin aynı ölçüde karşı konulmuş bu yedi seviyesi, bize bütüne varma yolunda korkular ve gerilimleri gösterebilir. Her zaman var olmayan bir gelecekte var olurlar. İdeal tedavi, yedi seviye için geçerli olan herşeyin akmasına izin vermeyi içerir.

İlk beden, bizim fiziksel bedenimiz bilincimizin en kaba görünüşüdür. Görevi bize tamamen an yaşatmak, ne yaparsak yapalım, fiziksel formumuzun farkında olmayı öğretmektir: Yürürken yürüdüğümüzün ve yerken yediğimizin farkında olmayı öğretmek.
Hepimiz fiziksel bedenin korkularının neler olduğunu biliriz: Hastalık, yatalaklık, ölüm.

İkinci beden eterik bedendir. Fiziksel bedenimizle aynı şekle sahiptir ama katılık ve yerçekimi etkisinden yoksundur. Düşlerimizin çoğu onula ilgidir. Eterik bedenin üstünde mantralar, semboller, tütsüler ve renk terapileri ile çalışılabilir. Görevi bize koşulsuz sevgiyi öğretmektir. Sınır, limiti ve koşulu olmayan sevgi, bir nesne ve bir çıkar üzerine odaklanmadan tamamen özgür sevgi...

Üçüncü beden astral beden olarak adlandırılrı. İlk iki bedenle aynı şekle sahiptir ama uzaysal limit tanımaz. Bundan “astral seyahat” tanım çkar. Üçüncü bedenimiz aynı zamanda sınırlamalarından biri olan geçmişe gidebilir. Geçmişteki arzuların kalıntıları astral bedeni çok büyük bir gerilim yaratarak kaplarlar ve bu durumdan ne olursa olsun bu arzular tamamen kabul ederek kurtulunabilir.

Dördüncü beden mental beden, adından da belli olduğu gibi düşüncelerden oluşmuştur. Bizim zihinlerimizle ve düşünme olayımızla bir tutulur. Bedenin gerilimi düzensizliktir. Biz daima düşünüyoruz, yaşadığımız sürece bir düşünce diğerini kovalıyor. Bazen öyle, bazen böyle yaparız. Mental bedeni dinlendirmenin yolu seçici olmayan uyanklıktır ve bu düşüncelerimizi onlara karışmadan gözlemektir.

Beşinci beden ruhsal beden olarak adlandırılır. Bunun görevi kendini tanımadır. Beşinci bedenin ıstırabı, gizemcilerin ilahi honutsuzluk dedikleri şeydir: İçimize bakarız, meditasyon yaparız ve kendimizi araştırırız ama hiçbir zaman kim olduğumuzu bulamayız.
Ruhsal beden için tedavi sessiz meditasyondur.

Altıncı beden, veya kozmik beden insan olarak kendimiz ve kozmik birlik arasındaki sınırdır. Ego’nun varoluşu ile, kendini bütünden ayrı tutma çabası ile son kez çarpıştığı yer burasıdır. Altıncı seviyeyi amanın yolu bireyselliğimizin gidişine izin vermek ve evrenin içine karışıp, kaybolmaktır.

Yedinci beden, nirvanik beden , herşeyin kaynağı olarak adlandırılır. Bu diyarda, herşey kazanılmış ve herşey kaybedilmiştir, ve kişi varoluşla birlikte hareket eder.

Levent AKKAYA

www.tarotanalizleri.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 11
Toplam yorum
: 31
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 4010
Kayıt tarihi
: 09.04.08
 
 

Yaşam büyük bir bütün ve her birimiz bu bütünlüğün birbirine bağlı harika parçalarıyız.  Biribiri..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster