Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Nisan '17

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
135
 

Farkındalık

2006'lı yıllarda sosyal medya çılgınlığı çığ gibi büyürken, gençler arasında takma isim (rumuz) moda haline gelmişti. Her genç gibi bende özenmiş ve bir siteye üye olup kendime ait sayfamı Jedanın Neşeleri olarak açmıştım.

Tarih 2017'nin Nisan ayını gösterirken, profilimi biraz hafifleştirmek amaçlı bazı paylaşmış olduğum gönderilerisilerken sitenin kurucusu olan Mark Zuckerberg'a yazdığım anılarımı gördüm.

Yıl 2008.. 'ow my good. Bir ikizler burcunu kızdırmanın ne demek olduğunu henüz bilmeyen site kurucusu sitesinden takma isim kullanan üyelerin profillerini kapatıyormuş. Buna maruz kalan JedanınNeşeleri sakinleştirici alıyor..' yazmışım. Tabii takma ismimisilerek gerçek adımı yazma durumunda kalarak Seda Uncu yaptım.

Başka bir tarihte.. 'hala o içimdeki Jedanın Neşelerini paylaşmak için giriyorum siteye. Bariz bir şekilde gerçek adımın yani Seda Uncu yazdığını görüyorum. Sonra birde öğreniyorum ki, sevgili site kurucusu bu işin peşini bırakmış. Kendimi kandırılmış hissediyor, inceden asabileşiyor, bir yerlerden Orhan Gencebay çalacakmış gibi  bir his doğuyor içime. Halbuki Jedanın Neşeleri olarak daha fazla Aydilge dinleyerek kahve fincanındaki kısmetime hayatın rengini sormam gerekmiyor mu?..'

Bir başka tarihte.. 'artık bu sitedeki paylaşılan resimleri herkes görebilecekmiş. Kullanıcı kontrolü yok oluyor yani. Bak dostum Mark, her yılın son aylarında neden ön plana çıkmak istediğini anlamak zor ama beklentiler kullanıcıları kızdırmakla karşılanmaz ki..' 

Şimdi, eğer benim bir asosyal örneği olduğumu düşünürseniz; bu durum abartı duygunun ön plana çıkmasıdır. Hevesle her yerde online olma arzusu yada gençlik diyebiliriz. 

2014 Aralık yılında.. ' sevdiklerinizle konuşurken gözlerinin içine bakın..' yazmışım. Farkındalık burada başlıyor işte. Birinin gözlerine bakmaya ihtiyacımız var. Kendimize söz vererek asosyallige giden hayatımıza bir dur diyebiliriz. Elbette teknolojiyi takip edecek, gerektiğinde faydalanacak, yeniliklere yenilmeden ayak uyduracağız ama bizler konuşmayı, göbek yaptığını bildiğimiz halde dostlarla kahve içmeyi, eskisigibi kaldırımlarda çekirdek çitlemeyi, uzun uzun dinlemeyi ve anlatmayı illa anlatmayı. Özetle kendimiz olmayı çok özlüyoruz.

Düşünmek lazım, hayatın bize dağıttıkları mı yoksa bizim inandıklarımız mı daha önemli.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 56
Toplam yorum
: 19
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 177
Kayıt tarihi
: 19.03.17
 
 

Yazar güler gezer ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster